11.12.2019 Tersan Tersanesi, ‘Bjorg Pauline’ isimli canlı balık taşıma gemisini suya indirdi

 Tersan Tersanesi tarafından Norveçli Nordlaks firması için yapılan “Bjorg Pauline” isimli LNG hibrit tahrikli canlı balık taşıma gemisi düzenlenen törenle denize indirildi.

Yalova’nın Altınova ilçesindeki Tersan Tersanesi’nde Norveç merkezli Nordlaks firması için inşa edilen “Bjorg Pauline” isimli canlı balık taşıma gemisi denize indirildi.

Tersaneler bölgesinde faaliyet gösteren Tersan Tersanesi’nde yapımı tamamlanan 84,25 metre uzunluk ve 19 metre genişliğe sahip “Bjorg Pauline” adlı gemi için tören düzenlendi.

Törende konuşan Tersan Tersanesi Genel Müdürü Mehmet Gazioğlu, Nordlaks firmasıyla iki gemi inşası için anlaştıklarını söyledi.

Bunlardan ilkini teslim etmenin gururunu yaşadıklarını belirten Gazioğlu, “Bu gemi, tersanemiz ve ülkemiz için çok önemli çünkü yeni nesil off-shore kültür balıkçılığı sektöründe hizmet veren, en son teknolojilerle donatılmış öncü gemilerin ilki olacak. Bu canlı balık taşıma gemisi, Nordlaks ile aynı zamanda Norveç ile olan güçlü ve geleceğe taşınacağına inandığımız partnerliğimizi de temsil ediyor” dedi.

Gemide iki adet, 2 bin metreküp kapasiteli balık taşıma tankının bulunduğunu aktaran Gazioğlu, LNG hibrit konsepti ile doğal gazdan elektrik üretilerek geminin pervane ve güç sistemlerinin çalıştırıldığını dile getirdi.

Gazioğlu, gelecek yıl ilkbaharda teslim etmeyi planladıkları ikinci gemide ise ayıklama, oksijen ve hidrojen peroksit sistemleri ile ozon jeneratörü çalışmalarının yapılacağını anlattı.

Nordlaks firması yetkilisi Inge Berg de yeni nesil geminin sektöre katkı sağlayacağını belirterek tersanenin tüm çalışanlarına teşekkür etti.

Yalova Valisi Muammer Erol ve diğer protokol üyelerinin kurdele kesiminin ardından geminin suya indirme işlemi tamamlandı.

9.12.2019 MSC Cruises’ın özel adası Ocean Cay MSC Marine Reserve, ilk misafirlerini karşıladı

MSC Cruises, Bahamalar’da yeni ve özel destinasyonu olan Ocean Cay MSC Marine Reserve adasında ilk misafirlerini ağırladı.

Adanın açılışı, MSC Cruises için büyük bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Çok yönlü bir restorasyon projesinin bir parçası olarak şirket, bir zamanlar endüstriyel kazı alanı olan adayı göz kamaştıran tropik bir destinasyona çevirdi ve adayı çevreleyen okyanus yataklarını, deniz yaşamını ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan mercanları canlandırmak adına, çevre mühendisleriyle ve diğer uzmanlarla birlikte çalıştı.

Ocean Cay MSC Marine Reserve’in çevresel açıdan sağlam duruşu, eşi benzeri görülmemiş bir başarı olmakla beraber Şirket’in çevresel hedeflerini gerçekleştirebilmesinin yanı sıra en iyi ziyaretçi deneyimini sunmak için hazırlıklarını tamamlaması neredeyse üç yılını aldı.

Temizlenen 7.500 tonluk metal atığa ek olarak, temizlik süreci boyunca uzman dalgıçlardan ve deniz biyologlarından oluşan bir ekip, okyanus yatağından sert mercan kolonileri çıkarttı ve bunları inşaat alanının dışında uygun  bir lokasyona yerleştirdi.

Biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir bir çevre oluşturmak için önlemler alınarak ada içerisine 75.000’den fazla bitki ve çalı ekildi.

7.12.2019 Costa Cruises, LNG yakıtlı ‘Costa Smeralda’yı teslim aldı

Costa Cruises, yeni amiral gemisi ve LNG destekli ilk gemisi olan Costa Smeralda’yı teslim aldı. Devir teslim töreni, Finlandiya’daki Meyer Turku Tersanesi’nde yapıldı.

Costa Cruises, yeni amiral gemisi ve LNG destekli ilk gemisi olan Costa Smeralda,  Meyer Turku Tersanesi tarafından teslim edildi.

Costa Smeralda, Carnival Corporation’ın bu yıl dördüncü yeni gemi teslimatı ve AIDA markasının dünyanın ilk LNG yakıtlı yolcu gemisi olan AIDAnova’sından sonra ikinci LNG destekli gemisi.

Costa Smeralda, Costa Cruises için LNG destekli iki yeni kardeş geminin ilki. İkinci gemi Costa Toscana şu anda Meyer Turku’da inşası devam ediyor ve geminin 2021’de teslim edilmesi planlanıyor.

Costa Cruises Başkanı Neil Palomba, “Costa Smeralda, LNG’nin yolcu gemisinde öncü bir teknoloji olan yolcu gemilerinde kullanılmasını daha da artıracak. Çevresel etkimizde önemli bir azalmayı garanti ettiği için deniz taşımacılığındaki heyecan verici bir gelişme. Costa Smeralda, önemli bir ürün yeniliğidir ” dedi.

Costa Smeralda, çevre dostu işlemleri daha da desteklemek için tasarlanmış bir dizi teknolojik yenilik içeriyor. Gemi, bir ısı geri kazanım sistemine, düşük sürtünmeli gövdeye sahip bir tasarıma, rejeneratif frenleme ile enerjiyi geri kazandıran asansörlere ve verimli LED aydınlatmaya sahip. Operasyonel olarak gemi tek kullanımlık plastiklerin kullanımını en aza indirecek ve geri dönüşümü en üst düzeye çıkaracak. Costa markasının gıda atıklarını azaltmaya ve sosyal amaçlar için fazlalıkları geri kazanmaya adayan 4GOODFOOD programı da Costa Smeralda’da uygulanacak.

Costa Smeralda, 18 Aralık’ta Barselona’da LNG ile yakıt ikmali yapılacak ve Meyer Turku’dan ayrılacak. Gemi 21 Aralık’ta Marona, Barselona, Palma de Mallorca, Civitavecchia ve La Spezia’da bir hafta süren yolculuk için ilk seferinde Savona’dan başlayacak.

Costa Smeralda, Costa Toscana ve AIDAnova’ya ek olarak , Carnival Corporation, 2020 ve 2025 yılları arasında beklenen teslimat tarihleriyle sipariş üzerine 8 adet LNG destekli yolcu gemisine sahip. Carnival, mevcut filosu için egzoz gazı temizleme donanımına büyük bir yatırım yaptı.

7.12.2019 Suat Hayri Aka, yeni görevine başlıyor

Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi olarak atanan Suat Hayri Aka, yeni görevine başlıyor.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın son müsteşarı olarak görev yapan Suat Hayri Aka, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi olarak atandı. Geçtiğimiz Eylül ayında Dışişleri Bakanlığı Büyükelçi ve Daimi Temsilci atamalarını duyurmuştu.

Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar Resmi Gazetede yayımlandı.

Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi olarak eski müsteşar Suat Hayri Aka’nın atandığı duyurulmuştu.

7 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararda, “3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2,3 ve 4 üncü maddeleri gereğince Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Ali Rıza Çolak merkeze alınmış ve bu suretle boşalan Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliğine Suat Hayri Aka atanmıştır.” ifadeleri yer aldı.

7.12.2019 Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat onaylandı

Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlandı.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ onaylandı.

İstanbul’da 27 Kasım’da imzalanan ‘Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Akdeniz’de uluslararası hukuk kurallarından kaynaklanan tüm egemenlik haklarını ve/veya yetkilerini kullandığı deniz alanlarının, bütün ilgili faktörler göz önünde bulundurularak adil ve hakça sınırlandırılmasının yapılmasını kararlaştırdı.

6.12.2019 WWF: Akdeniz ülkeleri denizlerini yeterince koruyamıyor

“2020 Öncesi Akdeniz Ülkelerinin Denizlerini Koruma Karnesi” başlıklı rapor, geçen 10 yıl içinde hemen hemen bütün Akdeniz ülkelerinin, 2020’ye kadar yeterli deniz koruma ağı oluşturma konusundaki yükümlülüklerini yerine getirme konusunda başarısız olduğunu ortaya koydu.

1976’da kabul edilen Barselona Sözleşmesi’ne taraf olan Akdeniz ülkeleri, denizlerin korunması konusunda kat ettikleri yolu masaya yatırmak üzere İtalya’nın Napoli kentinde bir araya geldi. Toplantıda hükümetlerin denizlerdeki biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak ve mevcut kayıpları geri kazanabilmek için 2020 sonrasına yönelik yeni eylem planları üzerinde anlaşma sağlamaları bekleniyor.

Barselona Sözleşmesi, Akdeniz’in kirliliğe karşı korunmasını ve deniz biyolojik çeşitliliğini korumayı amaçlıyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) raporu, Barselona Sözleşmesi’nin ve sözleşmeye taraf olan ülkelerin bu amaçlarına ulaşamadığı gibi Akdeniz’in petrol ve doğal gaz faaliyetlerinin baskısı altında olduğunu gösterdi. Buna göre Akdeniz’in sadece yüzde 1,27’si etkin şekilde korunurken, bunlar da ağırlıkla Akdeniz’in kuzeyinde yer alıyor.

WWF’nin raporuna göre, Hırvatistan, İtalya, Yunanistan, Slovenya ve İspanya, korunacak deniz alanlarının önemli bir bölümünü belirledi, ancak yeterli koruma önlemlerine sahip deniz koruma alanları birkaç küçük yerle sınırlı veya Akdeniz’in zengin biyolojik çeşitliliğini korumak için yetersiz.

Arnavutluk, Cezayir, Kıbrıs, İsrail, Fas, Karadağ, Slovenya ve Türkiye gibi ülkelerdeki çalışmalar da birkaç küçük deniz koruma alanıyla sınırlı. Mısır, Lübnan, Libya, Suriye, Tunus ve Monako’da ise koruma altında olduğu öne sürülen alanlar onaylanmış ya da uygulama altında olan bir yönetim veya izleme planına sahip değil. Akdeniz’in yalnızca yüzde 0,03’lük kısmı insan etkisinden uzak ve güçlü bir deniz koruma alanı yönetimine sahip.

“RADİKAL BİR DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR”

WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Barselona Sözleşmesi, Akdeniz ülkelerine işbirliği için eşsiz bir fırsat sunuyor ancak bugün gelinen noktada radikal bir değişime ihtiyaç var. Akdeniz ülkelerinin, denizel biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki ilgisinin yetersizliği denizlerimizin her türlü tehdide ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasız kalmasına neden olurken, denizlerde sürdürülebilir bir ekonomiyi gerçekleştirme çabalarını da olumsuz etkiliyor. Akdeniz ülkelerinin liderleri, denizlerdeki biyolojik değerlerin korunmasını ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliğini birinci öncelik haline getirmeli ve 2030 yılına kadar Akdeniz’in en az yüzde 30’unu etkin bir şekilde korumayı taahhüt etmeli.”

Kalem, 2009’dan bu yana Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve yerel paydaşlarla işbirliği içinde Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde deniz koruma alanlarının daha etkin yönetimi adına önemli çalışmalar yaptıklarına değinerek, örneklerin hızla artmasını ve gelecek 10 yıl içinde Türkiye’nin denizel zenginliklerini bütünüyle temsil edecek sayıya ve alana ulaşmayı beklediklerini belirtti.

5.12.2019 Yalova’da tersaneler 931 milyon dolarlık ihracat yaptı

Yalova Altınova Tersane Girişimcileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Fazıl Uzun, “2019 yılının 11 ayında 931 milyon 175 bin dolar tutarında ihracat yapıldı. Aralık ayında da teslim edilecek gemilerle yıl sonunda önceki yıl rakamının yakalanacağını, belki de geçileceğini öngörmekteyiz” dedi.

Yalova, tersanelerin gösterdiği başarıyla Türkiye’de Kasım ayı verilerine göre ihracatını en fazla artıran il oldu.

Yalova Altınova Tersane Girişimcileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Fazıl Uzun, gazetecilere yaptığı açıklamada gemi ihracatının yüzde 70’inin Yalova’dan yapıldığını ifade etti.

İlin ihracat hacminde önemli rol oynayan Yalova-Altınova Tersane Bölgesi’nin yaklaşık 6 kilometrelik bir kıyı şeridi bulunduğunu aktaran Uzun, “Sektörümüz yatırımcıları ve çalışanlarının inanç ve gayretleri sayesinde dünya denizcilik camiasında tanınan ve tercih edilen gemi inşa, bakım ve onarım bölgesi haline gelmiştir. Halen 23 bini aşan çalışan var. Tersanelerimizde yılda 55-60 gemi ve tekne inşa edilmekte, 750-800 gemiye bakım-onarım hizmeti verilmektedir.” diye konuştu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre 2018 yılında Türkiye’nin gemi yat ihracatının 990 milyon dolar olduğunu ifade eden Uzun, şöyle konuştu:

“2019 yılının 11 ayında 931 milyon 175 bin dolar tutarında ihracat yapıldı. Aralık ayında da teslim edilecek gemilerle yıl sonunda önceki yıl rakamının yakalanacağını, belki de geçileceğini öngörmekteyiz. Bakım onarım hizmetlerimiz de 600 milyon doları aşkın döviz kazandırmaktadır. Kalite, zamanında teslim, değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilecek esneklik içeren müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımı, sektör çalışanlarının sosyal hakları ile iş güvenliği ve çevre tedbirlerine gösterilen özen, Türk tersanelerinin tercih edilmesi için önemli etkenlerdir.”

SON TEKNOLOJİYLE DONATILAN GEMİLER DÜNYAYA DAĞILIYOR

Tersanelerin çalışmalarında hibrit, elektrikli sevk ile uzaktan kumanda sistemleri gibi yeni teknolojiler kullandığını da sözlerine ekleyen Uzun, şu ifadeleri kullandı:

“İleri teknolojilere sahip sistemlere sahip römorkör, balıkçı gemileri, araştırma gemileri, rüzgar türbini inşa-bakım gemileri, feribot ve yolcu gemileri inşa edilmektedir. İnşa edilen gemilerin büyük çoğunluğu Norveç, İzlanda, İngiltere, Fransa, Danimarka, Kanada, İrlanda, Rusya gibi ülkelere ihraç edilmektedir. Bu gemilerin bazıları, ‘dünyanın en büyük balık fabrika gemisi’, ‘dünyanın ilk uzaktan kumandalı römorkörü’, ‘Türkiye’de inşa edilen en büyük yüzer havuz’ gibi unvanlara da sahiptir.”

Halen Türkiye’de ilk kez kruvaziyer yapıldığını da hatırlatan Uzun, bunun dışında bazı tersanelerin sipariş defterlerinin de 2022 yılına kadar dolu olduğunu söyledi.

5.12.2019 Rumlar, Doğu Akdeniz’deki yeraltı kaynakları için Lahey’e başvurdu

Türkiye ile Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları nedeniyle uzun süredir gerginlik yaşayan Rum yönetimi, ‘Doğu Akdeniz’deki yeraltı zenginliklerini koruma altına almak için Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen bir enerji konferansında yaptığı konuşmada ‘Doğu Akdeniz’ konusunu Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na taşıdıklarını açıkladı.

Doğu Akdeniz’deki durumu Lahey’e taşıdıklarını söyleyen Anastasiadis, ‘bölgelerindeki’ haklarını koruma altına almak için hukuki tüm yollara başvurduklarını belirtti.

Anastasiadis, “Egemen haklarımızın korunmasında öngörüyoruz. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemen haklarını korumak için her yasal silahı, her uluslararası forumu, her uluslararası örgütü kullanacağımızı söyledik” dedi.

ATİNA’DAKİ ELÇİLİK KABUL ETMEDİ

Rum lider, Lahey’e başvuru ile ilgili Atina’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne bildirim yapmaya çalıştıklarını ama başarılı olamadıklarını ifade etti.

Anastasiadis, ilgili dosyanın Türkiye’ye başka yollarla gönderildiğini söyledi.

3.12.209-4 büyükşehir, temiz Akdeniz için yol haritası çiziyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Adana, Antalya ve İskenderun Büyükşehir Belediyeleri ile temiz bir deniz için kolları sıvadı. Dört büyükşehir belediyesinin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ile birlikte gerçekleştireceği ortak projelerle Akdeniz’de yaşanan deniz kirliliğine bütünleşik çözüm önerileri getirilmesi hedefleniyor.

Mersin, Adana, Antalya ve İskenderun Büyükşehir Belediyeleri, Akdeniz körfezinde yaşanan deniz kirliliğinin önüne geçmek için bir araya geldi. Bu kapsamda ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü partnerliğinde Akdeniz’e kıyısı bulunan dört büyükşehir belediyesi temsilcilerinin katıldığı “Deniz Kirliliği Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu toplantı düzenlendi.

Toplantıda Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Barış Salihoğlu, Enstitünün Akdeniz’de bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar ışığında özellikle Mersin, Antalya ve İskenderun körfezlerindeki su kalitesi durumu ve belediyelerin işbirliği ile denizin nasıl daha temiz ve kullanılabilir hale getirilebileceği hakkında bilgiler paylaştı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı İbrahim Evrim, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Bülent Halisdemir, Denizcilik Hizmetleri ve Denetimi Şube Müdürü Ayhan Demir ve ilgili personelin aralarında bulunduğu toplantıya, Adana, Antalya ve Hatay Büyükşehir Belediyelerinin temsilcileri katıldı.

AKDENİZ İÇİN ORTAK PROJELER PLANLANIYOR

Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Evrim, toplantının önemine vurgu yaparak, “Hakikaten kıyılarda durumun bu kadar vahim olduğunu şahsen bilmiyordum ama aynı durumla çok kısa zamanda bizim kendi körfezimizde de karşılaşabileceğimizin tehlikesi, şu toplantının ne kadar isabetli bir ön adım olduğunu göstertiyor. Dört belediyede de aynı anlayışta bir yönetimin olması bizi biraz daha heyecanlandırıyor. Bu anlayışla ortak bir şeyler yapma arzumuz daha güçlü. Antalya’da iklim değişiminin kıyılara olan etkisi konusunda çok ses getiren projeler yapıldı. Dolayısıyla orada deneyimli arkadaşlarımız var” dedi

“SES GETİRECEK PROJELERE İMZA ATABİLİRİZ”

Kıyı belediyelerinin kısa sürede olumlu veriler elde edilebilecek projeleri gerçekleştirebilme potansiyeli olduğunu belirten Evrim, “Erişilebilir, hayalci olmayan kısa sürede olumlu veriler ve faydayı bize ulaştıracak bir veya birden fazla projeye başlayabiliriz. Ortaklaşa gerçekleştireceğimiz projeler yapılabilir. Ulusal ya da uluslararası fonlardan yararlanabilme umudumuz mutlaka olacaktır, fakat bunlara bel bağlamadan yapabileceğimiz bir proje ortaya koyduğumuz zaman bunun ses getireceğini ve örnek alınacağını tahmin ediyorum” ifadelerine yer verdi.

DENİZ KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ HEDEFLENİYOR

Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Salihoğlu ise Akdeniz kıyılarında artan insan baskısından kaynaklı su kalitesinin bozulmasının önüne geçilebileceğini ve bu amaca ulaşmak için enstitünün daha önce Marmara Denizinde gerçekleştirdiği çalışmaların benzerini Akdeniz’de uygulayarak, bölgeye özgü yönetim ve su kalitesi iyileştirme planları oluşturmak istediklerini söyledi.

Planlanan proje ile Mersin, Antalya, Adana ve Hatay kıyılarında oluşturulabilecek ‘Su Kalitesi Gözlem Ağı’ denizler üzerinde büyük bir baskı oluşturan yaz nüfusu artışını da dikkate alıp, denize giren kirletici yüklerini azaltmak için deniz deşarj konumları ve derinlik önerileri getirilebilecek. İleriki safhalarda denizde kurulacak gözlem ağının daha da geliştirilerek deniz suyu kalitesini gerçek zamanlı izlemek, tahmin ve uyarı sistemleri geliştirmek için oşinografik şamandıra sistemleri kurulması ve elde edilen verilerin internet aracılığı ile tüm halka sunulması planlanıyor.

Toplantıda, belediye temsilcilerinin de kendi kıyılarında yaşadıkları sorunları paylaşması ve Deniz Bilimleri Enstitüsü ile birlikte ortak projelerle Akdeniz’de yaşanan deniz kirliliğine bütünleşik çözüm önerileri getirilmesi niyeti ortaya konuldu. Tüm temsilcilerin tekrar bir araya gelerek, proje geliştirme konusunda adımların atılacağı ikinci toplantının Adana’da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.