(Kaynak: DENİZ HABER AJANSI)

15.06.2020 Shenzhen, büyük LNG bunkering merkezi planlıyor

Hong Kong, Shenzhen bölgesinde LNG ithalatı için bir merkez olan Yantian limanında, yakında büyük ölçekli LNG bunkering (İkmal) operasyonları için altyapı oluşturulacak.

Hong Kong, Shenzhen bölgesinde LNG ithalatı için bir merkez olan Yantian limanında, yakında büyük ölçekli LNG bunkering (İkmal) operasyonları için altyapı oluşturulacak.

Yantian Bölge Hükümeti, PetroChina ve Shenzhen Gas Group ile yapılan bir anlaşma ile Yantian Limanlar Grubu, yılda 230.000 tonluk bir tesis olacak ‘’Shenzhen Uluslararası LNG Deniz Akaryakıt Merkezi’’ni inşa edecek. Bu merkez, ülkede türünün ilk örneği olacak. Devlet medyasına göre, ortaklar uzun vadede kapasiiteyi yılda iki milyon tona ve yıllık cirosunu da 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

LNG, endüstride petrole en uygun alternatif olarak giderek daha fazla tanınıyor. Ayrıca içinde bulundurduğu zararlı partiküller ve SOx, sera gazı emisyonu gibi sağlığı tehdit eden salınımları daha düşük. Biyogaz gibi gelecekteki düşük karbonlu / karbonsuz alternatiflere potansiyel bir “köprü” yakıt olarak da görülmektedir.

LNG ile çalışan kargo gemilerinin sayısı git gide artıyor ve yakında en büyük okyanus gemileri ve tankerlerini de buna dahil olacak. 2017’de CMA CGM, yeni bir LNG yakıtlı Megamax gemisi sipariş etti. Geçen yıl Shell, on yeni LNG yakıtlı Aframax ham tankerini kiralamayı kabul etmişti.Bununla birlikte, yakıt bulunabilirliği LNG ile çalışan gemiler için hala bir kısıtlama olarak görülüyor .

Çin, LNG bunkeri sağlama kapasitesine sahip az sayıda limana sahip. Yantian Port, bu LNG ikmal merkezi inşasının bu sorunu çözeceğini ve limanın yeşil bir operatör olarak imajını geliştirmesinin yanı sıra, ekonomiyi de güçlendireceğine inanıyor. Çin Devlet Varlık Denetleme ve Yönetim Komisyonu, projeyi CNPC’nin LNG yakıt ikmalinde stratejik bir avantaj ve LNG Bunkering ağı inşasını teşvik etmenin bir yolu olarak görüyor.

15.06.2020 40.000 cruise gemisi mürettebatı gemilerinde mahsur kaldı

Miami Herald’a göre, deniz seyahati endüstrisinin kapandıktan üç ay sonra, tahmini 40.000 cruise gemisi mürettebatı gemilerinde mahsur kaldı.

Miami Herald’a göre,  deniz seyahati endüstrisinin kapandıktan üç ay sonra, tahmini 40.000 cruise gemisi mürettebatı gemilerinde mahsur kaldı.

Bu sayı, gemiden gemiye transferleri ve sadece okyanus ötesi mürettebat seferlerini içeren olağanüstü bir küresel bir çabayı yansıtıyor. Çünkü sadece bir ay önce, aynı rapor, dünya çapında 100.000 denizcinin cruise gemilerinde mahsur kaldığını tahmin ediliyordu.

Limana ve hava yolculuğuna erişemeyen birçok kruvaziyer hattı, mürettebatı eve taşımak için kendi gemilerini kullandı. 20’den fazla yolcu gemisi geçen ayın sonunda Manila Körfezi’nde toplandı ve mürettebatını gemiden indirmek için gereken 14 günlük karantina süresine başladı.

Sınırlı sayıda devlet, kruvaziyer hatları mürettebatının kıyıya transfer edilmesine ve eve uçmalarına izin veriyor, ancak katı kısıtlamalar eşliğinde. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri mürettebatın ülkesine geri dönüşüne, ancak özel karayolu taşımacılığı, özel uçuşlar ve özel durumlar için yasal bağlayıcı bir sözleşme ile izin veriyor.

15.06.2020 Ford ve Volkswagen elektrikli araçlarda işbirliği yapacak

Ford ve Volkswagen elektrikli ve ticari araçlar ile sürücüsüz araçların üretimi için işbirliği yapacak.

Ford ve Volkswagen elektrikli ve ticari araçlar ile sürücüsüz araçların üretimi için işbirliği yapacak.Amerikan otomobil üreticisi FordMotor ve Alman otomobil üreticisi Volkswagen AG, elektrikli araçlara, ticari araçlara ve sürücüsüz araçlara yönelik projeler üzerinde iş birliği anlaşmaları imzaladılar.

Anlaşma kapsamında Ford Motor, Volkswagen’in modüler elektrikli sürüş araç setini kullanarak 2023’ten başlayarak Avrupa için yeni elektrikli araçlar üretecek. Volkswagen de Ford tarafından mühendisliği yapılan bir city van ve 1 tonluk kargo van üretecek. Ford Ranger platformu kullanılarak bir pikap üretimi de 2022’de başlayacak. Bu kapsamda iki şirket 8 milyon adet ticari araç üretecek.

MALİYET AZALTACAKLAR

Ford ve Volkswagen 2019 yılı ocak ayında otonom sürüş teknolojileri, elektrikli otomobiller ve hafif ticari araç konularında ortaklık yapacakları duyurulmuştu. Her iki üretici bu sayede milyar dolar seviyelerinde maliyet azaltmış olacak.

Ford yaptığı açıklamda geçen yılki anlaşmanın genişletileceğini belirterek Avrupa pazarı için yeni bir elektrikli model üzerinde çalıştığını da kaydetti. 2023 yılından itibaren elektrikli araçtan 600 bin adet üretebileceğini bildirdi.

13.06.2020 Türkiye’nin rüzgar enerjisi karnesi ‘pekiyi’

Türkiye’nin birçok yerinde 2019 itibarıyla 3 bin 285 türbin dikildi, 198 santralde toplamda 8 bin 56 megavat seviyesinde kurulu güç, enerji sistemine kazandırıldı.

Dünyada 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi sonrasında ülkelerin alternatif enerji arayışıyla rüzgar enerjisi, küresel elektrik üretiminin parçası haline geldi. Bugün itibarıyla küresel rüzgar enerjisi kurulu gücü 651 gigavata ulaşarak toplam elektrik üretiminde yaklaşık yüzde 6 pay alıyor.

Rüzgar enerjisi ilk kez ulaşım amacıyla milattan önce Mısır’da Nil Nehri’nde, daha sonra su pompalarının çalıştırılması için Çin’de kullanıldı.

Farklı coğrafyadaki uygarlıkların tarım, ulaştırma ve enerji üretimi alanında kullandığı rüzgar enerjisi, modern anlamda Danimarka’da geliştirilen yatay eksenli rüzgar türbinleri sayesinde 1897 yılında başlamış oldu.

ABD ve petrol tüketen ülkelerde 1970’lerde başlayan arz sıkıntısı nedeniyle alternatif arayışları sonrasında rüzgar da elektrik üretiminde yer almaya başladı.

Danimarka’nın 1973’teki yönetiminin petrol bağımlılığının yüzde 90’a çıkmasıyla önce kömürden, daha sonra nükleer enerjiden elektrik üretimine geçildi ancak dünya genelindeki çevre endişeleri nedeniyle kara alanları kısıtlı olan ülkede deniz üstü rüzgar santralleri de enerji üretim çeşitliliğindeki yerini aldı.

Bugün tek bir türbin kapasitesinin 10 megavat kurulu güce ulaşmasının yanında düşük ve yüksek hızlarda çalışan rüzgar santralleriyle elektrik üretimi daha verimli hale geldi.

Öte yandan, geçen yıl sonu itibarıyla küresel ölçekte rüzgar enerjisi teknolojilerine yatırım tutarı 99 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Geçen yıl itibarıyla küresel rüzgar enerjisi kurulu gücü bir önceki yıla göre 60 gigavat artarak 651 gigavata ulaştı. Böylece rüzgar enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 6’yı buldu.

“Karasal rüzgar enerjisi kapasitesinin 100 gigavata çıkması mümkün”

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) verilerine göre, Türkiye’de enerji sektörü son 10 yılda en çok büyüme gösteren ilk üç sektörden biri oldu.

Türkiye’nin birçok yerinde 2019 itibarıyla 3 bin 285 türbin dikildi, 198 santralde toplamda 8 bin 56 megavat seviyesinde kurulu güç, enerji sistemine kazandırıldı.

İşletmedeki rüzgar santrallerinin iller bazında sıralamasında aynı dönemde İzmir 1,54 gigavatla ilk sırada yer alırken bu kenti 1,16 gigavatla Balıkesir ve 0,68 gigavatla Manisa takip ediyor.

TÜREB’e göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 48 gigavat olarak öngördüğü karasal rüzgar enerjisi kapasitesinin teknolojik gelişmeler sayesinde 100 gigavat seviyesine çıkarılması mümkün görünüyor.

Kurulu güç yanında ekipman üretiminde de çalışmalarını hızlandıran Türkiye’de 3 yerel ankraj üreticisi, 8 rüzgar kulesi, 2 yerli jeneratör ve 2 dişli kutusu üreticisi bulunuyor.

Üreticiler, Türkiye’nin iç pazarına hizmet ettikleri gibi, yurt dışına da ihracat gerçekleştiriyor. Ayrıca, Türkiye’de ilk ve tek türbin fabrikasının da bu yılın sonunda hizmete girmesi bekleniyor.

12.06.2020 ‘Mars’, HAVELSAN’a ödül getirdi

HAVELSAN’ın deniz gözetleme görevleri için geliştirdiği Mars, Türk Elektronik Sanayicileri Derneği tarafından Ürün Geliştirme Süreci Ödülü’ne değer bulundu.

HAVELSAN’ın Türkiye’nin kritik jeopolitik konumuna uygun olarak deniz gözetleme işlevini sağlamak üzere geliştirdiği Mars (Maritime Surveillance) ürünü, Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) tarafından Ürün Geliştirme Süreci Ödülü’ne layık görüldü.

TESİD, yenilik ve yaratıcılık konusunda başarılı firmaların Türk kamuoyunda ve sektörde hak ettiği farklı konumu vurgulamak için Yenilikçilik-Yaratıcılık Ödülleri veriyor.

18. TESİD Yenilikçilik-Yaratıcılık Ödülleri’nde KOBİ ve büyük firma kategorilerinde ödüller sahiplerini buldu.

Bu yıl büyük firma dalında, HAVELSAN mühendislerinin geliştirdiği Mars, Ürün Geliştirme Süreci Ödülü’nü kazandı.

Video işleme ve hedef tespiti

HAVELSAN Komuta Kontrol Savunma Teknolojileri Genel Müdür Yardımcılığına bağlı Ar-Ge ve Platform Entegrasyon Grup Müdürlüğü yazılım ve donanım tasarım ekiplerinin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği Mars, radar video işleme ve hedef tespit sistemi olarak platformlarda görev alıyor.

Mars, sivil veya askeri kurumların taleplerine uygun olarak deniz gözetleme işlevleri için maliyet etkin çözüm sağlıyor. Askeri ve ticari sınır gözetleme kulelerinde, marka ve tipten bağımsız olarak her türlü radar sistemine entegre edilebilen Mars’ta, uluslararası standartlara sahip mesaj yapıları kullanılıyor.

Geliştirilen donanımda, kompozit video sinyallerini ayrıştırma, radar ekolarından plot/iz çıkarma, manuel/otomatik iz başlatma, verileri sayısala çevirme işlevleri gerçekleştiriliyor. Geliştirilen yazılım ise eşikleme ve plot çıkarma parametre ayarları, serbest alan maskeleme, radar video sergileme kabiliyetlerine sahip bulunuyor. Yeni geliştirilen algoritmalar sayesinde üst seviyede hassasiyete sahip iz çıkarma ve yönetimi başarıyla gerçekleştiriliyor.

Radarlara yetenek kazandırıyor

Mars sayesinde hedef tespit ve takip yeteneği olmayan farklı tipte radarlara bu yetenek kazandırılarak, durumsal farkındalık açısından öneme sahip kritik hedeflerin hareket bilgileri, entegre olunan merkezi sisteme raporlanıyor ve taktik resimde yer alması sağlanıyor.

Mars ilk olarak Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistem Yükseltmesi ve İlavesi Projesi’nde (TBGTH), proje yönetiminin yurt dışı bağımlılığı ortadan kaldırma hedefi ve farklı tipte sahalarda uyarlanabilen bir tasarım ihtiyacı üzerine geliştirildi. Halen TBGTH ve Uzun Ufuk Lojistik Destek sahalarında kullanılıyor.

11.06.2020 Sahillerin güvenliği yerli yazılıma emanet

Türk sahillerinin güvenliğine yönelik tedbirlerin etkinliğini artıracak Sahil Gözetleme Radar Sistemi Projesi’nin ilk yazılım paketi Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim edildi

Türk sahillerinin güvenliğine yönelik tedbirlerin etkinliğini artıracak yerli yazılımların teslimatına başlandı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, kara suları ve sahillerin güvenliğinin yerli sistemlerle sağlanacağını söyledi.

Radar, elektro-optik ve diğer sensörlerle donatılacak istasyonlardan oluşacak Sahil Gözetleme Radar Sistemi Projesi’nin (SGRS) ilk yazılım paketini Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim ettiklerini bildiren Demir, şöyle konuştu:

“7/24 kesintisiz gözetleme yapılacak, kaza, kaçakçılık, düzensiz göçle mücadele, kara suları ihlali, arama kurtarma konusunda etkin ve hızlı teknoloji sağlanacak ve kamu kuruluşlarıyla tam entegre şekilde çalışacak SGRS Projemizde, yazılım bileşenleri yerli ve milli olarak HAVELSAN tarafından geliştirilirken, radar ve elektro-optik sistemler ASELSAN tarafından üretildi.”

Deniz resmi oluşturulacak

SGRS Projesi, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda başlatıldı.

Proje sayesinde Sahil Güvenlik Komutanlığı sorumluluk alanında olan Türk Deniz Karasuları ve Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde yeterli radar kapsaması sağlayarak, su üstü resminin oluşturulması ve otomatik tanımlama sistemleri, elektro-optik sistemler ve diğer kamu kurumlarının sistemlerinden alınan verilerle tanımlanmış deniz resminin oluşturulması amaçlanıyor.

Yeni teslimatlarda ilave yetenekler gelecek

SGRS Projesi kapsamında, sensörler aracılığıyla elde edilen veriler ile kamu kurum ve kuruluşlarından temin edilen verilerin birlikte etkin kullanımını sağlamak amacıyla Sahil Gözetleme Bilgi Sistemi (SGBS) ve Deniz Bilgi Sistemi (DBS) ağları da oluşturulacak. SGBS, oluşturulacak merkezler ve sahil gözetleme istasyonları arasında bilgi paylaşımı için kullanılacak, DBS ile de sivil/askeri kamu kurumları arasında bilgi paylaşımı hedefleniyor.

SGRS’ye temel harekat işlevlerini kazandıracak ilk yazılım bileşenleri Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim edildi. Grup-1 paketi, temelde radar ve kamera sensör kontrol, video dağıtım ve kayıt yeteneklerini içeriyor. Grup-2 ve Grup-3 ile ilave yetenekler kazandırılması planlanıyor.

11.06.2020 Türk gemi inşa mühendisleri, ABD Marina pazarına adım attı

Türk girişimcilerin kurduğu Marina Depot Şirketi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde faaliyetine başladı.

Marina Depot LLC, Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde faaliyetine başladı. Şirketin faaliyete geçtiği Florida 22 milyon nüfusa sahip ve bir milyon 200 bin kayıtlı irili ufaklı tekne bulunuyor.

15 yıllık Tuzla tersanelerinde kazandığı deneyimi Amerika’ya taşıyan Gemi İnşaatı ve Makine Mühendisi Aykan Altunbaş, Amerika pazarını hedeflemesiyle ilgili yaptığı açıklamada; “Florida Eyaletinde her 18 kişiden biri tekne sahibidir ve 2018 yılında Florida Denizcilik ve Tekne sektörünün cirosu 23.3 milyar dolara ulaşmıştır. Bu potansiyeli görüp doğru girişim hamlesini doğru zamanda yapmak istedik. Türk üreticilerini bu pazara taşımak da ana gayelerimizden biridir. Bu sebeple 2 mühendis ortağımla beraber uzun bir süredir proje uygulama tarzındaki hizmetlerimizi, ürün tedarikini de sağlayacak şekilde genişlettik. Bu yılın başında da Marina Depot’u kurmuş ve aktif hala getirmiş olduk. Marina Deposu anlamına gelen ismi ile olabilecek en fazla ürün gruplarını içeren; belki de şu ana kadar yapılmış denizcilik ve tekne sektöründe ki  en kapsamlı e-ticaret sitemiz de (www.marinadepot.com) aktif olarak çalışmaya başladı” diye konuştu.

Aykan Altunbaş şirket ürün yelpazesi hakkında bilgi verirken can yeleğinden tekneye kadar, 17 ana kategoriye ayrılmış tüm marina ve tekne ekipman ve malzemelerinin olacağını, gerektiğinde özel üretimde sağlayacaklarını belirterek, tamamı Türk üretimi petrol sızıntıları için koruma bariyerleri , yüzer iskeleler, ambulans ve polis teknelerinin de olduğunu belirtti.

Amerikan ürünlerinin ülkenin işçilik şartlarından dolayı yüksek olması ve Çin’in Amerika ile ekonomik savaşa girmesini büyük bir fırsat olarak değerlendiren Marina Depot, ürün gamını olabildiğince Türkiye’den sağlamayı palanlıyor.

11.06.2020 ILO verilerine göre 200 bin denizci gemilerde mahsur

Uluslararası Çalışma Örgütü corona virüsü önlemleri nedeniyle dünya çapında yaklaşık 200 bin denizcinin gemilerde mahsur kaldığını açıkladı.

Uluslararası Çalışma Örgütü corona virüsü önlemleri nedeniyle dünya çapında yaklaşık 200 bin denizcinin gemilerde mahsur kaldığını açıkladı. Çok sayıda denizcinin de görevi başına dönemediğine dikkat çekildi. ILO, denizlerdeki bu alarm verici duruma dikkat çekmek için bir çağrıda bulundu.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre dünya çapında corona virüsüne karşı alınan önlemler nedeniyle gemilerde yaklaşık 200 bin denizci mahsur kaldı. Birleşmiş Milletler’e bağlı örgüt, durumun çok sayıda personel için giderek kötüleştiğini, görev süreleri çoktan dolmasına rağmen dört aydır evlerine dönemeyen mürettabatın kontrat süreleri uzatılarak çalışmaya devam ettiğini kaydetti.

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre, söz konusu personelin fiziki olarak bitkin düştüğüne ve psikolojilerinin bozulduğuna dikkat çeken ILO, koşulların gemilerdeki güvenliği de tehlikeye attığını belirtti. Diğer yandan örgüt, tatil için memleketlerine giden denizcilerin de pandemi koşulları nedeniyle görevlerinin başına dönemediğini, bu nedenle önemli bir gelir kaybına uğradığını açıkladı.

“DENİZCİLERE ‘KRİTİK ÇALIŞAN’ STATÜSÜ TANINSIN”

ILO, denizlerdeki bu alarm verici duruma dikkat çekmek için bir çağrıda bulundu. Hükümetlere, göç ve denizcilik daireleri ile sağlık birimlerine yapılan çağrıda, ILO Genel Direktörü Guy Ryder’ın “Denizcilerin hassas işlerini koruma altına almak, deniz kazalarının ve çevresel felaketlerin önüne geçmek için harekete geçilmesi gerekiyor. Hükümetlere, işbirliği içinde mürettebat değişikliklerini güvenli bir biçimde gerçekleştirmeye yönelik çalışmaları çağrısında bulunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada gemilerdeki mürettebatın pandemi süresince ticaretin devamlılığının yanı sıra, son derece elzem tıbbi malzeme, güvenlik ekipmanları, gıda ve diğer hayati önemdeki malzemelerin nakliyatını sağladığına dikkat çekilerek, denizcilerin “kritik önemdeki çalışan” olarak tanınması gerektiği belirtildi.

22 Mayıs’ta ILO’nun Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’yle (IMO) yaptığı ortak çağrıda da bu talep dile getirilmişti. “Kritik çalışan” statüsünün, denizcilerin seyahat kısıtlamalarından muaf tutulmalarını sağlayacağı ve gemiye ayak basma veya gemiden ayrılma süreçlerini kolaylaştıracağı belirtiliyor.

11.06.2020 BMW, Ro-Ro gemilerinde biyoyakıt testine katılıyor

BMW, Ro-Ro Araba Taşıyıcılarında Co2 azaltımı için yapılan bir dizi Biyoyakıt testine katılıyor.Devam eden bu testler, deniz taşımacılığına bağlı dekarbonizasyonu ilerletmek için yürütülen programın bir parçası olarak ro-ro araba taşıyıcılarında biyoyakıt kullanımını araştırmaktadır.

BFO (biyo-akaryakıt)’nun test edildiği 140 metre ve 2,080 gemi kapasiteli UECC’nin ro-ro gemisi Autosky’da testler sürerken lider araba üreticisi BMW, UECC ve The Good Shipping Program’a bu denemelerde ortaklık ediyor.

Ortaklığa göre, bu, BMW için karbon nötr bir tedarik zincirine ulaşmak için önemli bir adım ve kargo sahiplerinin çevresel ayak izlerini azaltmalarını hedefleyen The GoodShipping Program’ın temel amacı ile uyuşuyor.

GoodShipping Programı, nakliyecilerinin deniz taşımacılığı CO2 emisyonlarını azaltmalarını şart koşuyor. Girişimin adımları, sevkiyattan gelen tüm CO2’nin aynı atmosfere yayıldığının bilinciyle atıldı.

BMW, Deneme süresi boyunca Autosky ile sevk edilecek olan BMW Group yüküne karşılık gelen biyoyakıt hacmi için yakıt primini karşılayarak karbon emisyonunu yüzde 80-90 azaltacaklarını ileri sürüyor ki bu 400 tondan fazla karbon anlamına geliyor.

11.06.2020 Yunanistan ve İtalya arasında Denizcilik Bölgeleri Anlaşması

Yunanistan dışişleri bakanı, bu anlaşma ile 2 ülke arasında yapılmış olan 1977 tarihli anlaşmanın uzatıldığını belirtti.

Yunanistan ve İtalya Salı günü iki ülke arasında münhasır bir ekonomik bölge (EEZ) kurmak için denizcilik sınırları konusunda bir anlaşma imzaladılar.Anlaşma, İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio’nun Yunanistan’ın başkenti Atina’ya yaptığı ziyaret sırasında imzalandı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, yeni anlaşmanın 1977 yılında iki ülke arasında imzalanan anlaşmanın bir uzantısı olduğunu, EEZ (Münhasır Ekonomik Bölge) alanlarında yeni hakların eklenmesinin yeni anlaşma ile tasdiklendiğini söyledi.

“Bu önemli bir gelişme ve tarihi bir gün,” diyen Dendias, Yunan balıkçılarının haklarının anlaşma ile garanti altına alındığını belirtti. Maio kendi adına, Yunan mevkidaşı ile COVID-19 yayılımındaki yavaşlama nedeniyle normalleşme sürecini de tartıştıklarını söyledi.

Üst düzey İtalyan diplomat, Yunanistan’ın Haziran ayı sonuna kadar İtalya’dan gelen ziyaretçiler için sınırları açacaklarından emin olduğunu da sözlerine ekledi.

10.06.2020 İlk online canlı gemi ihalesini Esenyel & Partners kazandı

Dünyada ilk kez düzenlenen online canlı gemi ihalesinde en yüksek teklifi Esenyel & Partners’in temsil ettiği şirket verdi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen online canlı gemi ihalesine katılan Esenyel&Partners Hukuk Şirketi Kurucu Ortağı Selçuk Esenyel, müvekkili adına en yüksek peyi vererek ihaleyi kazandı.

Zoom uygulaması üzerinden yapılan ihale hem dünya hem de sektör için bir ilk oldu. Covid-19 epidemisinin yarattığı yeni düzen tüm dünyada etkilerini göstermeye başladı. Salgın sonrası insanlar hayat tarzlarını, şirketler ise çalışma biçimlerini değiştirdi. Bu değişiklik rüzgarından hukuk dünyası da nasibini aldı. Salgın öncesi mahkeme salonlarında katılımcıların hazır bulunmasıyla yapılan gemi ihaleleri online mecraya taşındı.

Güney Carolina’daki bir Amerikan mahkemesi, borcu nedeniyle tutuklanmış geminin dünyada ilk kez online video konferans üzerinden yapılmasına onay verdi. Liberya bayraklı Evolution gemisi Yunan bir armatörün işletmesindeyken borçlarından dolayı Amerika’nın South Carolina eyaletindeki Charleston’da tutuklandı. Charleston Mahkemesi geminin ihale yoluyla satılmasına karar verdi ve satışı gerçekleştirmek üzere uluslararası üne sahip gemi satış brokeri CW Kellock & Co’u yetkilendirdi.

Amerikan Liman Başkanı gözetiminde satış prosedürlerini hazırlayan CW Kellock, Covid-19 nedeniyle ihalenin Zoom üzerinden yapılmasını teklif etti ve bu teklif mahkeme tarafından kabul gördü. Zoom uygulaması üzerinden yapılan ihale hem dünya hem de denizcilik sektörü için bir ilk oldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen online gemi ihalesine katılan Esenyel&Partners Hukuk Bürosu, müvekkili adına en yüksek peyi sürerek ihaleyi kazandı. Belirlenen günde Zoom uygulaması üzerinden buluşan katılımcılara birer numara verildi. Online ihale yöntemine göre, A4 kâğıdına basılmış bu numara ekrana gösterildiğinde ihalenin yöneticisi ilgili tarafa söz verdi ve bu şekilde katılımcılar tekliflerini sundu.