(kaynak:denizhaber.net)

19.11.2019 Hasan Engin: Taşucu Seka Limanı Bir An Önce Özelleştirilsin

MESİAD Başkanı Hasan Engin, Taşucu SEKA Limanı’nın bir an önce özelleştirilerek yatırımların başlamasını istedi. Engin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri açısından Taşucu Seka Limanı’nın Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunu kaydetti.

Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) Başkanı Hasan Engin, 2006 yılından bu yana atıl durumda olan 290 bin metrekarelik Seka Kağıt Fabrikası arazisi ve Taşucu Seka Limanı Limanı sahasında incelemelerde bulundu.

Yaptığı incelemelerin ardından açıklama yapan Başkan Engin, “Taşucu Seka Limanı 6 adet rıhtıma sahip. Bu rıhtımlardan üç tanesi yolcu ve araç gemisi, diğer üç rıhtım ise ticari gemiler için kullanılmaktadır. Rıhtım derinliğinin 10 metre olduğu liman aynı zamanda feribot ile Ro-Ro gemilerinin kullanımına da uygundur. Limana şu anda 6 gemi aynı anda yanaşabiliyor, bu da önemli bir özelliğidir. Liman ayrıca 200 metreye kadar uzunluğa sahip tüm gemilere hizmet verebilmektedir. 118 bin metrekare beton saha, 3 adet toplam 9 bin metrekare kapalı ambara sahip Seka Limanı’nda günde 1000 ton dökme yük yüklemesi yapılabilmektedir” dedi.

Limanın özelleşmesi ile birçok yatırımın başlayacağını ve bölgenin istihdam kapısı olacağını belirten Engin, Taşucu Seka Limanın SEKA kağıt fabrikasına değil, Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait olduğunu söyledi.

Engin, “Bu limanın özellikle özelleştirme kapsamına alınmasını ve bir an önce özelleşmesini istiyoruz. 290 bin metrekare arka plandaki karasal alan tamamen atıl durumda, fabrika atıkları ve molozlarla dolu alanın aktif hale getirilmesini ve düzenlenmesini istiyoruz. Konteyner ana depolama olmasa bile burada depolama alanları olabilir, dökme limanın arka planı olabilir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri açısından Taşucu Seka Limanı’nın Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunu kaydeden Başkan Engin, şunları söyledi:

“Limanda Doğu Akdeniz’de sismik araştırma yapan Fatih ve Yavuz petrol ve doğalgaz arama gemilerine gıda, çimento, akaryakıt ve çeşitli malzemeleri taşıyan 6 destek gemisi bulunuyor. Önümüzdeki süreçte Akdeniz’de petrol veya doğalgaz rezervleri bulunursa Akdeniz’deki gemi trafiği büyük derecede artacaktır. Taşucu Seka Limanı bu ihtiyacı karşılayabilecek konuma getirilmelidir ve stratejik önemi daha artacaktır. Ayrıca limandan KKTC ve Lübnan’a yolcu ve araç taşımacılığı yapılıyor. Bu faaliyetlerin daha da aktifleştirilmesi için limanın özelleşmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Tersane için sık sık gündeme gelen ‘Çevreyi kirletecek’ açıklamalarına da değinen Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tersanede iki havuz kullanılacak ve gemiler kızaklarla karaya çekilecek. Akdeniz’de gemilerin bakım ve onarımını yapacak hiçbir tersane yok, bu da Akdeniz’e bir tersane gerekliliğini ortaya koyuyor. Marmara ve Aliağa’da var ama onlar da buradaki ihtiyacı karşılamıyor. İskenderun’daki tersane küçük ve yeterli değil. Tersane bir önce ihaleyi alan firmalar tarafından faaliyete geçerse bölge için daha yararlı olacaktır. Ölü alanların canlandırılması için dökme yüklerin, çimento, kalker, canlı hayvan, yem ve madenlerin bu limana yönlendirilmesi ile daha hız kazanacaktır. Buranın canlı kalması için özelleşmesi ve ihalesinin yapılması ve çeşitli yüklerin bu limana yönlendirilmesi gerekiyor. Çeşitli imtiyazlardan ve devlet teşviklerinden faydalanması, özellikle akaryakıt ÖTV’lerinden faydalanması gerekiyor.”

Taşucu Limanı’nın İç Anadolu sanayicileri ve ticareti için önemine de değinen Engin, “Silifke-Mut karayolunun tamamlanması ile liman daha aktif hale gelecektir. Yoğun tarımsal ve sanayi ürünü ihracatı yapan İç Anadolu Bölgesi’ne yönelik de bir liman olma özelliğini taşıyacak. Bu sayede kentimizin lojistik önemi daha da artacaktır” dedi.

19.11.2019 Süveyş Kanalı’ndan 1 Milyon 300 Bin Gemi Geçti

Süveyş Kanalı’nın açılışının 150’nci yıldönümü İsmailiye’de düzenlenen tören ile kutlandı. Süveyş Kanalı Kurumu Başkanı Usame Rabi, Kanal’dan bu sürede 1 milyon 300 binden fazla geminin geçtiğini belirtti.

Süveyş Kanalı’nın açılışının 150’nci yıldönümü Mısır’ın İsmailiye kentinde törenle kutlandı.

Süveyş Kanalı Kurumu Başkanı Usame Rabi, törende Kanal’ın gemi trafiğine açılışından günümüze kadarki süreçle ilgili bilgi verdi.

Süveyş Kanalı Kurumu internet sitesinin haberine göre, Kanal’dan bu sürede 1 milyon 300 binden fazla geminin geçtiğini belirten Rabi, bu geçişlerden elde edilen toplam gelirlerin 135,6 milyar dolar civarında olduğunu ifade etti.

Rabi, Kanal’dan son 1 yıl içinde 6 milyar dolar gelir elde edildiğini, 2018’den bu yana ise 19 binden fazla geminin geçtiğini söyledi.

Kutlamaya Mısırlı yetkililerin yanı sıra ülkedeki yabancı misyon temsilcileri de katıldı. 

SÜVEYŞ KANALI

Gemi geçişine 17 Kasım 1869’da açılan Kanal’ın yapımı 10 yıl sürdü. Kanal’ın yapımında 1 milyondan fazla Mısırlı çalıştı.

Akdeniz ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan 193 kilometre uzunluğundaki Kanal, 220 metre genişlik ve 24 metre derinliğe sahip.

18.11.2019 Avrupa İmar Ve Kalkınma Bankası’ndan Mersin Limanı’na Destek Geldi

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Mersin Uluslararası Limanı’nın operasyonlarının ve yeni yatırımlarının finansmanı için 600 milyon dolar tutarında 5 yıl vadeli tahvil ihracına destek verdi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Mersin Limanı’nın ihraç ettiği tahvillere 90 milyon dolar yatırım yaptığı ve Türkiye’nin içinde olduğu zorlu piyasa ortamında yatırımcıların bu tahvil ihracına çekilmesine yardım etti.

Yapılan bu tahvil ihracı Mersin Limanı’nın 2013 yılında yaptığı Ağustos 2020 vadeyi tahvil ihracının yeniden finansmanına da yardım edecek.

Türk uluslararası ticaretinin yüzde 85’inin deniz yoluyla taşınmasıyla Türk sanayisinin ve tarımın Ortadoğu’ya açılan kapısı olan Mersin Uluslararası Limanı’nı geliştirmek ülke ekonomisi için hayati öneme sahip.

Gelişmiş liman altyapısı aynı zamanda nakliyeyi kara taşımacılığına daha çevreci bir alternatif haline getirmeye yardımcı oluyor. Sürdürülebilir altyapının finanse edilmesi ve Türkiye’nin yeşil bir ekonomiye geçişi, EBRD’nin Türkiye’deki öncelikleri arasında. Banka ayrıca, Mersin Limanı’nın 2013 tahvil ihracını da desteklemişti.

EBRD, Türkiye’nin önde gelen kurumsal yatırımcısı ve 2009’dan bu yana Türkiye’de yaklaşık 300 projeye 11,5 milyar Euro’dan fazla yatırım yaptı. Türkiye’deki EBRD yatırımlarının büyük çoğunluğu özel sektörde.

18.11.2019 Kazakistan’ın 2019 Petrol Üretim Tahmini Yükseldi

Kazakistan’ın 2019 yılı petrol üretim tahminini 1,5 milyon ton yükselttiği bildirildi. Kazakistan Enerji Bakanlığı, 2019 yılının tamamı için ham petrol üretim tahminini 89 milyon tondan 90,5 milyon tona çıkardı.

Kazakistan Enerji Bakanlığı, üretim tahminini yükseltilmesine neden olarak ülkenin en büyük petrol sahasının beklenenden daha iyi performans göstermesini işaret etti. 

Kaşagan Sahası için üretim hedefi 1 milyon ton artırılarak 14,5 milyon tona yükseltildi.

2019 yılının ilk 9 ayında Kazakistan’ın petrol üretimi yüzde 0,3 artışla 74,8 milyon ton olurken, ihracat yüzde 0,9 artışla 59,56 milyon tona yükseldi.

17.11.2019 ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü, Yeni Araştırma Gemisi İstiyor

ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Barış Salihoğlu, deniz araştırmalarına devam edebilmek için 40 yıldır denizlerde olan araştırma gemilerinin yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Barış Salihoğlu, Türkiye’nin ve Avrupa’nın standartları üzerinde araştırmalar yaptıklarını fakat 40 yıldır denizlerde olan araştırma gemilerinin artık ömrünü doldurduğunu, sürekli gözlem yapabilmek için gemilerinin yenilenmesi gerektiğini belirtti.

Katıldığı bir televizyon programında konuşan Salihoğlu, Kalkınma Bakanlığı’nın desteği ile “Deniz, İklim ve Ekosistem Araştırma Merkezi” (DEKOSİM) kurduklarını söyledi.

Salihoğlu, “Gerek denizleri sürekli gözlem cihazları gerekse laboratuar kapasitesi olarak Avrupa’da az görülen bir alt yapıyı oluşturuyoruz. Fakat en büyük eksiğimiz gemi. Gemimiz 40 yıldır denizlerimizde faaliyet gösteriyor, artık ömrünü doldurdu yeni bir gemiye acilen ihtiyacımız var. Bu bölgede bilimsel araştırma gemisinin sürekli denizde olması gerekiyor” dedi.

Devlet kurumu olarak bütçelerinin yeterli gelmediğini fakat ciddi bir öncelikte verildiğini belirten Salihoğlu, son yıllarda deniz bilimlerinin öneminin anlaşıldığını kaydetti.

Mersin Haberci Gazetesi’nden Gizem Ekici’nin haberine göre Salihoğlu, “Bütçeyi projelerden elde etmeye çalışıyoruz ama bazı temel bütçelerinizin de karşılanması gerekiyor. Bu konuda devlet gerekli yatırımları zaman zaman yaptı ama en büyük dar boğazımız şu anda gemi” dedi.

Denizin her alanla ilişkili olduğunu ve üstüne düşülmesi gerekildiğini belirten Salihoğlu, “Sağlık, eğitim, lojistik, turizm, gıdayı ve birçok alanı da içine kapsayan büyük bir ekonomik gelir kaynağı denizler. Topraklarımıza verdiğimiz değeri denizlerimize de vermemiz gerekir” açıklamasında bulundu.

17.11.2019 Boyan Slat, Nehirlerdeki Plastik Atıkları Toplayacak Bir Makine Geliştirdi

Hollandalı genç bir mucit olan Boyan Slat, nehirlerdeki plastik atıkları temizlemek için bir makine geliştirdi. Interceptor adındaki tekne benzeri makine, her yıl milyonlarca atığın nehirlerden okyanuslara akmasını engelleyecek.

Dünya nüfusunun kontrol edilemez bir şekilde artması, plastik kullanımının da aynı ölçüde artmasına neden oluyor. Plastik kullanımı arttıkça, su kaynaklarının kirlenme oranı da artıyor. Bunun ceremesini ise en başta okyanustaki canlılar çekiyor.

Araştırmalara göre, geçtiğimiz 70 yılda yaklaşık 9.1 milyar ton plastık üretildi. Dünyadaki toplam plastik atık sayısı ise 7 milyara merdiven dayamış durumda. Tam bu noktada Boyan Slat adındaki Hollandalı genç bir mucitin, okyanusta yüzen plastik atıkları toplayabilecek bir sistem geliştirmek için kurduğu The Ocean Cleanup şirketi çok büyük bir öneme sahip. Bu değerli mücadelesini bir sonraki aşamaya taşıyan Slat, nehirlerdeki plastik atıkları toplayan “Interceptor” adında bir makine tanıttı.

Slat’ın organizasyonu geçmişte yalnızca okyanuslarda yüzen plastik atıklara odaklandığı için eleştirildi. Uzmanlar, plastik şişeler, çantalar, oyuncaklar ve diğer eşyalar da dahil olmak üzere her yıl 9 milyon ton plastik atığın plajlardan, nehirlerden ve derelerden okyanuslara aktığını söylüyor.

Makinelerin üçü, Endonezya, Malezya ve Vietnam’a çoktan konuşlandırıldı. Ayrıca dördüncüsü de Dominik Cumhuriyeti’ne gitmek üzere yola çıktı. Slat, 1000 nehirin okyanuslara dökülen plastiklerin yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu olduğuna inandığını ve önümüzdeki beş yıl içinde bu soruna çözüm bulmayı hedeflediğini ifade ediyor.

“Bu kolay olmayacak; ancak bunu yapıp yapamayacağımızı hayal edin” diyen 25 yaşındaki Hollandalı mucit, okyanusları temizlemek için gereken çabayı sarf etmemiz gerektiğini belirtiyor.

Tekneye benzer bir görünüme sahip olan Interceptor, nehirlerde demirlemek üzere tasarlandı. Ağaç gövdeleri kadar büyük atıkları dahi uzaklaştırmak için şekilli bir buruna sahip olan makine, yüzde yüz güneş enerjisi ile çalışıyor.

Makineler şu anda yaklaşık 700 bin euroya (775,600 dolar) mal oluyor; ancak Slat, üretim arttıkça maliyetin düşeceğini söylüyor.

17.11.2019 Buzulların Erimesi Ölümcül Virüsün Yayılmasını Tetikliyor

İklim değişikliğinin tetiklediği Kuzey Kutup bölgesindeki buzulların erimesi sonucu ölümcül bir virüsün yayılmaya başladığı belirtildi. Yapılan bir araştırmaya göre bu virüs, Atlantik’in kuzeyinde ve Kuzey Pasifik’te fokları, su samurlarını ve denizaslanlarını öldürüyor.

Phocine distemper virüs (PDV) olarak bilinen bu virüs, on yıllardır deniz memelilerinde görülüyordu, 2002 yılında Atlantik’in kuzeyinde binlerce fokun ölümüne yol açtı. İki yıl sonra uzmanlar, Alaska’daki su samurlarının bu virüse maruz kaldığını tespit etti.

Kuzey Kutup Denizi’nin bu türler arasındaki rotayı bloke ettiğini dolayısıyla foklarla su samurlarının teması olmadığını savunan uzmanlar, bu virüsün nasıl yayılabildiğini araştırmaya başladı.

ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi Davis Veteriner Fakültesi’nden bir ekip, enfekte olan Avrupalı fokların, buzulların erimesi sonucu oluşmuş kanallar aracılığıyla Rusya’nın kuzeyi ve Kaliforniya’nın kuzeyi boyunca seyahat ettiğini saptadı.

Uzmanlara göre buzul seviyesindeki bu ‘tarihi’ değişim Kutuplara ve yarı Arktik bölgelerde yaşayan fokların daha önce hiç bulunmadıkları bölgelere gitmesine yol açtı. Ekibe göre PDV’nin Kuzey Büyük Okyanus’ta görülmesinin sebebi bu yolculuk olabilir.

Dr. Tracey Goldstein, “Buzullardaki kayıp, denizdeki vahşi yaşamı yeni habitatlar aramaya itiyor, fiziksel bariyerleri kaldırıyor böylece hayvanların hareket etmesi için yeni yollar açılıyor. Hayvanlar hareket ettikçe ve diğer türlerle karşılaştıkça, potansiyel yıkıcı etkileri olan yeni bulaşıcı hastalıkları geçirme ihtimallerini beraberinde taşıyorlar” dedi.

Hayvanların dolanımlarına ait 2001 ve 2016 yılları arasında kaydedilen verileri inceleyen uzmanlar, söz konusu virüsün 2003’te Kuzey Büyük Okyanus’ta görüldüğünü, 2009’da da zirve yaptığını tespit etti. Bu zirve, Kutuplardaki buzulların daha hızlı eridiği zamana denk geliyor.Salgının 30 bin kadar fokun ölümüne yol açtığı belirtiliyor.

Araştırmayı kaleme alan uzmanlardan Elizabeth VanWormer, buzulların erimeye devam etmesi PDV’nin yanı sıra pek çok mikrobiyal patojenin okyanuslar boyunca yayılabileceği uyarısında bulundu

16.11.2019 Hurtigruten, Biyodizel Yakıtını Denemeye Başladı

Hurtigruten, uzun vadede karbondioksit salınımını yüzde 95 oranında azaltma potansiyeline sahip olan biyodizel yakıtını denemeye başlayan ilk Norveç seyir operatörü oldu.

Cruise line, birkaç haftadır keşif gemisi Polarlys ile biodizel’i başarıyla çalıştırıyor ve birkaç hafta daha test sürüşlerine devam edecek.

Hurtigruten CEO’su Daniel Skjeldam, “Denizcilik endüstrisinde biyodizel kullanımında henüz başlangıçtayız. Sınırları taşımak ve bunun daha büyük ölçekte nasıl kullanılabileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyoruz. Bu, sanayiyi potansiyel olarak değiştirebilir” dedi.

Skjeldam, “Biyodizel, uzun vadede, geleneksel deniz yakıtlarına kıyasla yüzde 95’e varan oranda karbondioksit azaltımı sağlayabilir” açıklamasını yaptı.

16.11.2019 Mersin’de Deprem Tatbikatı Yapıldı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sevk ve idaresinde gerçekleştirilen “Doğu Akdeniz-2019 Davet Tatbikatı” kapsamında Mersin’de deprem tatbikatı yapıldı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın planlamasıyla iki yılda bir düzenlenen, bu yıl 15 ülkeden 47 gemi ve 4 bin 700 personelin katılımıyla 22. kez gerçekleştirilen tatbikata Muğla’dan sonra Mersin’de devam edildi.

Deniz Harp Merkezi Komutanlığı’ndan yönetilen tatbikatın senaryosuna göre, deprem nedeniyle merkez Mezitli ilçesinde çöken 6 binanın enkazında 30 kişi mahsur kaldı.

Deprem bölgesine destek olmak için yardım kuruluşları, tank çıkarma gemisi TCG Bayraktar aracılığıyla kente gönderildi. Gemi, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Tabur Komutanlığı timi, AFAD, UMKE, 112 acil müdahale, Türk Kızılay ekipleri ile kızılay mobil mutfak tırı ve ikram aracını Mersin Limanı’na indirdi.

DEPREM BÖLGESİ GERÇEĞİNİ ARATMADI

Yardım ve kurtarma kuruluşları, İl Emniyet Müdürlüğü trafik ekiplerinin öncülüğünde deprem bölgesine ulaştırıldı.

Bu ekiplere, Deniz Kuvvetleri Akdeniz Bölge Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü ve Mersin Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri de eşlik etti.

JAK ve AFAD ekipleri, enkaz altında aramaya çalışmalarına başlarken Kızılay da ilk yardım çadırı ve mobil mutfak tırını kurdu.

TAŞLAR KIRILDI, PENCERELER KESİLDİ

Senaryo gereği, kurtarma ekiplerinin yanı sıra itfaiyenin özel eğitimli köpekleri aracılığıyla enkaz altındaki depremzedeler belirlendi, kurtarılan yaralılar UMKE’nin ilk yardım çadırına taşındı.

Ağır yaralanan 5 kişi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Acil Tıbbi Yardım Timi’nin bulunduğu TCG Bayraktar gemisine taşınarak tedavilerine başlandı. Yaralılardan biri, geçirdiği travma nedeniyle gemideki ameliyathaneye alındı.

Bir binada mahsur kalan yaralılar ise kesilen pencere korkuluklarından çıkarıldı. Alanda doğal gaz nedeniyle çıkan yangın ise itfaiye tarafından söndürüldü.

GERÇEĞİ ARATMADI

Tatbikatta senaryo gereği bir kişi hayatını kaybetti, 24 yaralı kurtarıldı.

Atıl durumda olduğu için birçok yıkıntının olduğu alanın gerçek bir deprem bölgesini aratmadığı görüldü. Tatbikatta depremzedelerin yaralandıklarını gösteren özel makyajlar dikkati çekti.

“Doğu Akdeniz-2019 Davet Tatbikatı” 10 Kasım’da Muğla’da başlamıştı.

16.11.2019 Paşabahçe Vapuru’nun Restorasyonu Haliç Tersanesi’nde Yapılacak

İBB’nin girişimleriyle yeniden Şehir Hatları’na devredilen tarihi Paşabahçe Vapuru, Aralık ayında Haliç Tersanesi’ne çekilerek bakım onarım süreci başlatılacak. Gemi, restorasyonun tamamlanmasının ardından yeniden deniz ulaşımında kullanılacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) önceki yönetiminin 10 yıl önce Beykoz Belediyesi’ne hibe ettiği tarihi Şehir Hatları AŞ’nin sembol gemilerinden Paşabahçe Yolcu Vapuru, adını aldığı sahilin yanı başında çürümeye terk edilmişti. Kısa bir süre nikah solonu olarak kullanılan vapur, sonra müze yapılmak istendi.

Hatta Boğaz’da batırılarak su altı canlıları ve dalış tutkunları için rota yapılması gündeme geldi. Ancak, projelerin hiç birisi gerçekleşmedi ve estetik harikası gemi, 10 yıl boyunca Beykoz sahilinde çürümeye terk edildi.

İHALE İPTAL EDİLDİ

Geçen ay sökülmek üzere ihaleye çıkarılan 67 yaşındaki vapur, İBB’nin girişimleriyle jilet olmaktan kurtuldu. İBB’nin gemiyi Boğaziçi’ne yeniden kazandırmak üzere geri istemesi üzerine, önce ihale iptal edildi. Beykoz Belediye Meclisi, geçen hafta oy birliğiyle aldığı kararla, “Paşabahçe’nin, yolcu vapuru olarak kullanılması ve 2 yıl içinde yüzer hale getirilmesi şartıyla İBB İştiraki Şehir Hatları AŞ’ye bedelsiz tahsisi”ni onaylandı.

UZMANLAR İNCELEDİ

Bakımsız durumdaki gemiyi inceleyen İBB uzmanları; vapurun dış metalinin oksijen ve deniz suyu nedeniyle korozyona uğradığını, saç aksamının tümüyle yenilenmesi gerektiğini, sefer yapabilecek durumda olmadığını ve ağır bakım maliyetleri gerektirdiğini tespit etti. Aralık ayı içinde geminin Haliç Tersanesi’ne çekilerek bakım onarım sürecinin başlatılmasına karar verildi.

ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Şehir Hatları A.Ş. Genel Müdürü Sinem Dedetaş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Paşabahçe Vapuru’nu yeniden filolarına katmak için çalışmalara başladıklarını belirterek tarihi geminin yolcularıyla buluşma sürecini şöyle anlattı:

“Öncelikle İstanbul Liman Başkanlığına bağlı sörvey (genel durum) raporu alınacak. Geminin emniyetli bir şekilde çekilebilmesiyle ilgili gerekli teknik araştırmalar tamamladıktan sonra Aralık ayı içinde Haliç Tersanesi’ne çekilmesini sağlayacağız. Vapurun kondisyon muayenesi önemli. Yaklaşık 10 yıldır kaderine terkedilen bir vapurdan bahsediyoruz. Denizde seyre elverişlilikle ilgili kontrol ve denetimler yapılacak. Daha sonra tersanede havuz bakımları yapılacak.

Karina (gemi omurgası) ve makine gibi tümüyle yenilenecek kısımlar var. Bir nevi elde ne kalmış ona bakacağız. Yenileme ve modernizasyon için geminin ekonomik fizibilitesi çıkartılacak. Planlı bakımları yapılacak. Şehir Hatları’nın sembol vapuru Paşabahçe, bütün bu çalışmaların bitirilmesiyle İstanbullulara tekrar hizmet vermeye başlayacak.

BOĞAZ’IN EN HIZLISI VE EN GÜZELİYDİ

İstanbulluların da yaşatılması için kampanya başlattığı 67 yaşındaki Paşabahçe Vapuru, İstanbul Boğazı’nın en “hızlısı” gemisiydi. 1952 yılında İtalya’nın Taranto şehrinde savaş gemisi olarak yapılan tarihi vapur, 2. Dünya savaşı sona erince Türkiye’den gelen talep üzerine İtalya’da bir gecede Şehir Hatları formuna çevrildi.

Güçlü motoru ve sağlam tekne yapısıyla İtalya’dan İstanbul’a 2,5 günde gelen gemi, saatte 18 mil hız yapabiliyor. 73,71 metre boya, 13,17 metre ene ve 3,27 metre derinliğe sahip vapur, tam 58 yıl Boğaz’ın iki yakasında hizmet verdi. Hizmette kaldığı 58 yıl boyunca İstanbul sularında Adalar ve Yalova hattında yolcu taşımacılığı yaptı.

14.11.2019 MSC’nin Özel Adası Ocean Cay’in Açılış Tarihi Belli Oldu

MSC Cruises, Bahamalar’da bulunan özel adası Ocean Cay’ın açılış tarihini 5 Aralık 2019 olarak açıkladı.

Ocean Cay MSC Marine Reserve, MSC Cruises için bir zamanlar endüstriyel kazı alanı olan bu bölgeyi çarpıcı bir tropikal bir destinasyon haline getirmesi ve geliştirilmesi için birden fazla ortak ve yüklenici firma ile çalıştığı uzun süreli bir proje oldu.

MSC Cruises’un bu adanın tamamen çevre dostu hale getirilmesi ve sürdürülebilir olması konusundaki kararlılığı ile projede çeşitli değişiklikler yaşandı. Adanın misafirlerini Kasım ayı ortasında ağırlamaya hazır olması öngörülürken son aşamaya gelindiğinde olumsuz hava koşulları ve yaşanan son dakika operasyonel sorunlar, adanın hizmete giriş sürecini yavaşlattı.

İlk olarak şirket, Dorian Kasırgası’nın ardından 600 işçisinin tasfiye edilmesine rağmen projeyi zamanında tamamlamak için çeşitli önlemler almıştı. Bununla birlikte, kasırgayı takip eden haftalarda yaşanan sert ve kuvvetli rüzgârlarla birlikte ortaya çıkan olumsuz hava koşulları bir kaç gün boyunca ek gecikmelere sebep oldu.

Bununla birlikte, adanın belirli bölgelerinde kumun tasviye edilmesiyle ilgili son dakika ortaya çıkan sorunlar, ikinci dalgakıran ve çevre düzenlemelerinin Şirket’in çevresel kriterlerine tamamen uygun hale getirilmesi ile ilgili çalışmalar, konuk deneyimini etkileyebilecek operasyonel sorunlar sebebiyle çeşitli gecikmeler yaşandı.

Adada devam etmekte olan çalışmalar ve MSC Cruises’un bu adayı koruma, onarma ve muhafaza etme taahhüdü çok aşamalı bir çabanın bir parçasıdır. Önümüzdeki aylarda, MSC Cruises ayrıca, bir mercan eğitimi ve araştırması için aktif bir üs olarak hizmet verecek olan Koruma Merkezi ile adada gelişen mercan resiflerini tanıtacak. 

14.11.2019 Sanmar’ın Çok Satan Römorkörünün Yeni Versiyonunun İlki İtalyanlar’a Gidiyor

Sanmar Tersaneleri, en çok satan römorkör serisi Boğaçay’ın yenilenmiş versiyonunun ilk örneğini İtalyanlar için inşa ediyor. Galluzzo isimli römorkör, Rimorchiatori Napolitani firması için inşa ediliyor.

Son yıllarda İtalya’dan Sanmar Tersaneleri’ne hem ASD hem de traktör konfigürasyonlu çok sayıda römorkör siparişi geliyor.

Dünyanın pek çok bölgesinde olduğu gibi limanlardaki büyümenin talepte yarattığı bu artış, Sanmar Tersaneleri’nin şu sıralar en çok satan 24 metre boyutundaki römorkör serisi Boğaçay tarafından karşılanıyor. Römorkörün yenilenmiş versiyonun ilk örneği de İtalya’ya teslim edilecek.

75 ton çekme gücüne çıkarılmış bu yeni model, 6 kişilik mürettebat için oluşturulan geniş yaşam mahali ile MLC 2006 kurallarına da tam uyum sağlıyor. Bu yeni römorkördeki önemli özelliklere İtalyan bayrak kurallarını karşılayacak şekilde eklenen kurtarma botu ve güverte kreyni örnek gösterilebilir.

Yangın söndürme operasyonu esnasında en üst düzey manevra kabiliyetinin de devam etmesi amacıyla FiFi1 notasyonlu yangın söndürme sisteminin pompası gücünü bağımsız bir dizel makinadan alıyor. Römorkör ile özelikle konteyner gemilerinin baş ve kıç kepçelerinin altında sağlıklı bir operasyon yürütebilmesi için köprü üstünden hidrolik kontrollü katlanabilir direk de mevcut.

Boğaçay serisinin bu yeni modelinin ilk örneği olan Galluzzo isimli römorkör, Rimorchiatori Napolitani firması için inşa ediliyor. Bu sipariş ile birlikte Sanmar Tersaneleri bu serideki 40. römorkörü inşa edecek olmanın gururunu yaşıyor. Temelde Robert Allan Ltd‘ye ait olan dizaynda Sanmar Tersaneleri’nin kendi gemi inşaatı mühendislerinden oluşan dizayn ekibinin çok önemli katkıları bulunuyor.

Daha yüksek çeki gücü sağlanması için ana makinalar, Caterpillar 3516C serisinin 1800devir/dakikada 2350kW güç üreten tiplerinden seçildi. Bu makinalar düşük makina devrinde de kullanım rahatlığı sağlayan kavrama sistemine sahip olan sabit hatveli US 255 FP model Kongsberg Z-Drive pervane sistemi ile kombine edildi.

Kendisi de lider bir römorkör operatörü olan Sanmar, ürettiği römorkörlerde yüksek mürettebat konforu konusunda çok titiz davranıyor. Bu geliştirilmiş modelde kamaraların zemin alanları genişletilerek her kamaraya duş ve WC imkanı da sağlandı.

Ayrıca römorkörde yaşamı kolaylaştırıcı etkisi göz önünde bulundurularak ana güverteye çamaşırhane ve soyunma odaları da konumlandırıldı. Mutfak ve salonda da yüksek Sanmar kalitesi bu römorkörde de korundu.

Sanmar Tersaneleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Gürün, “Bu boyutlarda bir römorkör için oldukça ferah bir tekne oldu. Ekibimiz daha fazla alan yaratabilme konusunu başarılı bir biçimde yönetti” dedi.

14.11.2019 Suriyeli İş İnsanları İskenderun Limanı’nda Bir Araya Geldi

Suriyeli iş insanlarının lojistik sektöründeki konumları ile yaşadıkları sorunlar, İskenderun Limanı’nda gerçekleştirilen bir toplantıda değerlendirildi.

İskenderun, Antakya ve Reyhanlı ticaret odaları ev sahipliğinde AKP Hatay İl Başkanlığı koordinatörlüğünde bir toplantı düzenlendi.

Limakport İskenderun Genel Müdürü Gündüz Arısoy, toplantıda Suriyeli iş insanlarına İskenderun Körfezi’nin ticari avantajlarını hatırlattı.

İskenderun Limanı’na 750 milyon dolara yakın yatırım yaptıklarını söyleyen Arısoy, “Suriye’ye en yakın liman olma özelliğini taşıyan İskenderun Limanı Halep’e 143 kilometre uzaklıktadır. Ayrıca Erbil, Tebriz ve Bağdat gibi şeklinde konuştu.

İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Hakkı Yılmaz da Hatay’da 1300 Suriyeli firmanın olduğunu belirtti.

Bu firmaların bir bölümünün ithalat ve ihracatla uğraştığını vurgulayan Yılmaz, “Biz Hatay’da faaliyet gösteren Suriyeli iş insanlarının İskenderun Körfezi’ndeki limanları tercih etmelerini istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların bitiminden sonra Suriyeli iş insanlarının lojistik sektöründeki konumları ve yaşadıkları sorunlar ele alındı.

Toplantıya Hatay milletvekilleri, oda başkanları ve iş insanları hazır bulundu.

13.11.2019 Gemi İnşada Talep Hızlandı, Yerli Üretici ‘Finansman’a Takıldı

Avrupalı tersanelerde sipariş defterleri dolarken pazarın önde gelen üreticilerinden Türk gemi inşa sektörü oyun dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü teminat mektubu sorunu alınan sipariş sayısını sınırladı.

Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemelerine uyumlu çevreci ve teknolojik donanıma sahip gemilere talebin hızlanması paralelinde Avrupalı tersanelerde sipariş defterleri dolarken, pazarın önde gelen üreticilerinden Türk gemi inşa sektörü oyun dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzun süredir çözüme kavuşturulamayan teminat mektubu sorunu, alınan sipariş sayısını sınırladı; ihracat da düşüşe geçti.

Özel amaçlı tekne inşasında dünyada birçok ilke imza atan ve teknolojik gemi üretiminin adresi Norveç’te büyük pazar payı bulunan Türk gemi inşa sanayiinin ihracatı, sadece ekim ayında geçen yıla göre yüzde 67 düşüş kaydetti. Tersaneciler, büyüyen pastadan pay almak ve Avrupalı rakiplerine karşı rekabet güçlerini koruyabilmek için teminat mektubu sorununa alternatif acil çözüm bekliyor.

AB’nin yeni regülasyonları kapsamında global pazarlarda çevreci ve teknolojik gemilere talep hızlandı, Avrupalı tersanelerde sipariş defterleri doldu. Ancak finansman konusunda sıkıntı yaşayan yerli tersanecinin talep artışından aldığı pay sınırlı kaldı. Yılın ilk 10ayında ihracatta yüzde 16 daralma yaşayan sektörün ekim ayındaki kaybı yüzde 67 oldu.

Gemi ve yat ihracatı “teminat” krizi nedeniyle 2018 yılında düşüşe geçmiş, sektör ihracatı geçen yıl yüzde 26 gerileme ile 990 milyon dolarda kalmıştı. İhracatımızdaki düşüşün en büyük nedeni iş avansı karşılığı verilen Türk bankalarının teminat mektuplarının Avrupa bankaları tarafından kabul edilmemesiydi.

Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’in haberine göre, teminat mektubu konusunda sektörün yaşadığı sorunların kısmen azalmış olsa da devam ettiğini dile getiren Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYİB) Başkanı Cem Seven, “Özellikle geçen yıl teminat mektupları konusunda büyük sıkıntı yaşadık. Maalesef bu nedenle 2017 yılında 1.3 milyar doları aşan ihracatımız 2018 yılında 990 milyon dolarda kaldı. Bu konuda Avrupa bankaları daha ılımlı olmaya başlasa da Temimnat mektubu sorunu devam ediyor. Bilindiği gibi müşterimiz Türk bankalarının verdiği teminat mektuplarına bir başka Avrupa bankasının “kontr garanti’ eklenmesini istiyordu. Bu konuda bankalar kontr garantisi vermeye başladı ancak, süre 1 yıl ile sınırlı. Bu maalesef bizim için yeterli değil. Çünkü biz de sözleşmeler 1.5 yıl oluyor en az” diye konuştu.

“EXİMBANK, TEMİNAT MEKTUBUNA KONTR GARANTİ EKLEMELİ”

Teminat mektubu sorununun çözümü için Eximbank’ın ya da bir kamu bankasının devreye girmesi gerektiğine vurgu yapan Seven, “Eximbank çeşitli destekler sunuyor olsa da bu yeterli değil. Çünkü gemi inşa öz sermaye ile yapılacak bir iş değil. Bu konuda çok daha fazla kaynağa ihtiyaç var” dedi.

Eximbank yeni ürünler üzerinde çalıştığını ve gemi inşa sektörüne de daha fazla destek vermek istediğini de belirten Seven, “Bu konuda 2-3 ay içinde olumlu bir gelişme olacağını düşünüyorum. Ancak, Eximbank’in vereceği teminat mektubuna kontr garanti ekletmesi gerekiyor. Eximbank buna yoğunlaşmalı. Bunu verirlerse sektöre çok büyük katkısı olacak.

“DÜNYADA BİRÇOK İLKE İMZA ATIYORUZ AMA YETERLİ DESTEĞİ ALAMIYORUZ”

Son yıllarda teknoloji odaklı özel amaçlı gemi inşasına yönelen ve bu alanda hızla uzmanlaşan Türk tersaneleri, artık dünyada ilk olan projelere imza atıyor. LNG ile çalışan ilk römorkör Türkiye’de inşa edildi, yine ilk uzaktan kumandalı geminin inşası Tuzla’da yapıldı. Balıkçı gemisi, nehir tipi gemiler, platform destek gemisi, enerji gemileri, sismik araştırma destek gemisi gibi projelerde Avrupalı armatörlerin tercihi olan Türk tersaneleri geleceğin trendi olarak görülen deniz içi rüzgar tribünü destek gemisi ihalesinde de dünya devlerini geride bırakarak, teknolojisiyle örnek oldu.

GYİB Başkanı Cem Seven, Türk tersanelerinin özellikle özel amaçlı tekne inşasında dünyada birçok ilke imza attığını ve bu alanda hızla büyümeye devam ettiğini vurgulayarak, “Gemi inşada en önemli pazarımız olan Norveç’te çok başarılı işlere imza attık. Türkiye’den Norveç’e yapılan ihracatın yarısını tersanelerimiz gerçekleştiriyor. Norveç artık inovasyonun yayıldığı bir ülke ve dolaysıyla inovasyon odaklı siparişler alıyoruz” dedi.

Cemre Tersanesi CFO’su Ömer Özeroğlu da bu konuda şu açıklamalarda bulundu:

“Tersanelerimiz artık geleneksel kuru yük, kimyasal tanker üretiminden, yüksek teknoloji gerektiren, Avrupa Birliği Normlarına uygun çevreye dost yenilebilir enerji türünden, hibrit veya tamamen elektrikli gemiler üretiyor. Özellikle, çevreye duyarlı balıkçı ve feribot gemilerine teşvik veren başta Norveç Hükümeti olmak üzere, İskandinav ülkeleri ve off-shore tipi gemilerde talebin hızla arttığı ve artacağına inandığımız deniz içi rüzgar tribünü destek gemileri siparişleri, ihracatımızın büyük kısmını oluşturmaya devam edecek. Ancak, her ne kadar hükümetimiz Yüksek teknoloji barındıran ihracata çok olumlu kredi destekleri sağlarken, otomotivden hava taşımacılığına kadar birçok sektör bu programda yer alırken, NACE kodu gemi inşa sektörü olan bizler maalesef bu programın dışında yer alıyoruz.”

“SİPARİŞE YETİŞEMEYEN İSPANYOL TERSANE BİZE GELDİ”

Çeksan Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Başaran Bayrak da global piyasalarda özellikle özel amaçlı çevreci ve teknolojik gemilere talebin hızlandığını ancak Türk tersanelerinin finasman sıkıntısı nedeniyle bu artıştan yeteri kadar yararlanamadığını dile getirdi.

Bayrak, “Yılın ilk aylarında sektör olarak, 2019 sonu için 1.3 ila 1.5 milyar dolar arasında ihracat hedefi koymuştuk. Ancak şimdi ise 1 milyarı bile aşamayacağız gibi görünüyor. Aslında piyasada çok iş var. Avrupa’da tersanelerde doluluk oranı çok fazla. Mesela bir İspanyol tersane şipariş defteri dolduğu için bir işini bizim tersaneye vermek istedi” dedi.

‘ALICI FİNANSMAN’ SEKTÖRE UYGUN DİZAYN EDİLİRSE TÜRK TERSANELERİNE OLAN TALEP HIZLANIR

Özel amaçlı tekne inşasında Türkiye’nin önde gelen Cemre’nin CFO’su Ömer Özeroğlu, Eximbank’ın kendi internet sitesinde gemi inşaya ihracatına yönelik kredi programı olmasına rağmen, gemi inşa faaliyetinde bulunan hemen hemen hiçbir tersanenin bu kredielrden faydalanamadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Her ne kadar, avantajlı maliyeti sebebiyle Tersanelerin kredi ihtiyaçlarının yüzde 60’ına yakını Eximbank programlarından gelse de, bu kredilerin gerek gemi inşa faaliyet süresinden kısa vadeli kullandırımlar olması, gerek ise banka Teminat Mektubu zorunluluğundan dolayı tersanelerimiz finansal planlamada zorlanıyor. Ayrıca, Alıcıların teslim sonrası ‘alıcı finansman’ programının, gemi inşa sektörüne uygun dizayn edilmesi, rekabeti ve Türk Tersanelerine olan talebi arttıracağını düşünüyoruz. Öte yandan her ne kadar 2018 Ağustos- Aralık döneminde yaşadığımız, Avrupa Bankalarının Türk Bankalarından gelen garantilere teyit vermeme konusunda özellikle Norveç bankaları olumlu esneklikler sağlasa da, Türkiye’nin kredi notu yatırım yapılabilir düzeyinin altında olduğu sürece bu sorun maalesef devam ediyor ve çözülemiyor.”

13.11.2019 Gemilerin Hızlarının Düşürülmesi Zararlı Gaz Emisyonunu Azaltabilir

Gemilerin hızını yüzde 20 düşürmenin siyah karbon ve azot oksitler gibi zararlı maddeleri yaklaşık yüzde 24 azaltabileceği bildirildi.

Sivil toplum kuruluşu Seas At Risk’in yayımladığı raporda, gemilerin daha yavaş hareket ettikçe daha az yakıt tükettiğine işaret edilerek hızı düşürmenin siyah karbon, kükürt ve azot oksit emisyonunu azaltacağı belirtildi.

BBC’nin haberine göre, gemilerin hızının yüzde 20 düşürülmesinin zararlı gaz emisyonunu yüzde 24, gürültü kirliliğini de üçte iki oranında azaltacağı, balinalarla çarpışma riskini yüzde 78 düşüreceği kaydedildi.

Raporda, dünya yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 80’ini yapan gemilerin, küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonunun yaklaşık yüzde 3’üne yol açtığı ifade edildi.

Gemilerin hızını azaltma önerisi, bu hafta Londra’daki Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) toplantısında görüşülecek konular arasında yer alıyor.

Siyah karbon emisyonunu düşürmenin, kutuplardaki ısı artışını sınırlayacağına işaret edilirken, Seas At Risk yetkilisi John Maggs, “Bu büyük bir kazan kazan fırsatı. İklim, insan sağlığı, doğa için kazanç. Potansiyel bir güvenlik kazancı da söz konusu ve denizcilik endüstrisi için de tasarruf sağlarız.” ifadelerini kullandı.

Maggs, gemilerdeki uydu vericileri sayesinde hareketleri ve hızlarını izlemenin oldukça kolay olduğunu hatırlatarak “Bu olur mu, olmaz mı bilmiyoruz ancak gemiler gelecekte yavaşlamak zorunda kalacak.” dedi.

Birçok nakliye şirketi teklifi desteklerken, Yunan nakliye firması sahibi Ioanna Procopiou da “Uygulama zaman alan prosedürler ve gemi sahiplerinin yatırımını gerektirmez. Yavaş buharlama sadece yakıt maliyetlerini düşürmekle kalmaz aynı zamanda karbondioksit emisyonlarını düşürmenin en etkili aracı olur.” diye konuştu.