(Kaynak: denizhaber.net)

27.05.2020 Hibrit yüzer platform, deniz üzerinde farklı kaynaklardan elektrik üretmeyi mümkün kılacak

Almanya merkezli Sinn Power isimli girişim ise deniz üstü alternatif enerji santralleri için farklı bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Şirketin üzerinde çalıştığı sistem modüler bir yüzer platform. Sadece güneş enerjisi için tasarlanmayan bu sistemde hem dalga hem de rüzgârdan da elektrik enerjisi elde edilebiliyor. Sinn Power, yaz dönemi içinde görücüye çıkması beklenen platformun yetenekleri Yunanistan sahillerinde göstermeyi umuyor.

Oldukça kolay genişleme imkânına sahip olan platformla ilgili konuşan şirket CEO’su Dr. Philipp Sinn açıklamasında “Geniş kullanım alanları ve esneklik sunan teknolojiyi geliştirirken sistemin modüler olarak tasarlanması ana odak noktamızı oluşturuyordu. Yüzer platform, şebekeye bağlı olmaksızın dünyanın herhangi bir bölgesindeki ada yerleşimlerine enerji sağlarken deniz üstü rüzgâr çiftlerinin kurulumuna da katkı sağlayabilecek.” ifadelerine yer vermiş.

Lego gibi büyütmek mümkün

Yüzer platformun özelliklerine geldiğimizde karşımıza oldukça geniş özelleştirme seçenekleri çıkıyor. İlk olarak, sistemin her modülüne entegre halde dört dalga enerjisi dönüştürücüsü bulunuyor. Dalga enerjisi anlamında düşük potansiyele sahip bölgelere için her bir modüle 20 kW’lık güneş panelleri takmak mümkün. Son olarak kare şeklinde tasarlanan her bir modüle 4 tane de 6kWp’lık rüzgâr türbini takılabiliyor. Arzu edildiği takdirde bir modülde söz konusu üç yöntemi de kullanmak mümkün.  Bu halde yan yana getirilen modüllerle dev bir yüzer enerji çiftliği üretilebiliyor.

Son olarak Dr. Sinn, sistemin patent sürecinden prototip aşamasına sadece iki yıl içinde geldiğini ifade etti.

26.05.2020 Türkiye, yat üretiminde söz sahibi

Dünya’da yat üretiminde önemli bir konuma sahip olan Türkiye’de üretilen mega yatlar dünya zenginlerinin tercihi olmaya başladı.

Denizcilik tarihinde başarılarla dolu bir geçmişi olan Türklerin deniz araçları yapımında da her geçen gün ciddi gelişmeler kaydettiğini belirten Su Üstünde Blog yöneticisi Eren Budaklı, “Türkiye’de 2020 yılında 3 farklı yat denizlerle buluştu. 36 metrelik Sea Star, Bilgin Tersanesi 80 metrelik Tatiana ve Turquoise Yat Blue adlı 56 metrelik yat bu yıl deniz ile buluştu.

Türkiye ekonomisine büyük katkı veren yat üretimi son yıllarda yat sektöründe isminden sıkça bahsettiriyor. Yat üretiminin ülke tanıtımına da büyük katkısı var. Türkiye’de üretilen yatlar sayesinde Dünya medyalarında ülkemizin ismi sıkça takip ediliyor. Bununla beraber yat üretimi sırasında yan sanayideki birçok firma da ekonomik gelir elde ediliyor. Türkiye’de üretilen birçok yatın, bakım ve onarım içinde üretildiği tersanelere geri gelmesi ayrıca ekonomik bir katma değer oluşturuyor” diyerek Türkiye’nin yat üretiminde de söz sahibi olduğunu kaydetti.

Son yıllarda, İstanbul ve Kocaeli illeriyle beraber Ege Bölgesinde de yat üretimi ve bakımının öneminin arttığını belirten Budaklı, Bodrum, Marmaris ve Fethiye ilçelerinde üretilen gulet ve yatların Dünya denizlerinde boy göstermesinin ülkemiz için büyük bir gurur olduğunu söyledi.

 

 

23.05.2020 Koronavirüs Nedeniyle Yük Bulamayan Gemiler Zeytinburnu’nda Demirledi

Koronavirüs salgınının en çok etkilediği alanlardan biri olan uluslararası ticaret, deniz taşımacılığını da etkiledi. Yük bulamayan gemiler Zeytinburnu açıklarında demirledi.

Koronavirüs salgınının sona ermesini bekleyen gemilerdeki personel ise ihtiyaç ve taleplerini acentelere ait teknelerle karşılıyor. Acentelere ait tekneler gemiler arasında sürekli dolaşıyor.

Gemilerin demirli oldukları süre zarfında bakımlarının yapıldığı ve ambarların havalandırıldığı da açıklandı.

23.05.2020 Eurocargo Trieste, Aliağa’da Sökülecek

İtalya merkezli Ro-Ro işletmecisi Grimaldi, geçen sene ülkenin yangın tehlikesi atlatan Eurocargo Trieste’yi sökülmesi için Aliağa’da bir şirkete sattı.

26.500 GT’lik Eurocargo Trieste 1997’de inşa edilmişti.

Gemi geçen sene İtalya Livorno Limanı’ndan ayrıldıktan sonra 4 mil açıkta iken makine dairesinde yangın çıkmıştı.

23.05.2020 Denizaltıların Kalbi Milli Sistemle Atacak

Türk savunma sanayisi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında tedbirleri elden bırakmadan kritik sistemlerin üretimine ara vermeden devam ediyor.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için bir dizi projeyi hayata geçiren HAVELSAN, son olarak, Yeni Tip Denizaltı Projesi için özgün olarak tasarladığı Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi’nin (DBDS) altıncı ürününü, üretim bandından çıkartarak test hattına soktu.

HAVELSAN’ın Komuta Kontrol ve Savunma Teknolojileri Genel Müdür Yardımcılığınca yönetilen Yeni Tip Denizaltı Programı’nın yürüyen 3 projesinden biri olan DBDS’nin altıncı ürünü bu ay yeni özellikleriyle test hattına girdi.

Sistemin TCG Selmanreis denizaltısına monte edilmesi planlanıyor. Bütünleşik bir veri kayıt sistemi de içeren DBDS için donanım ve yazılım güncellemeleri, alınan tedbirler sonucunda zamanında tamamlanarak sistem hazır hale getirildi.

Reis sınıfı denizaltılar emniyetli ve etkin görev yapacak

Daha önce yabancı firmalardan temin edilen DBDS’ler, HAVELSAN mühendisleri tarafından ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilirken, yenilikler de kolaylıkla sisteme eklenebiliyor.

Milli imkanlarla geliştirilen ve denizaltıların kalbi olarak da gösterilen, veri akışını yedekli ve kesintisiz sağlayan bu sistemler sayesinde Reis sınıfı denizaltılar daha emniyetli seyir yapacak ve harekat görevlerini en etkin ve kesintisiz şekilde icra etmesi mümkün olacak.

Sistem Pakistan denizaltılarında

HAVELSAN markası olarak Türk Patent Enstitüsüne tescil ettirilen sistem, gelişmiş özellikleriyle yabancı denizaltı inşa ve modernizasyon programlarının dikkatini çekti.

Pakistan Deniz Kuvvetleri envanterinde mevcut Agosta sınıfı denizaltıların modernizasyonunda da DBDS ürününün kullanılmasına karar verildi. Söz konusu projede ilk sistem kurulumu yapıldı ve liman kabul testi başarıyla geçildi. İkinci sistemin fabrika kabul testleri ise başarıyla tamamlandı.

Ayrıca Preveze sınıfı denizaltıların modernizasyonunda da etkin performansıyla DBDS ürününün kullanılmasına karar verilerek, 4 denizaltı için DBDS üretimine HAVELSAN tarafından geçen yıl başlandı. İlk sistemin fabrika kabul testlerinin alınan tedbirlerle bu yıl yapılması planlanıyor.

Yerli katkıda hedef aşıldı

Tasarımdan tümleştirmeye kadar tamamen yerli olarak üretilen DBDS, bu bakımdan savunma sanayisinde yerlileştirme çalışmalarında adından söz ettiriyor.

DBDS sözleşmesi kapsamında yüzde 70 olarak öngörülen yerli katkı payı, yüzde 75 seviyesine ulaştı. Sistemin donanım tasarımı ve yazılımının tamamı HAVELSAN’ın iş gücüyle üretildi. Yerli katkı payında gelinen seviye, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının yerli ve milli üretim hedefleriyle uyumlu bir başarıya imza attı.

Denizaltı gemisindeki zorlu çevre koşullarında kullanılacağı için, uzun ve kapsamlı dayanıklılık testlerine tabi tutulan DBDS, tüm bu testlerden başarıyla geçti.

23.05.2020 Dünyanın İlk Yüzer Nükleer Güç Santrali Ticari Faaliyete Başladı

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom, dünyanın ilk yüzer nükleer güç santrali “Akademik Lomonosov”un ticari faaliyete başladığını bildirdi.

Rosatom’a bağlı Rosenergoatom’dan yapılan açıklamada, Rusya’nın doğusundaki Çukotka bölgesinde bulunan Akademik Lomonosov yüzer santralinin faaliyetlerine başlanması için gerekli izinlerin alındığı belirtildi.

İzinlerin alınmasının ardından, yüzer santralin bugün ticari olarak faaliyete geçtiği bilgisine yer verilen açıklamada, “Akademik Lomonosov, dünyanın en kuzeyinde yer alan nükleer güç santrali olarak faaliyete geçmiş bulunmaktadır.” ifadesi kullanıldı.

Dünyanın tek yüzer nükleer santrali olan Akademik Lomonosov, toplam 70 megavat kurulu güce sahip 2 reaktörden oluşuyor.

Mavi Bayrakta Dünya Üçüncüsü Türkiye’nin Ödüllü Plaj Sayısı 486 Oldu

Türkiye dünyanın en seçkin turizm ve çevre ödüllerinden Mavi Bayrak’ta bu yıl da yerini korudu. İspanya ve Yunanistan’ın ardından dünyanın en çok mavi bayraklı 3.  ülkesi olan Türkiye’nin ödüllü plaj sayısı bu yıl 486 oldu.

Merkezi Danimarka’nın başkenti Kopenhag olan Uluslararası Çevre Eğitim Vakfının (FEE) verdiği Mavi Bayrak ödüllerinin 2020 yılı değerlendirmeleri sonucunda, geçtiğimiz yıl 463 olan ödüllü plaj sayısı 486’ya ulaştı. Türkiye’de 22 marina ve 7 yat ise bu yıl Mavi Bayrak ödülü almaya hak kazandı.

Bu yıl Mavi Bayraklı plaj sayıları Antalya’da 206’ya, Muğla’da 105’e, Aydın’da 35’e, İzmir’de 52’ye, Balıkesir’de 31’e, İstanbul’da 2’ye, Samsun’da da 13’e yükseldi. Çanakkale, Kırklareli, Kocaeli, Düzce, Ordu, Mersin ve Van illerinde geçtiğimiz yılın rakamları korundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, plaj sayısında 2023 yılında, uluslararası Mavi Bayrak uygulaması yapan 50 FEE üyesi ülke arasında dünya birinciliğini hedefliyor.

Bakanlığın öncülüğünde 1993 yılında Mavi Bayrak programının ulusal takipçisi olarak kurulan Türkiye Çevre Eğitim Vakfının internet adresinden 2020 yılı ödüllerine ilişkin tüm detaylara ulaşılabiliyor.

22.05.2020 Olaylı Gemi ‘USS Theodore Roosevelt’ Yeniden Denize Açıldı

Mürettebatında yeni tip korona virüs (Kovid-19) vakaları görülmesinin ardından ABD’nin Pasifik Okyanusu’ndaki Guam Adası’nda limana çekilen ‘USS Theodore Roosevelt’ uçak gemisi yeniden denize açıldı.

ABD ordusuna ait ‘Stars and Stripes’ internet sitesinde yer alan habere göre, 27 Mart’tan bu yana limanda bulunan uçak gemisi 3 bin kişilik mürettebatıyla eğitim görevi için Guam’daki Deniz Üssünden batıya, Filipin Denizi’ne doğru yol çıktı.

Gemi mürettebatından 1800 kişinin ise karantinadakilere ve Kovid-19 hastalarına yadım için karada bırakıldığı kaydedildi. Roosevelt uçak gemisi, 26 Mart’ta mürettebatı içinde Kovid-19 vakaları görülmesinin ardından limana çekilmişti. Geminin tüm personeline test yapılmış ve 1150 kişide virüs saptanmıştı.

22.05.2020 Limanlardan Kruvaziyer Gemi Endüstrisine Darbe

Pek çok ülke yeni koronavirüsün yayılması nedeniyle ortaya konan kısıtlamaları gevşetmek için ilk adımları atarken, virüs korkusu seyahat ve turizmi etkilemeye devam ediyor. Dünyanın önde gelen limanlarından bazıları, kısa bir süre önce, küresel kruvaziyer endüstrisinin toparlanmasını engelleyen kısıtlamalara devam edeceklerini açıkladı.

Pek çok ülke yeni koronavirüsün yayılması nedeniyle ortaya konan kısıtlamaları gevşetmek için ilk adımları atarken, virüs korkusu seyahat ve turizmi etkilemeye devam ediyor. Dünyanın önde gelen limanlarından bazıları, kısa bir süre önce, küresel kruvaziyer endüstrisinin toparlanmasını engelleyen kısıtlamalara devam edeceklerini açıkladı.

British Columbia Cruise Gemilerine Onay Vermiyor

Kanada Sağlık Bakanı Adrian Dix ve İl Sağlık Memuru Dr. Bonnie Henry geçtiğimiz günlerde “Şu anda Britanya Kolumbiyası’na herhangi bir yerden gelen yolcu gemileri bir fayda sağlamayacak” dedi. COVID-19 sürecindeki günlük güncellemelerin bir parçası olanifadeler, cruise endüstrisinin son darbesi oldu.

“Şehrimizde veya limanlarımızda bu tür riskleri alma zamanı değil.” dedi Dr. Henry. Vancouver Limanı’ndaki yetkililerin yolcu gemilerini karşılamaya hazırlandıklarını belirtmesine rağmen, Britanya Kolumbiyası sağlık görevlileri, Kanada limanlarının 1 Temmuz’a kadar yolcu gemilerine kapalı olacağını belirtti. Ayrıca, yolcuların veya mürettebatın kıyıya gelen bir gezi gemisinden şehre inmesini engelleyecek 14 günlük izolasyon kurallarını uygulamaya devam edeceğini söyledi.

Britanya Kolumbiyası limanları olmadan, Cruise gemilerinin, en popüler destinasyonlarından biri olan Alaska’ya çalışması imkansız olacaktır. Alaska pazarı için 2020’de 600’den fazla gemi yolculuğu planlanmış ve bölgeye rekor sayıda (1.44 milyon) yolcu getirilmesi bekleniyordu. Holland America Line ve Princess Cruises, Alaska’ya  yapılacak 2020 yolculuklarının hepsinin  iptal edildiğini duyururken, Norveç Cruise Line ve Royal Caribbean International dahil olmak üzere bazı cruise şirketleri 2020 için Alaska yolculuklarına da devam ediyor.

Diğer Popüler Destinasyonlar

British Columbia bölgesi, yolcu gemileri ve onların yolcuları için turizm yasaklarını uzatan bölge değil. Grand Cayman’daki yerel medya, Batı Karayipler’de sık sık kullanılan bir limanın ve ülkenin sınırlarının en azından Eylül ayının başlarına kadar resmen kapalı kalacağını ve herhangi bir yolcu gemisinin limana ulaşmasına izin vermeyeceğini bildirdi.

Avustralya ve Yeni Zelanda da koronavirüs krizinin başlarında limanlarını yolcu gemilerine kapattı. Her iki ülkedeki hükümet ve seyahat yetkilileri, geçici kısıtlamaların kaldırılması ve yolcu gemilerine izin verilmesinin görüşülmesinin çok erken olduğunu söyledi. Benzer şekilde Norveç de en azından yaz tatili sezonu boyunca sınırlarını kapalı tutmayı planladığını duyurdu.

Yolcu gemileri ve yabancı gezginler yasağı, Hint Okyanusu’ndaki Seyşel Adaları da dahil olmak üzere egzotik yerlere bile yayıldı. Yerel yetkililer, ada gemisinde hastalığın yeniden ortaya çıkmasını veya yayılmasını önlemek için 2022 yılına kadar yolcu gemilerinin yasaklanabileceğini söylüyorlar.

Kruvaziyer endüstrisi için olumlu bir gelişme, Florida merkezli kruvaziyer gemilerinin en sık görülen limanlarından biri olan Bahamalar’daki bakanlardan geliyor. Yerel The Tribune gazetesine göre Bahamalar, COVID-19 sonrası kruvaziyer endüstrisinde kullanılabilir olmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapacak. Bir başka popüler Karayipler destinasyonu olan Jamaika adası, aynı zamanda kruvaziyer endüstrisini de destekleyeceğini söylüyor, ancak şu anda, yolcu gemilerinde çalışan vatandaşların eve dönmelerine nasıl ve ne zaman izin verecekleriyle ilgili düzenlemeler getirmek için mücadele ediliyor.

Limansız Yolcu Gemileri

Koronavirüsün başlangıcından bu yana, kruvaziyer endüstrisinin, en azından başlangıç ​​olarak, limanlarını azaltmaya veya terk etmeye zorlanabileceği konusunda spekülasyonlar olmuştu. Ancak ABD tarafından 2015 yılında alınan bir karar bunu daha karmaşık hale getiriyor. Mürettebat vizelerinin nasıl işlendiğine ilişkin Gümrük ve Sınır Koruması, gemilerin, durak limanları olmadan yapacakları yolculukları tamamen yasakladı.

Cruzely.com web sitesinin kurucusu Tanner Callais, deniz yolculuğuna dönüşün nasıl görüneceğine dair spekülasyonlar ile ilgili, “Bu, tek bir ülkede durulacak limanları sınırlayan daha kısa yolculuklar anlamına gelebilir. Örneğin, Meksika veya Bahamalar’da duraklı üç günlük bir yolculuk planlandığı gibi gerçekleştirilebilir, ancak altı veya yedi farklı limanda duran iki haftalık bir yolculuk ertelenebilir.”

Bu, Avrupa ve Asya’daki kruvaziyer hatlarındaki yöneticiler tarafından da dile getiriliyor.

Durulacak limanlar ile ilgili düzenlemeler ve kıyı programlarının limanlarında yapacağı değişikliklerin, kruvaziyer gemilerinin ileride hizmete döndüğünde karşılaşacağı sonuçlar olacak gibi görünüyor.

21.05.2020 COVID-19 Salgını, Kruvaziyer Turizmini Fena Vurdu

Dünyayı etkisi altına alan Corona virüsü salgınının en fazla vurduğu sektörlerden biri de turizm oldu. Birleşmiş Milletler Uluslararası Turizm Örgütü (UNWTO), COVID-19 salgınından dünyadaki tüm turistik mekanların olumsuz etkilenerek çeşitli kısıtlamalar getirdiğini, bu yerlerin yüzde 72’sinin de sınırlarını uluslararası turizme kapattığını açıkladı.

UNWTO verilerine göre, mekanların Avrupa’da yüzde 83’ü, Amerika’da yüzde 80’i, Asya ve Pasifik’te yüzde 70’i, Ortadoğu’da yüzde 62’si, Afrika’da yüzde 57’si uluslararası turizme kapandı.

11 Eylül’de uçağa binmeyip gemileri tercih ettiler şimdi durum tersine dönecek”

Havayolu şirketlerinin 11 Eylül terör saldırıları dönemindeki yolcu kapasitesinin daha da altına indiğini kaydeden Kesedar, “11 Eylül olduğu vakit insanlar uçmayı istemediler. Sadece zaruri uçması gerekenler uçağa bindi o dönemde. İnsanların uçmak istemediği o dönem gemi seyahatleri devam etti. O dönemde talepten gemiler Miami’ye, New York’a, Baltimore’a yerleşerek insanları yoğunluklu olarak Karayipler’e taşıdılar. Bugünkü durumda öncelikli olarak cruise turizmi yapan gemicilik sektörü olmak üzere, her iki ulaşım sektörü de büyük bir şekilde zarar gördü. Eylül–Ekim ayından önce havayollarının sıklıkla kullanılacağını düşünüyorum. Gerekli hijyen şartları sağlanır, oturma gurupları ayarlanırsa havacılık sektörü Eylül-Ekim’den itibaren kısmen toparlanmaya başlar. Full olarak hizmetin de yılbaşından sonra olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

“Uçak bileti fiyatları 70’li yıllarla aynı düzeyde”

Uçaklar tam kapasite çalışamayacağı için bu durumun bilet fiyatlarına etki edebileceğini belirten Kesedar, ”Bilet fiyatları mutlaka etkilenecektir. Uçaklar tam kapasite çalışmayacak. Bilet fiyatı kontrolu havayolu firmalarının elinde. Bazı destinasyonlarda fiyat yükseltip bazı destinasyonlarda yolcu kapasitesinin düşmesine rağmen fiyat arttırmayabilirler. Mutlaka fiyatlarda bir yükselme olacak ama bilinmesi gereken bir şey varsa uçak fiyatları hala 70’li yılların fiyatları. New York – İstanbul gidiş dönüş fiyatları 70’li senelerde 850 – 900 dolar civarındaydı. Bugün de bu fiyatlar aynı seviyede. Uçak şirketlerinin bilet fiyatlarını gayet iyi ayarlayabileceklerini düşünüyorum” diye konuştu.

“9 Mart’ta panik halinde turlar ve uçuşlar iptal edilmeye başladı”

Corona virüsünün ABD’de ortaya çıkmasıyla birlikte çok sayıda tur ve uçak biletinin iptal edildiğini kaydeden Kesedar, ”9 Mart itibariyle panik halinde herkes rezervasyonlarını iptal etmeye çalıştı. Bu hem yolcu hem de uçak şirketleri için yeni bir olaydı. Bir hayli zorluklarla karşılaşıldı. Uçak şirketleri gelen yoğun talep üzerine iadeleri hemen yapamadı. Yığılmalar yaşandı. Daha sonraki haftalar içinde bir sisteme oturtularak iadeler yapıldı. Sigortalı biletlerde iade almada sorunlar yaşandı çünkü uçak bileti sigortaları pandemiyi kapsamıyordu. Hepsi para iadesini aldı ama bu tabi bayağı bir zaman aldı” dedi.

“Karayipler’i tercih edebilirler”

Amerikalılar’ın uzun bir süre ülke içinde tatillerini geçireceğini tahmin ettiğini belirten Kesedar, ”Amerikalılar bundan sonra büyük bir olasılıkla ülke içinde tatillerini değerlendirmeye çalışacaklar. Öncelikle kendi araçlarıyla gidebilecekleri yerleri tatil için tercih edecekler. Ülke dışına pek çıkmayacaklar. Ülke dışında seyahat etmek isterlerse de sıcak yerleri tercih edecekler. Karayipler gibi destinasyonlar öncelikli tercihleri olacak. Karayipler şu anda hem salgın hem de fiyat konusunda uygun olduğu için burayı tercih edebilirler. Salgın hastalık durulursa ilkbahar başlarında herkes normal bir şekilde havaya girer” diye konuştu.

“Günde 50 milyon dolar zarar eden uçak şirketleri var”

Corona virüsü salgınından sonra uçak şirketlerinin hijyeni sağlayabilmek için yeni kurallar getirdiğini kaydeden Kesedar, “Amerika’daki havayolları şirketleri Avrupa’dakilerden daha şanslı. En küçükler dahil hiçbirinin durumu batma seviyesinde değil. Salgın hastalıkla birlikte derhal küçülmeye gittiler. Çalışanları izne çıkarttılar, masraflarını kıstılar. Tabi her şey bu durumun ne kadar süreceğine bağlı. Günde 50 milyon dolar kaybı olan havayolu şirketleri var. Bu çok büyük bir rakam. Zararları büyük çünkü her yere uçmuyorlar. Sadece kilit noktalara yapılan uçuşların oranı yüzde seksen azaldı. Çok az insanla uçuyorlar. Uçuşlarını bir yolcuyla yapan hava şirketleri var. En büyük korku uçağa binene kadar olan kısım. Havaalanlarının terminalleri kalabalık. Havalandırmalar çalışıyor. Bir sürü yerlere dokunmak ve insanlarla bir araya gelme endişeleri var. Bir şirket insanları check-in sırasında virüs testine tabi tutuyor. Bunu başarırlarsa sorun yok. Uçaklarda artık servis olmayacak. Hostesle temaslar sıfırlanacak. Uçak içine bagaj alınmayacak” dedi.

“ABD’de yaşayan Türkler önümüzdeki ay Kanada’dan Türkiye’ye aktarmalı gidebilirler”

Kesedar, ABD’de yaşayan bir Türk’ün şu anda havayoluyla Türkiye’ye gitmesinin imkansız olduğunu belirterek, “Türk Hava Yolları’nın şu anda Amerika’ya yapacağı uçuşları ne zaman başlatacağı konusunda bize aktarılan bir bilgi yok, bir tarih vermek çok zor. Şu anda Amerika’da yaşayan bir kişinin Türkiye’ye uçarak gitmesi hiçbir şekilde mümkün değil. Sadece önümüzdeki en yakın uçuş Kanada’dan. Türk Hava Yolları Toronto seferlerine önümüzdeki ay yeniden başlıyor. Kanada’ya gidip tarifeli uçakla Türkiye’ye gidebilirler. Burada bir soru işareti var tabi, Kanada Amerika’dan gelenleri karantina altına alır mı? Karayoluyla Kanada’ya girişleri sırasında bir karantina uygulanmıyor ancak salgın hastalığın seyrine göre uygulayabilirler” diye konuştu

UNWTO hazırladığı değişik senaryolarda, uluslararası turizm sektöründe zararın 850 milyon dolar ile 1,2 milyar dolar arasında olacağının tahmin edildiğini açıkladı. UNWTO, uluslararası turizm sektöründe 100 ila 120 milyon kişinin işlerini kaybetme riski taşıdığını öngördüklerini kaydetti.

ABD de uluslararası turizmde gelir kaybına uğrayacak ülkelerin başında geliyor. ABD’de 40 yıldır turizmcilik yapan ‘Prime Travel’ın sahibi Selim Kesedar VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Amerikalılar’ın uzun bir süre ülke dışına çıkmamayı tercih edeceklerini söyledi.

Turizmci Kesedar, gemi seyahatlerinin uluslararası turizmde en fazla etkilenen sektör olduğunu belirterek, “En az 2-3 yıl hiçbir Amerikalı gemiyle seyahat etmez” diye konuştu.

“Amerika’da turizm tamamen durmuş bir durumda”

Kesedar, Amerika’daki turizmin genel durumunu şöyle değerlendirdi:

“Amerika’daki turizm şu anda frene basılmış ve tamamen durmuş bir vaziyette. Şu anda zaruri ihtiyaçlar dışında seyahat eden yok. Uçak şirketleri uçuşlarını azalttı. En büyük problem de küçük havalimanlarına uçuşlarını durdurmuş olmaları. Ana havalimanlarına uçuyorlar ancak aktarma yapacakları küçük alanlara uçmayacaklar. Tabi bu burada oturanları olumsuz etkileyecek. Bundan sonra Amerikalılar başta gemi seyahatleri olmak üzere hava yolu gibi ulaşım araçlarını tercih etmeyecekler. Büyük bir olasılıkla otobüsle bir yerden bir yere gitme de tamamen yavaşlayacak. Ancak ve ancak mali sıkıntısı olanlar bu yolu tercih edecekler”.

“Geminin içinde denizde mahsur kalmaları insanları çok korkuttu”

Daha önce çok fazla tercih edilen bir tatil yolculuğu olan cruise turlarının artık bir süre rağbet görmeyeceğini belirten Kesedar, ”Gemi seyahatleri, yaşanan kötü senaryoların ardından en az 2-3 yıl daha toparlanamaz. Salgın hastalık yüzünden denizin ortasında kalıp yaşadıkları kentlere dönemeyen kişilere tanık olduk. Corona virüsü saptanan gemiler limanlara sokulmadı. İnsanların gemi seyahatlerine güvenleri, hijyen kurallarının uygulanmaması ve yaşananlardan dolayı neredeyse sıfırlandı. Gemide olacak herhangi bir salgının hepsini etkileyeceğini düşünüyorlar. Daha önce de bu gibi şeyler oluyordu fakat sadece bir gemide oluyordu. Bu salgında tüm gemiler etkilendi. En lüksünden en düşük servis verende de problem çıktı. Geminin içinde denizde mahsur kalmaları insanları çok korkuttu” dedi.

20.05.2020 Mersin Limanı’ndaki İndirim Uygulaması Bir Ay Daha Uzatıldı

MIP, koronavirüs salgınından etkilenen konteyner taşımacılığına destek olmak için nisan ayında başlattığı indirim uygulamalarını bir ay daha uzatma kararı aldı.

Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği (MIP), koronavirüs salgını sebebiyle deniz taşımacılığı sektörüne desteğini arttırmaya devam ediyor. MIP yönetimi, transit rejime tabii konteynerlerin ardiye tutarları ve transit yük taşıyan araçların fuzuli işgaliye ücretlerinde yapılan indirimi mayıs ayının sonuna uzattı.

Transit yüklerin sevk işlemlerinde yaşanan beklemeler karşısında limandan karayolu ve demiryoluyla kapı çıkış veya iç boşaltım yapan konteynerlerin ardiye tutarları ve transit yük taşıyan araçların fuzuli işgaliye ücretlerine uygulanan yüzde 20-50 indirim kampanyasını da 31 Mayıs 2020 tarihine çekti. Firma, ticaret hacimlerini artırmayı hedefleyen müşterilerine destek olmak amacıyla ‘transit dolu konteyner indirim skalası’nı da yeniledi.

İndirimden yaralanmak isteyenler neler yapmalı?

Gemiden gemiye ihrakiye tedariki ücretlerine yaptığı yüzde 40’lık indirimi 2020 yılı sonuna kadar uzatan MIP, firmaların indirimden yararlanması için deniz kirliliğine karşı geçerli sigortaları olması, resmi makamlardan gerekli izinlerin alınması, bir seferde 500 ton ve üzeri tedarik yapılması şartlarını tamamlamasını bekliyor.

Ayrıca firmaların indirimden yararlanılması için MIP fiyat listesi ve özel koşullarında yer alan ‘müşteri tarafından tedarik edilen ihrakiyenin kendilerine ait mekanik cihazla gemiye yüklenmesi’ tarifesi üzerinden gemiden gemiye verilmesi ve tedariğin gemi operasyonu süresince tamamlanarak yakıt alan geminin rıhtımdan ayrılışını geciktirmeyecek şekilde tamamlaması isteniyor.

20.05.2020 Kuru Yük Gemisi İskeleye Yanaşırken Rıhtıma Çarptı

ATLANTIC TULUM 19 Mayıs öğleden sonra Kosta Rika Pasifik kıyısındaki Puerto Caldera’daki iskeleye römorkör yardımı ile yanaşırken rıhtıma çarptı.

Singapur bayraklı Kuru yük gemisi ATLANTIC TULUM, Puerto Caldera’daki iskeleye römorkör yardımı ile yanaşırken rıhtıma çarptı. 

Kaza sonrası, geminin pruvası ve iskele hasar gördü.  

ABD’den yola çıkan yük gemisi kazadan sonra rıhtıma yanaştırıldı.

Gemi Hakkında

Kuruyük gemisi ATLANTIC TULUM, IMO 9403035, dwt 58802, 2008 inşa, Singapur bayrağı, PACIFIC CARRIERS (EQUASIS)

20.05.2020 Güney Koreli Hat Operatörü HMM, 24 Bin TEU’luk Yeni Gemileri Sefere Koymaya Başladı

2016’da dünyanın 8’nci konteyner hat operatörüyken Hanjin’in batmasıyla birlikte, Güney Koreli diğer konteyner operatörleri, pazar payını kaybetmemek için başlattıkları yeni yapılanmayla, kendilerinden söz ettirmeye başladı.

Hanjin Shipping’in 2016’nın son çeyreğinde iflas etmesiyle birlikte Güney Kore Hükümeti, konteyner pazarında bulunan paylarını kaybetmemek amacıyla, KMTC ve HMM’ye desteğinin meyvesini almaya başladı.

Özellikle, Güney Koreli hat operatörü Hyundai Merchant Marine (HMM)’nin agresif yeni inşa gemi siparişlerinde rekor kırarken, bir başka dünya rekorunu ise kapasitesi yüksek konteyner gemilerini teslim almasıyla, kendinden söz ettirmeye başladı. 

HMM’nin 2018’in ikinci çeyreğinde verdiği 24 bin TEU kapasiteli 12 adet konteyner gemilerinden ilki olan HMM ALGECIRAS isimli 400 metre boyunda, 62 metre genişliğindeki dev konteyner gemisini geçen ay teslim alarak, filosuna kattı.

HMM ALGECIRAS’ın, Hyundai Merchant Marine’nin filosuna katılmasıyla birlikte, dünyanın en büyük gemisine sahip şirket olurken, aynı kapasiteye sahip HMM OSLO, HMM COPENHAGEN ve HMM ROTTERDAM isimli gemileri gelecek ay içinde teslim alarak filosuna katacak.

Deniz Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre, filosunda 600 bin TEU taşımalı 88 gemi bulunan Güney Koreli hat operatörü Hyundai Merchant Marine, yıl sonuna kadar teslim alacağı değişik kapasitesindeki 20 adet yeni konteyner gemileriyle birlikte,  (8 adedi 15 bin TEU, 12 adedi 24 bin TEU) filosundaki gemi sayısı 108’e yükseltirken, taşıma kapasitesi ise 1 milyon TEU’ya ulaşması bekleniyor.