Sayın Basın Mensubu,

Mersin Deniz Ticaret Odası’nın LGS 2020 döneminde MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni tercih eden başarılı öğrencilere burs desteğine ilişkin haber metni görselleri ile birlikte gönderilmiştir.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 

MDTO’dan Geleceğin Denizcilerine Burs Desteği

 

Mersin Deniz Ticaret Odası, LGS’de 400 ve üzeri puan alıp Akdeniz MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne kayıt yaptıran ilk 3 öğrenciye burs desteği vereceğini açıkladı.

 

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), 2009-2010 eğitim öğretim yılında eğitim sistemine kazandırdığı MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne (MDTO MTAL) ve öğrencilerine destek vermeye devam ediyor.

 

MDTO, LGS 2020’de 400 ve üzeri puan alan ve MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne ilk 3 sırada yerleşerek kayıt yaptıran öğrencilere, eğitim yardımı olarak 400 TL burs vereceğini duyurdu.  Söz konusu burslar, öğrenciler belirlenen başarı kriterlerini sağladıkları sürece, 4 yıl boyunca devam edecek.

 

Denize Gönül Veren Öğrencilere Burs İmkanı

Konuya ilişkin değerlendirmelerini paylaşan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, MDTO Denizcilik Lisesi’nin inşasının, Mersin’in denizci bir kent olabilmesi ve kenti denizcilik eğitiminde üst basamaklara yönündeki hedefler doğrultusunda atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu söyledi.

 

Lokmanoğlu “Önemi giderek daha fazla anlaşılan mesleki ve teknik eğitim, öğrencileri sektörlerin ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve teknik uzmanlık ile donatmayı hedefleyen bir sistem. Bu çerçevede Okulumuz, geçtiğimiz yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan Mesleki İşbirliği Protokolü kapsamında, Mersin’de proje okul seçilmiş ve okulun niteliklerini arttıracak önlemleri almak üzere Protokol Yürütme Kurulu (PYK) oluşturulmuştu. PYK’nın aldığı kararlar doğrultusunda, okulumuzu bir cazibe merkezi haline getirmeyi ve gençlerimizin LGS başarısını ödüllendirmek istedik. LGS sınavlarında 400 ve üzeri puan alıp, tercihini MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden yana kullanan ilk 3 öğrencinin eğitimlerine burs desteği ile katkı sunacağımızı duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyorum diye konuştu.

 

10, 11 ve 12. Sınıf Öğrencileri Arasından Üçer Öğrenciye Başarı Bursu 

Öğrencilere desteklerinin bununla sınırlı olmadığını belirten Lokmanoğlu, MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri arasından başarı kriterlerini sağlayan üçer öğrencinin de başarı bursu ile destekleneceğini açıkladı.

 

“Denizcilik uzmanlık gerektiren, zor ancak çok özel bir meslektir” ifadelerini kullanan Başkan Lokmanoğlu, “Dünyada ve ülkemizde, gemilerde çalışacak nitelikli gemiadamlarına büyük ihtiyaç var. Bu nedenle denizcilik alanında nitelikli eğitim almış gençlerimizin diğer mesleklere oranla iş bulma şansı daha yüksek olacaktır.  Dünya denizlerine açılmak ve dünyanın dört bir yanında bayrak dalgalandırmak ve ülkemizi temsil etmek gibi özel bir sorumluluğu üstlenmek isteyen, denize gönül veren gençlerimizi nitelikli bir denizcilik eğitimi almak üzere okulumuza davet ediyorum” dedi. 

 

 

Kalite Denetiminde Tam Puan Alan Tek Okul

Sektörün ihtiyaç duyduğu kalifiye gemiadamı ihtiyacını karşılamak, geleceğin denizcilerini çağın ihtiyaçlarına göre yetiştirmek üzere Mersin Deniz Odası tarafından 11 yıl önce eğitim sistemine kazandırılan lise, geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), TOBB ve TOBB ETÜ arasında imzalan Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü kapsamında Mersin’de pilot okul seçilmişti.

 

Devam eden süreçte gerek donanım gerekse eğitim kalitesinin arttırılması amacıyla önemli iyileştirilmelerin hayata geçirildiği MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, MEB tarafından yapılan kalite denetimde 100 puan alma başarısını gösterdi.  1.081 farklı kriter üzerinden değerlendirilerek 100 tam puan almayı başaran Türkiye’deki tek lise olan MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimde ise 37 adet eğitim verme yetkisi almayı başardı.

 

Yeni Nesil Meslek Lisesi

Denizcilik alanındaki tematik eğitim kurumlarından biri olan MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Gemi Makine İşletmeciliği ve Güverte İşletme Programları bulunuyor. Yabancı dil derslerinin “Native Speaker” uygulaması ile (aynı anda iki eğitimci tarafından) verildiği okulda, Simülasyon Merkezi, Makine Atölyesi, Denizde Canlı Kalma Eğitimi İstasyonu, Revir, Yangın Eğitimi Merkezi gibi atölye ve donanımların yanı sıra uygulamalı eğitimlerde kullanılmak üzere iki ayrı eğitim teknesi de bulunuyor.

 

Sahip olduğu donanımlarla, denizde ve gemide yaşanabilecek her ortamı gerçekçi bir şekilde okulda deneyimleme imkânı sunan MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin aynı zamanda temizlik ve sağlığa uygunluğunu gösterir ‘Beyaz Bayrak’ ve ‘Beslenme Dostu Okul’ unvanları da bulunuyor.

 

MDTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilerine çağdaş, bilimsel ve nitelikli bir denizcilik eğitimi fırsatı sunan yeni nesil meslek liselerinden biri olarak öne çıkıyor.

Mersin Deniz Ticaret Odası tarafından, Ekonomist Harun Şişmanyazıcı’nın katılımıyla düzenlenen video konferansa ait haber metni, görselleri ile birlikte ekte ilginize sunulmuştur.

 

İyi çalışmalar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

Geleceği Kestirmekte Son Derece Zorlandığımız Bir Kriz Yaşıyoruz

 

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Denizcilik ve Kabotaj Bayramı nedeniyle düzenlediği video konferansta denizcilik sektörünün önemli isimlerinden Harun Şişmanyazıcı ile denizcileri sanal ortamda buluşturdu.

 

Mersin Deniz Ticaret Odası tarafından Denizcilik ve Kabotaj Bayramı nedeniyle düzenlenen video konferansa konuşmacı olarak katılan Harun Şişmanyazıcı pandemi sürecinde ve yakın gelecekte küresel ekonomi ve deniz taşımacılığının durumu hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. 

 

Bugünkü Kriz, Dünyanın Gördüğü Tüm Krizlerden Farklı

Dünyanın, 1929 Buhranı, 2009 Krizi, petrol krizleri, Uzakdoğu Krizi gibi birçok kriz gördüğünü belirten Şişmanyazıcı, Covid-19 pandemisi nedeniyle bugün yaşanan krizin diğerlerinden çok farklı olduğunu, her şeyin bir anda yaşandığını söyledi. Bu krizin üretimin aksaması ve azalması nedeniyle bir arz krizi; insanların izole olmasına, sadece zaruri ihtiyaçlar için talepte bulunulmasına ve ekonominin kapanmasına bağlı olarak bir talep krizi olduğunu ifade eden Şişmanyazıcı, talebin olmayışının dezenflasyon yaratabileceğine ancak aynı zamanda ihtiyaç duyulan gıda maddelerinde ya da temininde zorluk çekilen mallarda da enflasyon görüldüğüne ve işsizliğin arttığına dikkat çekti.

 

Piyasanın volatil (oynak) olduğunu ve sözle yönlendirmelerden çok etkilendiğini belirten Şişmanyazıcı, “Geleceği kestirmekte son derece zorlandığımız bir kriz yaşıyoruz” ifadesini kullandı.

 

Deniz ticaret sektöründe segmentlerde bir homojenite olmadığını belirten Şişmanyazıcı, 2020 yılında global deniz ticaretinin ton-mil olarak yüzde 5, miktar olarak yüzde 6 daralacağı beklentisinin bulunduğunu, bu daralmanın büyük kısmının yılın ilk 6 ayı içerisinde yaşandığını ve bundan sonraki dönemde durumun iyileşebileceğinin beklendiğini kaydetti.  

 

Konuşmasında IMF, Dünya Bankası ve OECD’nin 2 ay önce yayınladığı ekonomik raporlara değinen Harun Şişmanyazıcı, söz konusu raporların nisan ayında revize edildiğini belirterek “Merkez bankaları ve uluslararası kuruluşlar, 2020’yi kötü, 2021’i iyi olarak değerlendiriyorlar ancak yine de 2021 için beklentilerini aşağı doğru revize etmeye başladılar” diye konuştu.  

 

Deniz taşımacılığının son 10 yıldır temel sorununun “arzın talep karşısında fazlalığı” olduğunu vurgulayan Şişmanyazıcı, bu durumun hemen tüm segmentlerde görüldüğünü ifade etti.

 

 

200 Bin Gemiadamı Gemilerde Mahsur Kaldı

Covid-19’un armatörleri ve gemiadamlarını ne şekilde etkilediğine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaşan Harun Şişmanyazıcı, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre dünya çapında salgına karşı alınan önlemler nedeniyle gemilerde yaklaşık 200 bin personelin mahsur kaldığını, bir gemicinin hukuken 11 aydan fazla gemide kalamayacağını, aksi halde bıkkınlık ve yorgunluğa bağlı hataların ve o hatalara bağlı olarak can ve mal emniyetini tehdit eden sonuçların ortaya çıkabileceğini söyledi. 

 

Salgına karşı alınan önlemler nedeniyle kontratları sona erdiği halde gemiadamlarının gemiden ayrılamadığına dikkat çeken Şişmanyazıcı, söz konusu gemi personelinin gemide kalmaktan çok böylesi bir kriz ortamında ailelerinin yanında olamamaktan ve onlara yardım edememekten sıkıntı duyduklarını, denizcilik örgütlerinin konsolosluklar, elçilikler ve bakanlık ile yürüttüğü çalışmalar neticesinde gemi personelinin en geç ağustos ayı içerisinde gemiden ayrılmalarının sağlanacağını, bunun için gereken önlemlerin alındığını anlattı.   

 

“Kabotajın ilanından sonra da bir süre yabancı şirketlere izin verildi çünkü ülkede yetişmiş gemiadamı yoktu”

Video konferansın son bölümünde Kabotaj Kanunu ve kabotaj taşımacılığına ilişkin bilgiler aktaran Harun Şişmanyazıcı, 14. yüzyılın ortasından itibaren yabancı devletlere verilen imtiyazların Osmanlı’nın çıkarlarına uygun olduğunu, ancak gerileme döneminde durumun tersine dönerek kapitülasyonların Osmanlı’nın aleyhine işlediğini anlattı. Verilen imtiyazlar nedeniyle Osmanlı’da deniz ticaretinin daha çok yabancılar tarafından yapıldığını, bu yüzden ülkede yetişmiş gemiadamı bulunmadığını belirten Şişmanyazıcı, bu nedenle Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra da bir süre; yüzde 5 navlun vergisi vermek, gemilerde yerli kömür kullanmak ve sadece İzmir ve İstanbul değil eşit oranda güney sahillerine de hizmet vermek koşuluyla 8 yabancı şirkete deniz taşımacılığı konusunda birer yıllık izin verildiğini,  sünger çıkarma işinin ise Rumlarla ortak yapılmasına müsaade edildiğini söyledi. Şişmanyazıcı şöyle devam etti:

“O günlerden bugüne geldiğimizde görüyoruz ki dünyanın birçok yerinde bayrak dalgalandıran ve yatırım yapan, Amerika, İspanya, Norveç ve Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere dünya üzerinde birçok ülkede yük ve yolcu limanı, marina işleten, dünyanın ikinci büyük konteyner firmasına ortak olan, iflas etmeden önce yine dünyanın önemli bir tersanesine finansal destek sağlayan müteşebbis ve varlık yöneticilerine sahip bir ülke haline gelmişiz.”

 

“Filomuzu büyütmeli, navlun gelirlerimizi navlun giderlerimizin üstüne çıkarmalıyız”

Ülkemizde Kabotaj hattı yük taşımacılığının yüzde 6,4’ünün, yolcu taşımacılığının ise yüzde 0,5’inin denizyolu ile yapıldığı bilgisini veren Şişmanyazıcı, denizyolunun belli şartlarda ekonomik bir taşıma modu olduğunu belirterek “Denizyolu ancak 1500 km ve 600 mil mesafeden sonra cazip bir taşıma şekli olabilir. Ülkemizde dağınık bir yerleşim var ve taşıma mesafeleri 400 ve 600 km arasında değişiyor. Bu mesafelerde denizyolu, karayolu ile rekabet edemez. Ülkemizde karayolu taşımacılığımıza ve alt yapı yatırımlarımıza verdiğimiz ağırlık karşısında, yük cinsleri ve taşıma mesafesi de dikkate alındığında akaryakıt taşımacılığı dışında deniz yolu rekabet edebilir olamamıştır. Bunun bir nedeni de henüz intermodal taşımaya geçilememesidir” diye konuştu.

 

Şişmanyazıcı konuşmasını “Kabotaj hattı müdafaa değil sathı müdafaadır. O satıh dünya denizleridir. Yapmamız gereken filomuzu büyütmek, ödemeler bilançomuzda navlun gelirlerimizi navlun giderlerimizin üstüne çıkarmaktır. Kabotaj aynı zamanda stratejiktir. Kötü günlerde, krizlerde ülkenin ihtiyaç duyacağı filoyu ihya etmek, gemileri seri şekilde üretecek tersanelere sahip olmak önemlidir” sözleriyle noktaladı.

Sayın Basın Mensubu,

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı nedeniyle Mersin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törene ilişkin haber metni görselleri ile birlikte ektedir.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’mız Kutlu Olsun

Denizlerimizde egemenlik ve bağımsızlığımızın sembolü olan Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 94. yıl dönümü ve Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Mersin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kutlandı.

Korona virüs tedbirleri altında gerçekleşen törene Mersin Liman Başkanlığı ile Mersin Deniz Ticaret Odası temsilcileri katıldı.

Maske ve sosyal mesafe gözetilerek yapılan törende, Mersin Liman Başkanı Harun Baştürk ile Mersin Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından sona erdi.

Her yıl Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen anmanın ardından gerçekleştirilen deniz şehitleri anısına denize çelenk bırakma töreni ise bu yıl salgın kapsamında alınan tedbirler nedeniyle gerçekleştirilemedi.

BASIN BÜLTENİ -30 Nisan 2020

Sayın Basın Mensubu,

 

TOBB öncülüğünde, oda ve borsaların katkılarıyla yeniden hayata geçirilen Nefes Kredisi ve MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu ile Denizbank Çukurova Bölge Müdürü Engin Eskiduman’ın konuya ilişkin beyanatlarını içeren haber metni görseli ile birlikte gönderilmiştir.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

Nefes Kredisi Yeniden Başlıyor

 

TOBB öncülüğünde oda ve borsaların katkılarıyla yeniden hayata geçirilen Nefes Kredisi için Mersin Deniz Ticaret Odası Yönetimi ile (MDTO) ile Denizbank Çukurova Bölge Müdürlüğü ve Mersin Liman Şubesi yetkilileri arasında bir görüşme gerçekleştirildi.

 

TOBB tarafından geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen KOBİ finansman projesi “Nefes Kredisi” yeniden başlıyor. TOBB önderliğinde, oda ve borsaların kaynaklarının bir araya getirilmesiyle başlatılan ve oda/borsa üyelerinin faydalanabileceği Nefes Kredisi, Denizbank aracılığı ile kullanılacak. Sisteme birkaç hafta sonra kamu bankaları da dahil olacak. 

 

Mersin Deniz Ticaret Odası üyelerinin faydalanacağı kredi hakkında değerlendirmelerde bulunmak üzere 29 Nisan 2020 Çarşamba günü MDTO’yu ziyaret eden Denizbank Çukurova Bölge Müdürü Engin Eskiduman, Mersin Liman Şubesi Müdürü Mustafa Cemalettin Emre ile beraberindeki heyet, Başkan Cihat Lokmanoğlu ile görüştü. 

 

Denizcilere Kredi Desteği

Mersin’de denizcilikle uğraşan küçük ve orta boy ölçekli işletmelere destek sağlamak üzere devreye alınan Nefes Kredisi’ne MDTO üyelerinden cirosu 25 milyon TL’ye kadar olan firmalar başvurabilecek. Kredi 2020 yılı faiz ve anapara ödemesiz, 2021 yılı ocak ayından başlamak üzere 12 ay eşit taksitli geri ödemeli, yıllık yüzde 7,5 brüt faiz oranı ile kullanılabilecek.

 

Cirosu 3 milyon TL ve altında olan MDTO üyeleri azami 50 bin, cirosu 3 milyon ile 25 milyon TL (dahil) arasında olan MDTO üyeleri azami 100 bin TL kredi kullanabilecek. Banka, KGF’ye ödenecek yüzde 0,03 kefalet başvuru bedeli ve komisyon dışında üyelerden herhangi bir masraf talep etmeyecek. KGF teminat oranı yüzde 80 olacak.

 

Kredi başvuruları, Mersin Deniz Ticaret Odası’ndan ya da https://uye.tobb.org.tr/organizasyon/ adresinden, dijital ortamda alınacak “TOBB nefes kredisi içindir” ibareli Faaliyet Belgesi ile yapılacak. Banka, bu belge olmadan talep kabul edemeyecek.  

 

Kredilendirmede tüm risk ve teminatlandırma, protokol imzalanan bankalar ile Hazine ve Maliye Bakanlığının sağladığı destekle KGF’ye ait olacak. Kredi kullandırımında maddi teminat istenmeyecek ancak şahıs işletmelerinde üçüncü şahıs kefil bulundurmaması durumunda, müşterinin talebi üzerine maddi teminat istenebilecek.

 

KOBİ’lere düşük faizli kredi sağlamak üzere hayata geçirilen Nefes Kredisi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, bu projenin Covid-19 pandemisi ile mücadele edilen böylesi hassas bir dönemde, işletmelerin finansman ihtiyacına destek olabilmek ve salgının ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutabilmek üzere devreye alındığını belirtti.

 

Bölgemizin dış ticaretini omuzlayan üyelerimizle bu süreci el birliğiyle atlatacağız”

“Nefes Kredisi TOBB öncülüğünde, oda ve borsaların kaynaklarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur” diye konuşan Lokmanoğlu, “TOBB başta olmak üzere bu sürece destek veren tüm oda ve borsalarımız ile projede katılımcı banka olarak yer alan Denizbank’a KOBİ’lerimizin yanında oldukları için teşekkür ederiz. Bölgemizin dış ticaretini omuzlayan, ülkemiz ekonomisine ciddi katkılar sunan deniz taciri üyelerimizle bu süreci el birliğiyle atlatacağımıza inancımız tamdır. Küresel düzeyde mücadele verilen bu salgının bir an evvel son bulmasını temennisiyle, tüm üyelerimize ve halkımıza sağlıklı günler diliyorum” ifadelerini kullandı.

 

Denizbank Çukurova Bölge Müdürü Engin Eskiduman ise konuya ilişkin açıklamasında “Ekonomimizi ayakta tutan, istihdamın, üretimin, ihracatın yükünü sırtlayan KOBİ’lerimizin yanındaki güç olmak amacıyla, piyasa faiz oranlarının altında gerçekleştirilen tüm projelerde hep ön safta yer aldık. KOBİ’lerimiz koronavirüs ile mücadelenin zirveye çıktığı bu dönemde ülkemiz için büyük fedakârlıkta bulunarak kepenklerini gönüllü olarak kapattı. Onlar üzerine düşeni yaptı, şimdi bu toprakların ürettikleri ile ekmeklerini kazanan bizler de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. 3 milyar TL tutarındaki krediyi ihtiyaç sahibi KOBİ’lerimize aktarmak için var gücümüzle çalışacağız” ifadelerine yer verdi.

 

Sayın Basın Mensubu,

Mersin Deniz Ticaret Odası’nın merkezi Fransa’da bulunan Akdeniz Liman Kentleri Birliği’ne üyeliğine ilişkin haber metni ekte gönderilmiştir.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

MDTO’dan Bir İlk

 

Mersin Deniz Ticaret Odası, merkezi Fransa’nın Le Havre kentinde bulunan Akdeniz Liman Kentleri Birliği’ne üye oldu.

 

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), diyalog ve karşılıklı iş birliği ile kentler ve limanlar arasındaki ilişkileri geliştirmek üzere faaliyet gösteren Akdeniz Liman Kentleri Birliği’ne (Association Internationale des Villes Portuaires -AIVP) Türkiye’den üye olan ilk kurum oldu.

Üyeliği 20 Şubat 2020 tarihi itibariyle onaylanan MDTO, AIVP’te Yönetim Kurulu Üyesi İskender Botros ile Yönetim Danışmanı Ezgi Biçer Uçar tarafından temsil edilecek.   

Liman kentleri arasında iş birliği ve dayanışmayı geliştirmek üzere 30 yılı aşkın süredir Fransa’da çalışmalarını sürdüren Akdeniz Liman Kentleri Birliği’nin bugün 45 ülkeden 187 üyesi bulunuyor.

Liman kentlerini etkileyen iklim değişikliği, kruvaziyer piyasası dinamikleri, biyo çeşitliliği koruma gibi ekonomik, çevresel ve sosyal sorunlarla daha iyi mücadele edebilmek için  yeni stratejilerin hayata geçirilmesi konusunda üyelerine destek olmak; uluslararası eksper networkü ile ihtiyaç duyulan alanlarda uzmanlık sunmak; teknik ve bilimsel altyapısı ile çalışma ziyaretleri ve kıyaslama etkinlikleri düzenlemek; UNCTAD, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla iş birliği sayesinde bu kuruluşlar nezdinde farkındalığı arttırmak gibi faaliyetleri bulunan AIVP, “Dünya Liman Kentleri Ağı” olarak da biliniyor.

2018 yılında Kanada’nın Quebec kentinde düzenlenen Dünya Kentleri ve Limanlar Konferansı ile “Gündem 2030”u kabul eden AIVP networkü, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunmayı taahhüt ediyor.

Üyeleri arasında, deniz ve nehir taşımacılığı altyapısı ve faaliyeti bulunan çok sayıda yerel yönetimin yanı sıra liman idareleri, meslek örgütleri, üniversiteler ve araştırma enstitüleri de bulunan AIVP Bilbao, Anvers, Cenova gibi kentlerin katılımıyla 1988 yılında kurulmuştu.

Hükümet dışı uluslararası örgüt (NGO) statüsünde faaliyetlerini sürdüren Birliğin Yönetim Kurulu Başkanlığı, 2015 yılından beri Brüksel Liman İdaresi Müdür Yardımcı Philippe Mattis tarafından yürütülüyor.

MDTO’nun Akdeniz Liman Kentleri Birliği’ne üyeliği, Fransa’nın en önemli ve işlem hacmi en yüksek limanlarından biri olan Le Havre Limanı ile birlikte Fransa’daki belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birlikleri geliştirme ve diyalog kanallarının güçlendirilmesi adına gerek Mersin gerekse ülkemiz açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Sayın Basın Mensubu,

Mersin Deniz Ticaret Odası ile Mersin Deniz Müzesi iş birliğinde Ali Rıza İşipek’in küratörlüğünde Koleksiyoner Oğuz Aydemir’in ipek mendil koleksiyonunun yer aldığı “Geçmişin İletişim Mecrası Hatıra Mendilleri” adlı serginin açılışına ilişkin haber metni görselleri ile birlikte gönderilmiştir.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

TARİHE IŞIK TUTAN “İPEK HATIRA MENDİLLERİ” MERSİN DENİZ MÜZESİ’NDE

 

Oğuz Aydemir’in özel koleksiyonunda yer alan eserlerden oluşan “Geçmişin İletişim Mecrası Hatıra Mendilleri” sergisi Mersin Deniz Ticaret Odası ile Mersin Deniz Müzesi iş birliğinde açıldı.

 

Tarih araştırmacısı, koleksiyoner ve Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı (TINA) Başkanı Oğuz Aydemir’in, özel koleksiyonunda yer alan hatıra ipek mendiller sergisinin açılışı, Mersin Deniz Müzesi’nde gerçekleştirildi.

Sergi açılışından önce, katılımcılara yönelik olarak, Dragana Ratkovic Aydemir tarafından “Modern Müze Yönetiminde Interpretation Konsepti” başlıklı bir sunum yapıldı.  Müzecilikte “anlatımın” önemine dikkat çeken Dragana Aydemir, ‘doğru anlatımın’ sergilenen eserlere ait bilgilerin düz olarak yazılmasının ötesinde konu hakkında hiçbir bilgi birikimi olmayan insanların dahi anlayabileceği şekilde izahını içeren, ziyaretçileri eserler üzerinde düşünmeye ve sorgulamaya iten bir ifade şekli olduğunu söyledi. Aydemir, müzecilikte son derece önemli olmasına rağmen Türkiye’de uygulanmayan bu yaklaşımın yurtdışında ve özellikle AB projelerinde çok önemsendiğini ifade etti.

Daha sonra tarihi mendillerin yer aldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.

“Geçmişin İletişim Mecrası Hatıra Mendilleri” sergisinin açılışına; Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığı temsilcileri, Mersin Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Levent Dipçin, MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, MDTO Yönetim Kurulu Üyesi Atahan Çukurova, Genel Sekreter Korer Özbenli, Koleksiyoner Oğuz Aydemir, Küratör Ali Rıza İşipek ve Araştırmacı Nihat Taner’in yanı sıra, Akdeniz Opera ve Bale Kulübü Derneği temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. 

Sergi açılışında söz alan ve süreç içindeki destekleri için Mersin Deniz Ticaret Odası yönetimine teşekkürlerini ileten Oğuz Aydemir, MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu’na bir ipek mendil hediye etti.

Oğuz Aydemir tarafından derlenen ve dünyada eşi olmayan bu özel koleksiyonda yer alan mendiller, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin önemli olaylarına ışık tutması açısından da ayrı bir anlam taşıyor.  Her biri geçmişe dair birer belge niteliğinde olan mendillerde birçok tarihsel olaya ve önemli savaşlara ilişkin farklı detaylar bulunuyor.  

Küratörlüğünü Ali Rıza İsipek’in üstlendiği ve 28 Ekim’e kadar ziyarete açık olacak sergide, 53 adet ipek mendil yer alıyor. 

Atalay ve Arıkan’ın Eserleri Mersin Deniz Müzes inde Sergileniyor

 

Dorothea Atalay’ın resimleri ve Nihat Arıkan’ın heykellerinden oluşan karma sergi, Mersin Deniz Müzesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

 

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ve Mersin Deniz Müzesi iş birliğinde gerçekleştirilen Dorothea Atalay’ın resimleri ve Nihat Arıkan’ın heykellerinden oluşan karma serginin açılışı Mersin Deniz Müzesi’nde yapıldı.

Açılışa Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutan Yardımcısı Yb. Çağın Taşkın, Mersin Deniz Müzesi Komutanı Öğ.Bnb. Gökhan Görkem, Mersin Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, MDTO Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri, Akdeniz Opera ve Bale Kulübü Derneği temsilcileri, Araştırmacı Yazar Nihat Taner ve sanatseverler katıldı.

Açılışta konuşan Nihat Taner, Mersin’de böyle bir sergi yapmayı istediklerini, MDTO’nun güçlü desteği ile bu arzularını gerçekleştirdiklerini belirterek kültür ve sanata katkıları nedeniyle MDTO yönetimine teşekkürlerini iletti.

Heykel Sanatçısı Prof.Dr. Nihat Arıkan ise sanatın paylaştıkça güzelleşen bir alan olduğunu vurgulayarak “Yapılanlar paylaşılmazsa, çevrenizde sizinle benzer hisleri paylaşan insanlar yoksa yaptığınızın bir anlamı yok. Ne kadar paylaşabilirseniz işinizden o derece keyif alırsınız” diye konuştu.

Ressam Dorothea Atalay da sergilenen eserlerin 10 yıllık emeğin ürünü olduğunu belirterek katılan sanatseverlere teşekkür etti.

Dorothea Atalay’ın doğa ve çiçek temalı resimleri ile Nihat Arıkan’ın seramik ve metal heykellerinin yer aldığı karma sergi 20 Ekim Pazar gününe kadar ziyaret edilebilir.

BASIN BÜLTENİ -16 EYLÜL 2019

 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “Türkiye-Fransa Ulaştırma Çalışma Grubunun İkinci Toplantısı”na Mersin Deniz Ticaret Odası ev sahipliği yapıyor.

2 gün sürecek programda Türkiye ve Fransa arasındaki ticaretin geliştirilmesi için alınması gereken önlemler değerlendirilecek, Türk ve Fransız firmaları arasında ikili görüşmeler gerçekleştirilecek.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen “Türkiye-Fransa Ulaştırma Çalışma Grubunun” ikinci toplantısının açılışı sabah saatlerinde Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Konferans Salonu’nda yapıldı. Toplantıya TC. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği, TCDD Genel Müdürlüğü, TOBB, Mersin Liman Başkanlığı, AKİB, MTSO, MIP ve özel sektör temsilcileri katıldı.

2 gün sürecek programda (16-17 Eylül) Türkiye ve Fransa arasındaki ticaretin geliştirilmesi için alınması gereken önlemler değerlendirilecek, Tarsus’ta yapımı devam eden Yenice Lojistik Merkezi ile Mersin Limanı’na teknik gezi düzenlenecek. Programda ayrıca Türk ve Fransız firmaları arasında ikili görüşmeler gerçekleştirilecek.

Toplantının açılışı sabah saatlerinde Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Konferans Salonu’nda yapıldı.

 “Mersin, İstanbul’un tek alternatifidir”

Toplantının açış konuşmasını yapan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Türkiye-Fransa Ulaştırma Çalışma Grubu toplantısına ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını söyledi. İstanbul, Mersin ve İzmir olmak üzere Türkiye’nin 3 önemli dağıtım merkezi olduğunu belirten Lokmanoğlu, İstanbul Limanı’nın ithalatla, İzmir Limanı’nın ihracatla öne çıktığını, ancak Mersin Limanı’nın hem ithalat hem ihracat hem de transit liman olma özellikleriyle diğerlerinden farklı bir konuma sahip olduğunu kaydetti. Mersin Limanı’nın Doğu Akdeniz’in en büyük limanı olduğunu ve İstanbul’un tek alternatif limanı durumunda bulunduğunu ifade eden Lokmanoğlu, toplantının Mersin’de düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

 

“Doğu Akdeniz’in ticari potansiyelinin kısa mesafeli denizyolu taşımacılığı ile geliştirilmesini istiyoruz”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürü Cem Murat Yıldırım ise, Mersin’in deniz taşımacılığında özel bir yeri olduğunu söyledi. Toplantının Doğu Akdeniz’in ticari potansiyelinin kısa mesafeli denizyolu taşımacılığı ile geliştirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini bildiren Yıldırım, bu konunun proje olarak ulusal kalkınma planına da işlendiğini kaydetti. Yıldırım, Mersin ve bölgesinin yaş meyve sebze üretiminde ciddi bir potansiyeli olduğunu ve ürünlerin Fransa’ya ulaştırılması konusunda çalışmalar yapılacağını söyledi.

“Denizcilik konusunda iki ülkenin bağları çok güçlü”

Fransa Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi Maxime Jebali de denizcilik konusunda Türkiye ile Fransa’nın bağlarının çok kuvvetli olduğunu ve çoğu Türk şirketinin Marsilya Limanı’nı kullandığını belirtti.

Özellikle ro-ro şirketlerinin tüm Akdeniz ülkeleri ile lojistik açıdan sorunlar yaşadığına değinen Jebali, gerçekleştirilen bu toplantılar ile iki ülke arasındaki lojistik problemlerin çözülmesini umduğunu kaydetti. Toplantıya katılan Fransız heyetin içerisinde özel sektör temsilcilerinin de bulunduğunu belirten Jebali, “Bu şirketler kendilerini sizlere tanıtacaklar. Bu toplantıda Türk ve Fransız şirketleri arasında yeni iş birlikleri oluşturmanın yollarını arayacağız” diye konuştu.

“Mersin’den Fransa’ya yeni bir ro-ro hattı açmak istiyoruz”

Daha sonra söz alan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tehlikeli Madde ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü Kombine Taşımacılık Daire Başkanı Bülent Süloğlu ise geçtiğimiz yılın ocak ayında kurulan Türkiye-Fransa Ulaştırma Çalışma Grubu’nun ilk toplantısının Fransa’da gerçekleştirildiğini ve eylem planı üzerinde anlaşma sağlandığını belirttiği konuşmasında, ikinci toplantının Türkiye’de gerçekleştirilmesi kararını aldıklarını ve toplantının Türkiye ayağında Mersin’e bir teknik gezi düzenlediğini anlattı.

Sunumunda Türkiye’nin ulaşım altyapısı ile ilgili detaylı bilgiler paylaşan Süloğlu, son 15 yılda özellikle demiryolu altyapısının ciddi oranda iyileştirildiğini söyledi. Demiryolu taşıma olanaklarının daha fazla kullanılması gerektiğine dikkat çeken Süloğlu, Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun devreye alınmasıyla Orta Asya’ya yapılan Mersin merkezli taşımalarda artış kaydedildiğini, Suriye meselesi nedeniyle bazı demiryolu hatlarının kapalı olduğunu ancak ileride durum değişince bu hatların yeniden açılacağını anlattı.

Türkiye’deki demiryolu bağlantılı limanlar hakkında bilgi veren ve bunun avantajından faydalanmak istediklerini belirten Süloğlu, başta Mersin olmak üzere İskenderun ve hatta Antalya’dan daha fazla ro-ro hattıyla Avrupa’ya ve özellikle Fransa’ya ulaşmak istediklerini ifade etti. Süloğlu “Önümüzdeki dönemde Mersin’den Fransa’ya yeni bir ro-ro hattı açmak istiyoruz” dedi.

Düzenlenen bu toplantıda Doğu Akdeniz bölgesinin ulaşım altyapısının inceleneceğini, intermodal taşımacılığı geliştirmek için gereken çözümlerin tartışılacağını, Fransa’nın Sete ve Toulon limanları ile yaşanan sorunların gündeme getirileceğini, firmaların talep ve beklentilerinin değerlendirileceğini söyleyen Süloğlu ayrıca Mersin’den Fransa’ya yaş sebze meyve koridoru oluşturmak istediklerini dile getirerek “Mersin yaş sebze meyve üretiminde çok önemli bir merkez. Bu anlamda ciddi üretimi var. Bu nedenle bu toplantıda soğuk zincir lojistiği konusunda da bilgi paylaşımı yapmayı istiyoruz” diye konuştu.

Toplantının devamında Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü’nden Denizcilik Uzmanı Tolga Avcı, Türk ve dünya ekonomisinin genel durumu ile Türk deniz ticaretine ilişkin verilerin değerlendirildiği bir sunum yaptı.

2 gün sürecek Türkiye-Fransa Ulaştırma Çalışma Grubu II. Toplantısı programı kapsamında Tarsus Yenice’de yapımı süren Yenice Lojistik Köyü ile Mersin Limanı’na teknik gezi düzenlenecek, Türk ve Fransız özel sektör temsilcileri arasında ikili görüşmeler gerçekleştirilecek.

16.09.2019

BASIN BÜLTENİ -17 Temmuz 2019

 

15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3. Yıldönümünde; Unutmadık, Unutturmayacağız

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi demokrasisine ve hukuk devleti yapısına kasteden hain ve alçakça bir saldırıyı geri püskürterek şunu açıkça göstermiştir: Gücünü sandıktan, yetkisini milletten almayan bir idareyi asla meşru kabul etmeyiz. Demokrasi ve milletin iradesi dışında bir seçeneğe de boyun eğmeyiz.

15 Temmuz hem Türkiye siyaseti, hem de Türkiye ekonomisi için tarihi bir stres testi oldu. Milletin dirayetiyle bu test başarıyla geçildi. Demokrasimiz ve kurumlarımız kaba kuvvete teslim olmayacak kadar olgunlaştıklarını kanıtladı. Devlet içinde illegal örgütlenen FETÖ çetesi ortaya çıkarıldı. Darbe heveslilerine karşı ortaya konan milli direniş sayesinde gelecekte benzer kalkışma girişimi içinde olabileceklerin önüne set çekildi.

FETÖ kaynaklı bu hain darbe girişiminin ortaya çıkmasıyla birlikte, TOBB ve Oda-Borsa camiası olarak tepkimizi ilk anda ortaya koyduk. Darbe girişimine karşı ilk harekete geçen, ilk inisiyatif alan meslek örgütü olduk. Daha darbe bildirisi okunur okunmaz, gece saat 00:22’de çıktık dedik ki; “Milletin iradesi ve demokrasi dışında hiçbir iradeyi tanımıyoruz. Gün demokrasiye sahip çıkma günüdür”.

365 Oda ve Borsamızla birlikte 81 il ve 160 ilçede eş zamanlı olarak darbeye karşı tepkimizi gösterdik. “Demokrasi Vazgeçilmezimiz, Milli İrade Gücümüz, Kardeşliğimiz Geleceğimizdir” dedik. Sonrasında 81 ildeki Odalarımız ve Borsalarımız ilk günden itibaren Demokrasi Nöbetlerinde aktif bir şekilde yer aldı. Ayrıca 15 Temmuz Şehitleri Dayanışma Kampanyasına en fazla katkıyı da TOBB, Odalar ve Borsalar sağladı.

TOBB ve Oda-Borsa Camiası; Demokrasinin, Milletimizin ve Devletimizin Yanındayız

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini şiar edinen TOBB ve Oda-Borsa camiası olarak demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Devletimizin yanında, milletimizin emrinde olacağız. Ülkemizin birliğine, kardeşliğimize ve demokrasimize karşı olanların da karşısına dikileceğiz. Çünkü devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de varız. Demokrasi varsa hepimiz varız.

100 sene önce kahraman ecdadımız “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek İstiklal Harbinin adeta ilk kıvılcımını yakmıştı. 15 Temmuz 2016 gecesi aynı ilkeyle ve birlikte hareket eden Türk Milleti bir büyük felaketin önüne geçmiş oldu.

Türk iş dünyası olarak, aynı ruh, aynı inançla çalışmayı sürdürüyoruz. Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini almasını ve lider ülke haline gelmesini de, yine hep birlikte çalışarak sağlayacağız.

Tarihe geçen bu destansı demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden milli direnişin kahraman şehitlerine Allah’tan rahmet, kıymetli ailelerine sabırlar diliyoruz, gazilerimizi minnetle anıyoruz.

 

BASIN BÜLTENİ- 8 Mayıs 2019

 

Türkçe Konuşan Girişimciler İş Birliği İçin Mersin’de

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Dışişleri Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirilen ve bu yıl 21. kez düzenlenen Türkçe Konuşan Girişimciler Programı Mersinli iş insanları ile Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyamızdaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan girişimcileri bir kez daha buluşturdu.

28 Nisan – 11 Mayıs 2019 tarihleri arasında tamamlanacak Türkçe Konuşan Girişimciler Programı kapsamında 16 farklı ülkeden gelen iş insanları Ankara ve Adana ziyaretlerinin ardından Mersin’e geldi.

Mersin’e gelen heyet, Mersin Deniz Ticaret Odası’nı ziyaret ederek Oda faaliyetlerinin yanı sıra bölgemizdeki deniz ticareti, kent ekonomisi, Mersin Limanı ve yatırım konuları hakkında bilgi aldı.

Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyamızdaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan 48 kişilik heyet, MDTO ziyaretinde Genel Sekreter Korer Özbenli ile yardımcıları Kpt. Halil Delibaş ve Kpt. Mesut Öztürk tarafından karşılandı. Toplantıya Mersin Serbest Bölgesi (MESBAŞ) Pazarlama ve İş Geliştirme Sorumlusu Bora Gedik ile TOBB Türkçe Konuşan Girişimciler Programı Sorumlusu Birsen Karaloğlu da eşlik etti. 

Toplantının açış konuşmasını yapan Genel Sekreter Korer Özbenli, Türkçe konuşan girişimcileri Mersin’de ve MDTO’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki kültür, fikir ve dil birlikteliğinin, üretimi ve ticareti geliştirmek üzere yeni iş birlikleri ile taçlanması, gönül bağımızın daha da güçlenmesi en büyük temennimiz” ifadelerini kullandı.

MDTO Genel Sekreter Yardımcısı Halil Delibaş, toplantıda yaptığı sunumda MDTO’nun çalışmaları hakkında bilgi verdi, Türkiye ve Mersin deniz ticareti ile Mersin Limanı yük hareketlerine ilişkiler veriler paylaştı.

MESBAŞ Pazarlama ve İş Geliştirme Sorumlusu Bora Gedik ise, Mersin Serbest Bölgesi’nde yatırım imkanları ve başta vergi avantajları olmak üzere serbest bölgede yatırımcılara sağlanacak avantajlar hakkında bilgi verdi.

Soru-cevap şeklinde ilerleyen toplantıda girişimcilerin bir kısmı İran’a uygulanan ambargolar nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Bazı iş insanları ise bir yıl önce hizmete giren Bakü, Tiflis Ceyhan hattının beklediklerini maliyet avantajını sağlayamadığından söz etti.  Denizyolu nakliyesinin sağlayacağı avantajların değerlendirildiği toplantıda, Mersin Limanı bağlantılı denizyolu hatlarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı.

Toplantı, Türkçe konuşan girişimcilerin ülkelerine özgü hediyeleri MDTO Yönetimine takdimi ile sona erdi.

BASIN BÜLTENİ -15 MART 2019

 

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

Doğu Akdeniz’in Güvenliği Mersin’de Tartışılıyor

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) , 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu ve Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO)  işbirliğinde düzenlenen Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı II başladı.

15 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da düzenlenen ilk çalıştayın devamı niteliğinde planlanan çalıştaya Mersin kent protokolünün yanı sıra diplomatlar, amiralller, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği temsilcileri, düşünce kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan KÜDENFOR direktörü emekli Amiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin 21’inci yüzyılda sadece jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik geleceğinde de en önemli ve öncelikli rolü oynayacak Doğu Akdeniz’in yarınlarının tartışılacağı   çalıştayın icra yerinin özellikle Mersin olarak seçildiğini söyledi.  Mersin’in Kıbrıs Barış Harekatındaki önemini hatırlatan Gürdeniz, “Mersin bugün de yepyeni bir cephede farklı görevlere hazır olmalıdır. Yeni cephenin adı mavi vatandır” ifadesini kullandı.

Gürdeniz: “Devletin savunma ve dış politikası her yönü ile Doğu Akdeniz odaklı olmalıdır”

Konuşmasında Doğu Akdeniz’in 21.  yüzyılda Türkiye’nin en ciddi, en öncelikli kriz alanı olduğunu vurgulayan Cem Gürdeniz, bu stratejik bölgenin KKTC, denize erişimi olan sözde Kürdistan ve enerji alanlarında Türkiye’nin jeopolitik ve ekonomik çıkarlarının kesişme noktasında bulunduğunu kaydetti.  Söz konusu bu hayati çıkarların, AB ve ABD etki ve destek alanında gelişen Mısır, GKRY, Yunanistan ve İsrail dörtlüsünün her geçen gün gelişen Türkiye karşıtlığı paralelinde, geleceğimiz için en önemli önceliği oluşturduğunun ve bu yeni evrede devletin savunma ve dış politikasının her yönü ile Doğu Akdeniz odaklı olması gerektiğinin altını çizdi.

Yunanistan ve GKRY’nin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi III’ün gerek karasuları sınırlandırması gerekse münhasır ekonomik bölge ilanı konusunda tanıdığı hakları akla, örf adet hukukuna, tarihsel gerçeklere tamamen aykırı şekilde kendi yorumları ile uygulayarak oldu bitti yaratmaya çalıştıklarını kaydeden Gürdeniz, mavi vatan tatbikatının bu kapsamda karşı bloklara en ciddi mesaj olduğunu, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölge veya kıta sahanlığı koordinatlarının ilan edilerek mavi vatan sınırlarımızın soyut düzlemden somut boyuta çıkarılması gerektiğini söyledi.

Bu zorlu süreçte Mersin’in çevre illeri ve hinterlandı ile öne çıktığını belirten Amiral Cem Gürdeniz, “Doğu Akdeniz’deki Türk deniz gücünün Türkiye’nin geri kalanının kaderini etkileyeceği bir sürece giriyoruz. Mersin bu sürecin karadaki amiral gemisidir. Her yönü ile denizcileşmiş Mersin bu yüksek sorumluluğu kaldırabilecektir. Mersin denizcilik gücüne hayat veren her alanda öne çıkmalıdır. Limanlarınız, donanma varlığınız, deniz müzeniz, üniversiteleriniz, çalışkan halkınız, uzun plajlarınız, marinalarınız, yelken ve yat kulüpleriniz, deniz bilimleri enstitüleriniz ama denizci olmak için gereken en önemli unsurunuz muhteşem bir coğrafyanız var. 21’inci yüzyıl bu coğrafyaya büyük sorumluluklar ama bir o kadar büyük fırsatlar getiriyor. KKTC ile büyük ağabey statüsünde jeopolitik seviyede etki yaratacak bütünleşik bir yakınlaşma ve iş birliği; Doğu Akdeniz havzasında gerek gemi inşa, gerek onarım, gerekse denizdeki enerji sektörüne her yönü ile destek sağlayacak endüstriyel altyapının kurulması, Mersin Üiversitesi bünyesinde denizcilik fakültesi kurulması denizci Mersin hedefinde eksik kalan alanları dolduracaktır” ifadelerini kullandı.  

Özyıldız: “Türkiye, enerji alanında geleceğini nasıl şekillendireceğine ivedilikle karar vermek zorundadır”

  1. Yüzyıl İçin Planlama Grubu Üyesi Hakan Özyıldız ise, Dünyada enerji alanındaki önemli periyodik çalışmalardan olan BP Energy Outlook’un 2019 yılı sayısında belirtilen tespitlere dayanarak, 2040 yılı itibariyle dünya enerji talebinin yaklaşık üçte birinin Çin, Hindistan ve Asya’dan geleceğini, buna göre Doğu’da ve Rusya’da bulunan birincil enerji kaynaklarının batıdan çok doğuya ulaştırılması gerekeceğini, bu durumun önümüzdeki dönemin jeopolitiğini değiştirecek bir öngörü olduğunu ve Türkiye’nin de bundan etkileneceğini söyledi.

Yine aynı çalışmaya göre, gelecekte enerjinin yüzde 85’inin yenilenebilir kaynaklardan ve doğal gazdan üretileceğini aktaran Özyıldız, bu öngörünün hem Türkiye’nin hem de dünyada bilinen birincil kaynakların büyük çoğunluğuna sahip olan yakın komşularımızın hayatını değiştireceğini vurguladı.  Konunun Türkiye için de önemli olduğuna değinen Özyıldız “Eğer yenilebilir enerji ve doğal gazın enerji üretiminde payı artacaksa, Türkiye, bu alanda geleceğini nasıl şekillendireceğine ivedilikle karar vermek zorundadır” dedi.

Keşfedilen yeni doğalgaz rezervlerinin ardından Türkiye ve KKTC’nin bölgedeki haklarından mahrum bırakılmaya çalışıldığını anlatan Özyıldız, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan tüm haklarını sonuna kadar kullanarak Doğu Akdeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerine hız vermesi ve bunun için gerekli teknik malzeme ve yetişmiş personel donanımı eksikliklerinin ivedilikle giderilmesi gerektiğini kaydetti.

Lokmanoğlu: Doğu Akdeniz’deki gelişmeler Türkiye’nin ve KKTC’nin geleceği ve güvenliği ile yakından ilgilidir”

MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu da böylesine önemli bir çalıştayın Doğu Akdeniz’in kalbinde, Mersin’de gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ettiği konuşmasında, Doğu Akdeniz havzasının sahip olduğu zenginlikler nedeniyle her dönemde büyük güç mücadelelerine sahne olduğunu, küresel ve bölgesel aktörlerin Doğu Akdeniz’i denetim altında tutma çabalarının bugün de devam ettiğini söyledi.

Dünya petrolünün yaklaşık yarısını ihtiva eden Akdeniz Bölgesinin; uluslararası ticaretin kavşak noktalarından biri olmasının yanı sıra son dönemde yeni enerji kaynaklarının keşfi, sismik araştırmalar, deniz yetki alanlarının belirlenmesi, Irak ve Suriye meseleleri nedeniyle sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin değil, kıyıdaş olmayan güçlerin de rekabet ve çatışma alanı haline geldiğini kaydeden Lokmanoğlu, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın askeri varlığı ile bölgenin eskisinden de sıcak hale geldiğini vurguladı.

“Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği ve güvenliği ile yakından ilgilidir” diye konuşan Cihat Lokmanoğlu, her iki ülkenin de hak ve menfaat kaybına uğramaması için Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini, bu nedenle çalıştayın çok faydalı olacağına inandığını belirtti.

Çalıştayın ilk oturumunda Amiral Mustafa Özbey’in moderatörlüğünde Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Doç. Dr. Murat Koç, Rafet Aslantaş, Doç. Dr. Nur Jale Ece, Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Prof. Dr. Sencer İmer’in katılımıyla Doğu Akdeniz’de değişen stratejik dengeler tartışıldı.

Prof. Dr. Sencer İmer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek ikinci oturumda ise, Şahin Yaman, Oğuz Türkyılmaz, Arif Ertik, Doç. Dr. Barış Salihoğlu, Yusuf Buldu ve Aydın Erdemir’in katılımı ile Doğu Akdeniz’in ekonomik fırsatları konusunda değerlendirmeler yapılacak.

 

BASIN BÜLTENİ -28 Şubat 2019

 

2019 İstihdam Seferberliği Başladı

2019 İstihdam Seferberliği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş birliğinde “Burası Türkiye Burada İş Var” sloganı ile başlatıldı. Teşvik programı ile 2.5 milyon yeni istihdam yaratmak hedefleniyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ortaklaşa düzenlediği “İstihdam Seferberliği 2019” programı kapsamında yeni istihdam paketi açıklandı. 25 Şubat 2019 tarihinde TOBB ev sahipliğinde tanıtılan programın ayrıntıları şöyle:

 

Yeni İstihdama Ücret Desteği

Yeni teşvik kapsamında, işverenlerin nisan ayı sonuna kadar sağlayacağı her ilave istihdam için, 3 ay boyunca prim ve vergilerin yanı sıra ücreti de devlet ödeyecek. Prim ve vergi desteği izleyen 9 ayda da devam edecek.

 

Yeni İstihdamın SGK Primine, Vergisine Destek

İşverenler Aralık 2020’ye kadar her yeni istihdam için 12 ay süresince SGK primi ve vergi ödemeyecek. Kadıni genç ve engelli istihdamında ise bu destek 18 aya boyunca devam edecek. İmalat ve bilişim sektöründeki istihdamlarda ise daha yüksek tutarlarda prim desteği verilecek.

 

Kısa Çalışma Ödeneği

İşyerinde çalışma sürelerini geçici olarak azaltmak durumunda kalan işverenlere üç ay boyunca azaltılan süreye ilişkin çalışanlarının ücreti devlet tarafından karşılanacak. Kısa çalışma ödeneği başvuruları İŞKUR üzerinden yapılacak.

Asgari Ücret Desteği

2009 yılı için 12 ay süreyle çalışan sayısı 500’e kadar olan işverenlere aylık 150 TL, 500 ve üzeri çalışanı olan işverenlere aylık 101 TL asgari ücret desteği verilecek.  

Düzenli Ödemeye Devamlı Destek

SGK primlerini düzenli ödeyen işverenlere beş puanlık indirim yapılacak.

Kalkınmaya İlave Destek

Kalkınmada öncelikli 51 ilde işverenler tarafından ödenmesi gereken SGK primlerinin 5 puanlık indirimine ilave olarak 6 puanlık ek indirim yapılacak.

 

 

Önce İşbaşı Eğitim Sonra İstihdam Desteği

İşbaşı Eğitim Programları işverenlere ve iş arayanlara fırsatlar sunmaya devam ediyor. İşbaşı eğitim programlarına katılan kursiyerlere 3 ay, imalat ve bilişim sektöründe 6 ay, siber güvenlik, kodlama yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda 9 ay boyunca ücret ve sigorta desteği sağlanacak. İki yaş arası çocuğu olan kadın katılımcılara çocuk bakım destekleri verilecek.

İhtiyacınıza Uygun Nitelikli İşgücü Eğitimine Tam Destek

Mesleki Eğitim Ve Beceri Geliştirme İşbirliği Projesi (MEGİP) kapsamında iş dünyasının ihtiyacı olan nitelikli işgücü hazırlamak için 8 aya kadar mesleki eğitim kursları düzenleniyor. Kursiyerlerin ücret ve sigortalarını devlet karşılayacak.

Teşvik paketi ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.istihdamseferberliği.org adresinden ulaşılabiliyor.

Mersin Deniz Ticaret Odası yetkilileri, ilerleyen günlerde düzenleyecekleri toplantılarla üyelerine daha kapsamlı bilgilerin aktarılacağını kaydetti.

 

BASIN BÜLTENİ -1 Şubat 2019

 

Harun Şişmanyazıcı: “2019 Yılının Sloganı, Belirsizlik”

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ocak ayı meclis toplantısına katılan Ekonomist Harun Şişmanyazıcı, “Küresel Ekonomilerdeki Gelişmeler ve Türk Denizciliğine Etkileri” konulu bir sunum yaptı.

Denizciliğin geleceğini öngörebilmek için onu oluşturan bütün etmenleri de bir arada incelemek gerektiğini belirten Şişmanyazıcı 2019 yılında karşılaşılabilecek hususlar, dünya gündemini meşgul edecek sorunlar ve deniz taşımacılığı için tehditler konusunda değerlendirmelerde bulundu.

2019’da global ekonomik belirsizliğin temel konulardan biri olacağını söyleyen Harun Şişmanyazıcı, küresel ekonomik politika belirsizlik endeksinin 2018’de 113.3 puandan, 227.8’e çıktığını, daha sonra 204.5’e düştüğünü ancak hala 2008’deki puanın üstünde olduğunu belirterek bu durumun 2019’da da devam edeceğini beklediklerini ve söz konusu durumun yatırımlar konusunda negatif etki yaptığını ifade etti. 2019 yılının sloganının “belirsizlik” olduğunu vurgulayan Şişmanyazıcı hiçbir şeyi önceden belirleyebilmenin mümkün olmadığını ve bir şeyi önceden kestirebilme periyodunun son derece kısaldığını söyledi.

24 aralıkta dünya borsalarının çöktüğünü hatırlatan Şişmanyazıcı Trump’ın FED Başkanı Powel’ı görevden alacağını açıklamasıyla Dow, Nasdaq ve S&P’nin çıktığı en yüksek seviyeden yüzde 20 aşağıya indiğini, Trump’ın geri adım atmasıyla tekrar yükseldiğini belirterek “Volatil (oynak) bir dünyadayız. Sözel yönlendirmeler her an her şeyi değiştirebiliyor dünyayı yöneten liderler daha otokrat ve ülkeleri şirket yönetir gibi yönetiyorlar.  Böyle bir dünyada geleceğe dönük kestirme yapmak mümkün değil” diye konuştu.  

“Çin sağlıklı büyümezse denizcilik piyasası çöker”

Sermaye piyasalarında büyük bir oynaklık olduğunu 2018’in sermaye piyasası açısından çok kötü bir yıl olduğunu ve 2019 yılı için de olumlu bir beklentinin bulunmadığını anlatan Harun Şişmanyazıcı ticaret savaşları, himayecilik, jeopolitik riskler ve yıkıcı teknoloji başlıklarının diğer gündem konuları olacağını belirterek şöyle konuştu:

 “Himayecilik, neoliberalizmi en çok savunan ABD’den geliyor. Geçmişte himayeciliği uyguladığı için Dünya Ticaret Örgütü ile OECD tarafından eleştirilen Çin ise liberal ekonomiyi savunuyor. Dünya ticaretinin gelişmesi için serbest ticaret yapılması gerekirken reel mili gelir açısından 1. sırada olan ABD eliyle neoliberal politikalar askıya alınıyor.”

“2019 yılında bir önceki yıla göre nispi olarak daha düşük bir küresel büyüme bekliyoruz. Dünya Bankası ve IMF 2019 yılı için beklentilerini aşağı yönlü revize etti. IMF 2019 yılı için yüzde 3,5 büyüme öngörüyor. IMF aynı zamanda, ticaret savaşlarının devam etmesinin Çin’in büyümesine yüzde 2 etki yapacağını belirtti. Yapılan araştırmalar ticaret savaşlarının devam etmesi halinde dünya GSMH’nin yüzde 0,5 azalacağını ortaya koymaktadır. Buna ek olarak 2017’ye göre daha kötü, 2015-2016’ dan daha iyi, 2018’ın biraz altında ya da üstünde bir deniz ticaret sektörü bekliyoruz.”

Çin’in sağlıklı büyümesinin denizcileri çok yakından ilgilendiren bir durum olduğuna dikkat çeken Şişmanyazıcı, “Çin sağlıklı büyümezse denizcilik piyasası bütün segmentleri itibarıyla; dökme yükler, tanker ve konteyner taşımacılığı bakımından çöker” diye konuştu.

Bir Kuşak Bir Yol (OBOR) projesi kapsamında Çin’in yapacağı yatırımları değerlendiren Ekonomist Harun Şişmanyazıcı, Çin’in bu konudaki teşvik ve yatırımlarının ekonomi için bir canlılık yaratabileceğini ancak buradaki hareketin konteyner taşımacılığını olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade etti. Demiryolundaki konteynerlerin teşvik edilmesinin deniz taşımacılığında rekabet yaratacağına dikkat çeken Şişmanyazıcı, Çin’in OBOR için 125 milyar teşvik vereceğini açıkladığını kaydetti.

“Çevreci regulatif önlemler denizcilik gündemini uzun süre meşgul edecek”

 Deniz ticaret piyasasında çevreci regulatif önlemlerin denizcilik gündemini uzun süre meşgul edeceğini belirten Şişmanyazıcı, yakıt sülfür oranlarını yüzde 0,5’e çekecek küresel sülfür düzenlemesinin 2020 yılında uygulanmaya başlayacağını hatırlatarak söz konusu uygulamanın denizcileri zorlayacağını ve çok sayıda geminin hurdaya ayrılacağını anlattı.

Deniz taşımacılığında konsolidasyonun özellikle konteyner taşımacılığında devam ettiğini vurgulayan Şişmanyazıcı, konteyner hat operatörlerinin kullandıkları gemi tonajlarını optimum seviyeye kadar büyüttüğünü, ölçek ekonomisini kullandıklarını ancak büyük gemilerin piyasa girmesi ve bu gemilerin sayısının artmasının sıkıntılı bir durum yarattığını, hat taşımacılığında kurulan ittifakların piyasanın büyük bir bölümünü kontrol ettiğini, bunun da küçük şirketlerin iflasına neden olduğunu anlattı. Şişmanyazıcı şu anda konteyner taşımacılığında 10 şirketin küresel kapasitenin yüzde 60-70’ine sahip olduğunu kaydetti.

Yeni üretim modellerinin ve değişen tüketim alışkanlıklarının deniz taşımacılığına olan talebi etkilediğini belirten Şişmanyazıcı, şöyle konuştu:

“Küreselleşme yerini bölgeselleşmeye bırakıyor. Yerinde üretim; tüketim merkezlerine yakın yerlerde üretme modeli önem kazanıyor.  Bu, deniz taşımacılığını etkileyecek unsurlardan biri.”

“Diğer taraftan bireylerin yeni tatmini, sahip olmaktan ziyade en erken sahip olmaya dönüştü. İnsanlara artık sahip olmak yetmiyor, en kısa sürede sahip olmak istiyor. İnsanlar ‘Ben eğer bir telefon sahibi olacaksam, o telefonun teknolojik ömrü bir yılsa ve o telefon bana gelene kadar 3 ay geçiyorsa, telefonu o kadar para verip ancak 8 ay kullanacaksam, o zaman bu telefona bir an evvel sahip olmalıyım diye düşünüyor. Bunu fark eden Alibaba vb. kuruluşlar kendi lojistik altyapısı kurmaya, hava alanlarında depolar almaya, kendi anlaşmalarını yapmaya başladı. Dolayısıyla en kısa sürede malı teslim ediyorlar. Ticareti yapan şirket nakliyeyi de kendisi gerçekleştiriyor. Kendileri bu piyasaya girerek lojistikçilere alternatif yaratıyorlar. Bu da tehditlerden biri.”

“Ham madde ihracatçılarının artık bunlara katma değer katarak ihraç etmesi, ihraç edilecek, dolayısı ile taşınacak miktarın azalmasına neden oluyor. Geçmişte, kuru yük gemileriyle demir cevheri taşınırdı. O demir cevherinin içindeki demir muhtevası yüzde 50-60’tır. Yüzde 50 demir muhtevası için toprak taşınıyordu. Şimdi içindeki demir muhtevası ayrıştırılarak gönderiliyor.  Benzer şekilde nikel cevherinin muhtevası yüzde 5’tir. 100 birim toprağın içinde 5 birim nikel var. Endonezya, Çin’den ithal nikel cevheri işleme tesisi kurdu, artık cevheri işleyip içinden nikeli ayrıştırıp nikeli Çin’e ihraç ediyor. Şimdi Çin’e 5 birim nikel gidiyor. Bütün bu gelişmeler deniz taşımacılığında hacim azaltıcı etkiler yaratıyor.”

2019 yılı için küresel beklentilere ilişkin görüşlerini aktaran Harun Şişmanyazıcı, ABD ekonomisinin 2010’dan beri sürekli büyüdüğünü, bunun normal olmadığını, herhangi bir ekonominin bu şekilde büyüdüğü zaman bir yerlerde riskler biriktirip sonra resesyona girdiğini bu nedenle ABD’nin resesyon riski altında olduğunu, Avrupa’da 2018’de başlayan durgunluğun devam edeceğini, parasal genişlemeye rağmen krizden çıkamayan ve yüzde 1’in altında büyüyen Japonya için  2019’da da farklı bir beklenti olmadığını ve Çin ekonomisinin küçülme trendinde olduğunu anlattı. Küresel bir resesyonun beklenmediğini söyleyen Şişmanyazıcı sunumun sonunda tanker, dökme yük, konteyner piyasalarını da değerlendirdi.  

Sunumun ardından MDTO Meclis Başkanı Levent Dipçin Şişmanyazıcı’ya MDTO Meclisi adına teşekkürlerini iletti.