BASIN BÜLTENİ -17 Temmuz 2019

 

Sayın Basın Mensubu,

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişiminin 3. yıl dönümü nedeniyle, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı oda/borsalarla ortak olarak yayınladığı basın açıklaması ekte bilgilerinize sunulmuştur.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3. Yıldönümünde; Unutmadık, Unutturmayacağız

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi demokrasisine ve hukuk devleti yapısına kasteden hain ve alçakça bir saldırıyı geri püskürterek şunu açıkça göstermiştir: Gücünü sandıktan, yetkisini milletten almayan bir idareyi asla meşru kabul etmeyiz. Demokrasi ve milletin iradesi dışında bir seçeneğe de boyun eğmeyiz.

 

15 Temmuz hem Türkiye siyaseti, hem de Türkiye ekonomisi için tarihi bir stres testi oldu. Milletin dirayetiyle bu test başarıyla geçildi. Demokrasimiz ve kurumlarımız kaba kuvvete teslim olmayacak kadar olgunlaştıklarını kanıtladı. Devlet içinde illegal örgütlenen FETÖ çetesi ortaya çıkarıldı. Darbe heveslilerine karşı ortaya konan milli direniş sayesinde gelecekte benzer kalkışma girişimi içinde olabileceklerin önüne set çekildi.

 

FETÖ kaynaklı bu hain darbe girişiminin ortaya çıkmasıyla birlikte, TOBB ve Oda-Borsa camiası olarak tepkimizi ilk anda ortaya koyduk. Darbe girişimine karşı ilk harekete geçen, ilk inisiyatif alan meslek örgütü olduk. Daha darbe bildirisi okunur okunmaz, gece saat 00:22’de çıktık dedik ki; “Milletin iradesi ve demokrasi dışında hiçbir iradeyi tanımıyoruz. Gün demokrasiye sahip çıkma günüdür”.

 

365 Oda ve Borsamızla birlikte 81 il ve 160 ilçede eş zamanlı olarak darbeye karşı tepkimizi gösterdik. “Demokrasi Vazgeçilmezimiz, Milli İrade Gücümüz, Kardeşliğimiz Geleceğimizdir” dedik. Sonrasında 81 ildeki Odalarımız ve Borsalarımız ilk günden itibaren Demokrasi Nöbetlerinde aktif bir şekilde yer aldı. Ayrıca 15 Temmuz Şehitleri Dayanışma Kampanyasına en fazla katkıyı da TOBB, Odalar ve Borsalar sağladı.

 

TOBB ve Oda-Borsa Camiası; Demokrasinin, Milletimizin ve Devletimizin Yanındayız

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini şiar edinen TOBB ve Oda-Borsa camiası olarak demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Devletimizin yanında, milletimizin emrinde olacağız. Ülkemizin birliğine, kardeşliğimize ve demokrasimize karşı olanların da karşısına dikileceğiz. Çünkü devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de varız. Demokrasi varsa hepimiz varız.

 

100 sene önce kahraman ecdadımız “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek İstiklal Harbinin adeta ilk kıvılcımını yakmıştı. 15 Temmuz 2016 gecesi aynı ilkeyle ve birlikte hareket eden Türk Milleti bir büyük felaketin önüne geçmiş oldu.

Türk iş dünyası olarak, aynı ruh, aynı inançla çalışmayı sürdürüyoruz. Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini almasını ve lider ülke haline gelmesini de, yine hep birlikte çalışarak sağlayacağız.

Tarihe geçen bu destansı demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden milli direnişin kahraman şehitlerine Allah’tan rahmet, kıymetli ailelerine sabırlar diliyoruz, gazilerimizi minnetle anıyoruz.

 

BASIN BÜLTENİ- 8 Mayıs 2019

 

Sayın Basın Mensubu,

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Dışişleri Bakanlığı iş birliğinde gerçekleştirilenTürkçe Konuşan Girişimciler Programı” kapsamında Mersin Deniz Ticaret Odası’nı ziyaret eden girişimcilere ilişkin haber metni görselleriyle birlikte ekte bilgilerinize sunulmuştur.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

Türkçe Konuşan Girişimciler İş Birliği İçin Mersin’de

 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Dışişleri Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirilen ve bu yıl 21. kez düzenlenen Türkçe Konuşan Girişimciler Programı Mersinli iş insanları ile Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyamızdaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan girişimcileri bir kez daha buluşturdu.

 

28 Nisan – 11 Mayıs 2019 tarihleri arasında tamamlanacak Türkçe Konuşan Girişimciler Programı kapsamında 16 farklı ülkeden gelen iş insanları Ankara ve Adana ziyaretlerinin ardından Mersin’e geldi.

 

Mersin’e gelen heyet, Mersin Deniz Ticaret Odası’nı ziyaret ederek Oda faaliyetlerinin yanı sıra bölgemizdeki deniz ticareti, kent ekonomisi, Mersin Limanı ve yatırım konuları hakkında bilgi aldı.

 

Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyamızdaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan 48 kişilik heyet, MDTO ziyaretinde Genel Sekreter Korer Özbenli ile yardımcıları Kpt. Halil Delibaş ve Kpt. Mesut Öztürk tarafından karşılandı. Toplantıya Mersin Serbest Bölgesi (MESBAŞ) Pazarlama ve İş Geliştirme Sorumlusu Bora Gedik ile TOBB Türkçe Konuşan Girişimciler Programı Sorumlusu Birsen Karaloğlu da eşlik etti. 

 

Toplantının açış konuşmasını yapan Genel Sekreter Korer Özbenli, Türkçe konuşan girişimcileri Mersin’de ve MDTO’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki kültür, fikir ve dil birlikteliğinin, üretimi ve ticareti geliştirmek üzere yeni iş birlikleri ile taçlanması, gönül bağımızın daha da güçlenmesi en büyük temennimiz” ifadelerini kullandı.

 

MDTO Genel Sekreter Yardımcısı Halil Delibaş, toplantıda yaptığı sunumda MDTO’nun çalışmaları hakkında bilgi verdi, Türkiye ve Mersin deniz ticareti ile Mersin Limanı yük hareketlerine ilişkiler veriler paylaştı.

 

MESBAŞ Pazarlama ve İş Geliştirme Sorumlusu Bora Gedik ise, Mersin Serbest Bölgesi’nde yatırım imkanları ve başta vergi avantajları olmak üzere serbest bölgede yatırımcılara sağlanacak avantajlar hakkında bilgi verdi.

 

Soru-cevap şeklinde ilerleyen toplantıda girişimcilerin bir kısmı İran’a uygulanan ambargolar nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Bazı iş insanları ise bir yıl önce hizmete giren Bakü, Tiflis Ceyhan hattının beklediklerini maliyet avantajını sağlayamadığından söz etti.  Denizyolu nakliyesinin sağlayacağı avantajların değerlendirildiği toplantıda, Mersin Limanı bağlantılı denizyolu hatlarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı.

 

Toplantı, Türkçe konuşan girişimcilerin ülkelerine özgü hediyeleri MDTO Yönetimine takdimi ile sona erdi.

BASIN BÜLTENİ -15 MART 2019

 

Sayın Basın Mensubu,

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu ve Mersin Deniz Ticaret Odası iş birliğinde düzenlenen Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı’na ait haber metni görselleriyle birlikte ekte gönderilmiştir.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

Doğu Akdeniz’in Güvenliği Mersin’de Tartışılıyor

 

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) , 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu ve Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO)  işbirliğinde düzenlenen Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı II başladı.

 

15 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da düzenlenen ilk çalıştayın devamı niteliğinde planlanan çalıştaya Mersin kent protokolünün yanı sıra diplomatlar, amiralller, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği temsilcileri, düşünce kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

 

Çalıştayın açılışında konuşan KÜDENFOR direktörü emekli Amiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin 21’inci yüzyılda sadece jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik geleceğinde de en önemli ve öncelikli rolü oynayacak Doğu Akdeniz’in yarınlarının tartışılacağı   çalıştayın icra yerinin özellikle Mersin olarak seçildiğini söyledi.  Mersin’in Kıbrıs Barış Harekatındaki önemini hatırlatan Gürdeniz, “Mersin bugün de yepyeni bir cephede farklı görevlere hazır olmalıdır. Yeni cephenin adı mavi vatandır” ifadesini kullandı.

 

Gürdeniz: “Devletin savunma ve dış politikası her yönü ile Doğu Akdeniz odaklı olmalıdır”

Konuşmasında Doğu Akdeniz’in 21.  yüzyılda Türkiye’nin en ciddi, en öncelikli kriz alanı olduğunu vurgulayan Cem Gürdeniz, bu stratejik bölgenin KKTC, denize erişimi olan sözde Kürdistan ve enerji alanlarında Türkiye’nin jeopolitik ve ekonomik çıkarlarının kesişme noktasında bulunduğunu kaydetti.  Söz konusu bu hayati çıkarların, AB ve ABD etki ve destek alanında gelişen Mısır, GKRY, Yunanistan ve İsrail dörtlüsünün her geçen gün gelişen Türkiye karşıtlığı paralelinde, geleceğimiz için en önemli önceliği oluşturduğunun ve bu yeni evrede devletin savunma ve dış politikasının her yönü ile Doğu Akdeniz odaklı olması gerektiğinin altını çizdi.

 

Yunanistan ve GKRY’nin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi III’ün gerek karasuları sınırlandırması gerekse münhasır ekonomik bölge ilanı konusunda tanıdığı hakları akla, örf adet hukukuna, tarihsel gerçeklere tamamen aykırı şekilde kendi yorumları ile uygulayarak oldu bitti yaratmaya çalıştıklarını kaydeden Gürdeniz, mavi vatan tatbikatının bu kapsamda karşı bloklara en ciddi mesaj olduğunu, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölge veya kıta sahanlığı koordinatlarının ilan edilerek mavi vatan sınırlarımızın soyut düzlemden somut boyuta çıkarılması gerektiğini söyledi.

 

Bu zorlu süreçte Mersin’in çevre illeri ve hinterlandı ile öne çıktığını belirten Amiral Cem Gürdeniz, “Doğu Akdeniz’deki Türk deniz gücünün Türkiye’nin geri kalanının kaderini etkileyeceği bir sürece giriyoruz. Mersin bu sürecin karadaki amiral gemisidir. Her yönü ile denizcileşmiş Mersin bu yüksek sorumluluğu kaldırabilecektir. Mersin denizcilik gücüne hayat veren her alanda öne çıkmalıdır. Limanlarınız, donanma varlığınız, deniz müzeniz, üniversiteleriniz, çalışkan halkınız, uzun plajlarınız, marinalarınız, yelken ve yat kulüpleriniz, deniz bilimleri enstitüleriniz ama denizci olmak için gereken en önemli unsurunuz muhteşem bir coğrafyanız var. 21’inci yüzyıl bu coğrafyaya büyük sorumluluklar ama bir o kadar büyük fırsatlar getiriyor. KKTC ile büyük ağabey statüsünde jeopolitik seviyede etki yaratacak bütünleşik bir yakınlaşma ve iş birliği; Doğu Akdeniz havzasında gerek gemi inşa, gerek onarım, gerekse denizdeki enerji sektörüne her yönü ile destek sağlayacak endüstriyel altyapının kurulması, Mersin Üiversitesi bünyesinde denizcilik fakültesi kurulması denizci Mersin hedefinde eksik kalan alanları dolduracaktır” ifadelerini kullandı.  

 

Özyıldız: “Türkiye, enerji alanında geleceğini nasıl şekillendireceğine ivedilikle karar vermek zorundadır”

  1. Yüzyıl İçin Planlama Grubu Üyesi Hakan Özyıldız ise, Dünyada enerji alanındaki önemli periyodik çalışmalardan olan BP Energy Outlook’un 2019 yılı sayısında belirtilen tespitlere dayanarak, 2040 yılı itibariyle dünya enerji talebinin yaklaşık üçte birinin Çin, Hindistan ve Asya’dan geleceğini, buna göre Doğu’da ve Rusya’da bulunan birincil enerji kaynaklarının batıdan çok doğuya ulaştırılması gerekeceğini, bu durumun önümüzdeki dönemin jeopolitiğini değiştirecek bir öngörü olduğunu ve Türkiye’nin de bundan etkileneceğini söyledi.

Yine aynı çalışmaya göre, gelecekte enerjinin yüzde 85’inin yenilenebilir kaynaklardan ve doğal gazdan üretileceğini aktaran Özyıldız, bu öngörünün hem Türkiye’nin hem de dünyada bilinen birincil kaynakların büyük çoğunluğuna sahip olan yakın komşularımızın hayatını değiştireceğini vurguladı.  Konunun Türkiye için de önemli olduğuna değinen Özyıldız “Eğer yenilebilir enerji ve doğal gazın enerji üretiminde payı artacaksa, Türkiye, bu alanda geleceğini nasıl şekillendireceğine ivedilikle karar vermek zorundadır” dedi.

Keşfedilen yeni doğalgaz rezervlerinin ardından Türkiye ve KKTC’nin bölgedeki haklarından mahrum bırakılmaya çalışıldığını anlatan Özyıldız, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan tüm haklarını sonuna kadar kullanarak Doğu Akdeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerine hız vermesi ve bunun için gerekli teknik malzeme ve yetişmiş personel donanımı eksikliklerinin ivedilikle giderilmesi gerektiğini kaydetti.

Lokmanoğlu: Doğu Akdeniz’deki gelişmeler Türkiye’nin ve KKTC’nin geleceği ve güvenliği ile yakından ilgilidir”

 

MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu da böylesine önemli bir çalıştayın Doğu Akdeniz’in kalbinde, Mersin’de gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ettiği konuşmasında, Doğu Akdeniz havzasının sahip olduğu zenginlikler nedeniyle her dönemde büyük güç mücadelelerine sahne olduğunu, küresel ve bölgesel aktörlerin Doğu Akdeniz’i denetim altında tutma çabalarının bugün de devam ettiğini söyledi.

 

Dünya petrolünün yaklaşık yarısını ihtiva eden Akdeniz Bölgesinin; uluslararası ticaretin kavşak noktalarından biri olmasının yanı sıra son dönemde yeni enerji kaynaklarının keşfi, sismik araştırmalar, deniz yetki alanlarının belirlenmesi, Irak ve Suriye meseleleri nedeniyle sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin değil, kıyıdaş olmayan güçlerin de rekabet ve çatışma alanı haline geldiğini kaydeden Lokmanoğlu, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın askeri varlığı ile bölgenin eskisinden de sıcak hale geldiğini vurguladı.

 

“Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği ve güvenliği ile yakından ilgilidir” diye konuşan Cihat Lokmanoğlu, her iki ülkenin de hak ve menfaat kaybına uğramaması için Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini, bu nedenle çalıştayın çok faydalı olacağına inandığını belirtti.

 

 

Çalıştayın ilk oturumunda Amiral Mustafa Özbey’in moderatörlüğünde Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Doç. Dr. Murat Koç, Rafet Aslantaş, Doç. Dr. Nur Jale Ece, Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Prof. Dr. Sencer İmer’in katılımıyla Doğu Akdeniz’de değişen stratejik dengeler tartışıldı.

 

Prof. Dr. Sencer İmer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek ikinci oturumda ise, Şahin Yaman, Oğuz Türkyılmaz, Arif Ertik, Doç. Dr. Barış Salihoğlu, Yusuf Buldu ve Aydın Erdemir’in katılımı ile Doğu Akdeniz’in ekonomik fırsatları konusunda değerlendirmeler yapılacak.

 

 

 

 

 

BASIN BÜLTENİ -28 Şubat 2019

 

Sayın Basın Mensubu,

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ortaklaşa düzenlediği “İstihdam Seferberliği 2019” programı kapsamında yeni istihdam paketi açıklandı.  Programın ayrıntıları görselleriyle birlikte ekte bilgilerinize sunulmuştur.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

 

2019 İstihdam Seferberliği Başladı

 

2019 İstihdam Seferberliği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş birliğinde “Burası Türkiye Burada İş Var” sloganı ile başlatıldı. Teşvik programı ile 2.5 milyon yeni istihdam yaratmak hedefleniyor.

 

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ortaklaşa düzenlediği “İstihdam Seferberliği 2019” programı kapsamında yeni istihdam paketi açıklandı. 25 Şubat 2019 tarihinde TOBB ev sahipliğinde tanıtılan programın ayrıntıları şöyle:

 

Yeni İstihdama Ücret Desteği

Yeni teşvik kapsamında, işverenlerin nisan ayı sonuna kadar sağlayacağı her ilave istihdam için, 3 ay boyunca prim ve vergilerin yanı sıra ücreti de devlet ödeyecek. Prim ve vergi desteği izleyen 9 ayda da devam edecek.

 

Yeni İstihdamın SGK Primine, Vergisine Destek

İşverenler Aralık 2020’ye kadar her yeni istihdam için 12 ay süresince SGK primi ve vergi ödemeyecek. Kadıni genç ve engelli istihdamında ise bu destek 18 aya boyunca devam edecek. İmalat ve bilişim sektöründeki istihdamlarda ise daha yüksek tutarlarda prim desteği verilecek.

 

Kısa Çalışma Ödeneği

İşyerinde çalışma sürelerini geçici olarak azaltmak durumunda kalan işverenlere üç ay boyunca azaltılan süreye ilişkin çalışanlarının ücreti devlet tarafından karşılanacak. Kısa çalışma ödeneği başvuruları İŞKUR üzerinden yapılacak.

 

Asgari Ücret Desteği

2009 yılı için 12 ay süreyle çalışan sayısı 500’e kadar olan işverenlere aylık 150 TL, 500 ve üzeri çalışanı olan işverenlere aylık 101 TL asgari ücret desteği verilecek.  

 

Düzenli Ödemeye Devamlı Destek

SGK primlerini düzenli ödeyen işverenlere beş puanlık indirim yapılacak.

 

Kalkınmaya İlave Destek

Kalkınmada öncelikli 51 ilde işverenler tarafından ödenmesi gereken SGK primlerinin 5 puanlık indirimine ilave olarak 6 puanlık ek indirim yapılacak.

 

 

 

Önce İşbaşı Eğitim Sonra İstihdam Desteği

İşbaşı Eğitim Programları işverenlere ve iş arayanlara fırsatlar sunmaya devam ediyor. İşbaşı eğitim programlarına katılan kursiyerlere 3 ay, imalat ve bilişim sektöründe 6 ay, siber güvenlik, kodlama yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda 9 ay boyunca ücret ve sigorta desteği sağlanacak. İki yaş arası çocuğu olan kadın katılımcılara çocuk bakım destekleri verilecek.

 

İhtiyacınıza Uygun Nitelikli İşgücü Eğitimine Tam Destek

Mesleki Eğitim Ve Beceri Geliştirme İşbirliği Projesi (MEGİP) kapsamında iş dünyasının ihtiyacı olan nitelikli işgücü hazırlamak için 8 aya kadar mesleki eğitim kursları düzenleniyor. Kursiyerlerin ücret ve sigortalarını devlet karşılayacak.

 

 

Teşvik paketi ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.istihdamseferberliği.org adresinden ulaşılabiliyor.

 

Mersin Deniz Ticaret Odası yetkilileri, ilerleyen günlerde düzenleyecekleri toplantılarla üyelerine daha kapsamlı bilgilerin aktarılacağını kaydetti.

 

BASIN BÜLTENİ -1 Şubat 2019

 

Sayın Basın Mensubu,

Mersin Deniz Ticaret Odası meclis toplantısına katılan Ekonomist Harun Şişmanyazıcı’nın “Küresel Ekonomilerdeki Gelişmeler ve Türk Denizciliğine Etkileri” konulu sunumuna ilişkin haber metni görselleriyle birlikte ekte bilgilerinize sunulmuştur.

 

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

MERSİN DENİZ TİCARET ODASI

 

 

Harun Şişmanyazıcı: “2019 Yılının Sloganı, Belirsizlik”

 

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ocak ayı meclis toplantısına katılan Ekonomist Harun Şişmanyazıcı, “Küresel Ekonomilerdeki Gelişmeler ve Türk Denizciliğine Etkileri” konulu bir sunum yaptı.

 

Denizciliğin geleceğini öngörebilmek için onu oluşturan bütün etmenleri de bir arada incelemek gerektiğini belirten Şişmanyazıcı 2019 yılında karşılaşılabilecek hususlar, dünya gündemini meşgul edecek sorunlar ve deniz taşımacılığı için tehditler konusunda değerlendirmelerde bulundu.

 

2019’da global ekonomik belirsizliğin temel konulardan biri olacağını söyleyen Harun Şişmanyazıcı, küresel ekonomik politika belirsizlik endeksinin 2018’de 113.3 puandan, 227.8’e çıktığını, daha sonra 204.5’e düştüğünü ancak hala 2008’deki puanın üstünde olduğunu belirterek bu durumun 2019’da da devam edeceğini beklediklerini ve söz konusu durumun yatırımlar konusunda negatif etki yaptığını ifade etti. 2019 yılının sloganının “belirsizlik” olduğunu vurgulayan Şişmanyazıcı hiçbir şeyi önceden belirleyebilmenin mümkün olmadığını ve bir şeyi önceden kestirebilme periyodunun son derece kısaldığını söyledi.

 

24 aralıkta dünya borsalarının çöktüğünü hatırlatan Şişmanyazıcı Trump’ın FED Başkanı Powel’ı görevden alacağını açıklamasıyla Dow, Nasdaq ve S&P’nin çıktığı en yüksek seviyeden yüzde 20 aşağıya indiğini, Trump’ın geri adım atmasıyla tekrar yükseldiğini belirterek “Volatil (oynak) bir dünyadayız. Sözel yönlendirmeler her an her şeyi değiştirebiliyor dünyayı yöneten liderler daha otokrat ve ülkeleri şirket yönetir gibi yönetiyorlar.  Böyle bir dünyada geleceğe dönük kestirme yapmak mümkün değil” diye konuştu.  

 

“Çin sağlıklı büyümezse denizcilik piyasası çöker”

Sermaye piyasalarında büyük bir oynaklık olduğunu 2018’in sermaye piyasası açısından çok kötü bir yıl olduğunu ve 2019 yılı için de olumlu bir beklentinin bulunmadığını anlatan Harun Şişmanyazıcı ticaret savaşları, himayecilik, jeopolitik riskler ve yıkıcı teknoloji başlıklarının diğer gündem konuları olacağını belirterek şöyle konuştu:

 “Himayecilik, neoliberalizmi en çok savunan ABD’den geliyor. Geçmişte himayeciliği uyguladığı için Dünya Ticaret Örgütü ile OECD tarafından eleştirilen Çin ise liberal ekonomiyi savunuyor. Dünya ticaretinin gelişmesi için serbest ticaret yapılması gerekirken reel mili gelir açısından 1. sırada olan ABD eliyle neoliberal politikalar askıya alınıyor.”

 

“2019 yılında bir önceki yıla göre nispi olarak daha düşük bir küresel büyüme bekliyoruz. Dünya Bankası ve IMF 2019 yılı için beklentilerini aşağı yönlü revize etti. IMF 2019 yılı için yüzde 3,5 büyüme öngörüyor. IMF aynı zamanda, ticaret savaşlarının devam etmesinin Çin’in büyümesine yüzde 2 etki yapacağını belirtti. Yapılan araştırmalar ticaret savaşlarının devam etmesi halinde dünya GSMH’nin yüzde 0,5 azalacağını ortaya koymaktadır. Buna ek olarak 2017’ye göre daha kötü, 2015-2016’ dan daha iyi, 2018’ın biraz altında ya da üstünde bir deniz ticaret sektörü bekliyoruz.”

 

Çin’in sağlıklı büyümesinin denizcileri çok yakından ilgilendiren bir durum olduğuna dikkat çeken Şişmanyazıcı, “Çin sağlıklı büyümezse denizcilik piyasası bütün segmentleri itibarıyla; dökme yükler, tanker ve konteyner taşımacılığı bakımından çöker” diye konuştu.

 

Bir Kuşak Bir Yol (OBOR) projesi kapsamında Çin’in yapacağı yatırımları değerlendiren Ekonomist Harun Şişmanyazıcı, Çin’in bu konudaki teşvik ve yatırımlarının ekonomi için bir canlılık yaratabileceğini ancak buradaki hareketin konteyner taşımacılığını olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade etti. Demiryolundaki konteynerlerin teşvik edilmesinin deniz taşımacılığında rekabet yaratacağına dikkat çeken Şişmanyazıcı, Çin’in OBOR için 125 milyar teşvik vereceğini açıkladığını kaydetti.

 

“Çevreci regulatif önlemler denizcilik gündemini uzun süre meşgul edecek”

 Deniz ticaret piyasasında çevreci regulatif önlemlerin denizcilik gündemini uzun süre meşgul edeceğini belirten Şişmanyazıcı, yakıt sülfür oranlarını yüzde 0,5’e çekecek küresel sülfür düzenlemesinin 2020 yılında uygulanmaya başlayacağını hatırlatarak söz konusu uygulamanın denizcileri zorlayacağını ve çok sayıda geminin hurdaya ayrılacağını anlattı.

 

Deniz taşımacılığında konsolidasyonun özellikle konteyner taşımacılığında devam ettiğini vurgulayan Şişmanyazıcı, konteyner hat operatörlerinin kullandıkları gemi tonajlarını optimum seviyeye kadar büyüttüğünü, ölçek ekonomisini kullandıklarını ancak büyük gemilerin piyasa girmesi ve bu gemilerin sayısının artmasının sıkıntılı bir durum yarattığını, hat taşımacılığında kurulan ittifakların piyasanın büyük bir bölümünü kontrol ettiğini, bunun da küçük şirketlerin iflasına neden olduğunu anlattı. Şişmanyazıcı şu anda konteyner taşımacılığında 10 şirketin küresel kapasitenin yüzde 60-70’ine sahip olduğunu kaydetti.

 

Yeni üretim modellerinin ve değişen tüketim alışkanlıklarının deniz taşımacılığına olan talebi etkilediğini belirten Şişmanyazıcı, şöyle konuştu:

“Küreselleşme yerini bölgeselleşmeye bırakıyor. Yerinde üretim; tüketim merkezlerine yakın yerlerde üretme modeli önem kazanıyor.  Bu, deniz taşımacılığını etkileyecek unsurlardan biri.”

 

“Diğer taraftan bireylerin yeni tatmini, sahip olmaktan ziyade en erken sahip olmaya dönüştü. İnsanlara artık sahip olmak yetmiyor, en kısa sürede sahip olmak istiyor. İnsanlar ‘Ben eğer bir telefon sahibi olacaksam, o telefonun teknolojik ömrü bir yılsa ve o telefon bana gelene kadar 3 ay geçiyorsa, telefonu o kadar para verip ancak 8 ay kullanacaksam, o zaman bu telefona bir an evvel sahip olmalıyım diye düşünüyor. Bunu fark eden Alibaba vb. kuruluşlar kendi lojistik altyapısı kurmaya, hava alanlarında depolar almaya, kendi anlaşmalarını yapmaya başladı. Dolayısıyla en kısa sürede malı teslim ediyorlar. Ticareti yapan şirket nakliyeyi de kendisi gerçekleştiriyor. Kendileri bu piyasaya girerek lojistikçilere alternatif yaratıyorlar. Bu da tehditlerden biri.”

 

“Ham madde ihracatçılarının artık bunlara katma değer katarak ihraç etmesi, ihraç edilecek, dolayısı ile taşınacak miktarın azalmasına neden oluyor. Geçmişte, kuru yük gemileriyle demir cevheri taşınırdı. O demir cevherinin içindeki demir muhtevası yüzde 50-60’tır. Yüzde 50 demir muhtevası için toprak taşınıyordu. Şimdi içindeki demir muhtevası ayrıştırılarak gönderiliyor.  Benzer şekilde nikel cevherinin muhtevası yüzde 5’tir. 100 birim toprağın içinde 5 birim nikel var. Endonezya, Çin’den ithal nikel cevheri işleme tesisi kurdu, artık cevheri işleyip içinden nikeli ayrıştırıp nikeli Çin’e ihraç ediyor. Şimdi Çin’e 5 birim nikel gidiyor. Bütün bu gelişmeler deniz taşımacılığında hacim azaltıcı etkiler yaratıyor.”

 

2019 yılı için küresel beklentilere ilişkin görüşlerini aktaran Harun Şişmanyazıcı, ABD ekonomisinin 2010’dan beri sürekli büyüdüğünü, bunun normal olmadığını, herhangi bir ekonominin bu şekilde büyüdüğü zaman bir yerlerde riskler biriktirip sonra resesyona girdiğini bu nedenle ABD’nin resesyon riski altında olduğunu, Avrupa’da 2018’de başlayan durgunluğun devam edeceğini, parasal genişlemeye rağmen krizden çıkamayan ve yüzde 1’in altında büyüyen Japonya için  2019’da da farklı bir beklenti olmadığını ve Çin ekonomisinin küçülme trendinde olduğunu anlattı. Küresel bir resesyonun beklenmediğini söyleyen Şişmanyazıcı sunumun sonunda tanker, dökme yük, konteyner piyasalarını da değerlendirdi.  

 

Sunumun ardından MDTO Meclis Başkanı Levent Dipçin Şişmanyazıcı’ya MDTO Meclisi adına teşekkürlerini iletti.