Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Lojistik Bölümü öğrencilerini ağırladı. Öğretim görevlileri Erdem Daşçı ve Dr. Gül Canpolat eşliğinde gerçekleştirilen ziyarette, MDTO Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Tosuner öğrencilere “Konteyner Gemi Acenteliği: Tanımı, Görevleri, Güncel Zorlukları ve Dijitalleşmenin Etkileri” konulu kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Tosuner, sunumunda lojistik dünyasının dinamiklerini detaylandırırken, bir gemi acentesinin sadece bir aracı değil, aynı zamanda limanın dili, armatörün gözü ve yük sahibinin en büyük güvencesi olduğunun altını çizdi.
Teknolojinin hızla gelişmesine karşın yerel bilgi birikimi ve tecrübenin (local know-how) vazgeçilmez bir değer olduğunu belirten Tosuner, acentelerin limandaki tüm yasal ve operasyonel süreçlerin merkezi olduğunu ifade etti. Sunumunda acentenin temel rolünü, geminin limana girişinden çıkışına kadar olan süreci en kısa sürede ve en düşük maliyetle tamamlamasını sağlamak olarak tanımlayan Uğur Tosuner; gemi ve liman arasındaki koordinasyonun acenteler tarafından sağlandığını vurgulayarak, acentelerin gemi kaptanı liman otoritesi, gümrük, sahil güvenlik ve yük sahipleri arasındaki ana iletişim noktası olduğunu söyledi.
Konteyner acenteliğini dökme yük acenteliğinden ayıran en büyük farkın yükün takibi ve pazarlaması olduğunu bildiren Tosuner, acentelerin yer aldıkları süreçlerle ilgili şunları söyledi:
“Konteyner hatları limanlarla belirli gün ve saatler için anlaşır. Acente, geminin “pencere” (Berth Window) sistemine sadık kalmasını sağlar. Eğer gemi rötar yaparsa, acente limanla pazarlık yaparak gemiyi “kuyruğa” sokmadan yanaştırmaya çalışır. Geminin vinç (Gantry Crane) sayısını, posta (işçi grubu) sayısını liman işletmesiyle koordine eder. Bunun dışında, Bayplan ve Stowage (İstifleme) kontrolü dediğimiz operasyonları da yani gemide hangi konteynerin nereye konulacağı yine acente ve gemi zabiti tarafından onaylanır. Reefer (Soğutmalı) konteynerlerin takibi de yani bozulabilir gıdaların bulunduğu konteynerlerin elektrik bağlantılarının yapıldığını ve derecelerinin doğru olduğunu yine acente denetler.”
Uğur Tosuner, ETA bildirimlerinden rıhtım rezervasyonlarına, gümrük kontrollerinden ikmal koordinasyonuna ve masraf dökümlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan izin ve evrak trafiği hakkında da bilgi verdi.
Küresel Krizler, Dijital Dönüşüm ve Çevresel Sürdürülebilirlik
Sektörün karşı karşıya olduğu güncel krizlere değinen Tosuner, pandemi sonrası yaşanan konteyner krizinden Kızıldeniz’deki güvenlik sorunlarına kadar önemli tespitlerde bulundu. Ümit Burnu’nun dolaşılması gibi zorunlu rota değişikliklerinin varış sürelerini 10-15 gün uzattığına ve bunun navlun maliyetlerini doğrudan artırdığına dikkat çeken Tosuner, söz konusu rota değişikliğinin boş konteyner planlamasının bozulması anlamına geldiğini ve ekipman dengesizliği yarattığını anlattı.
Sektörün zevkli olduğu kadar riskli doğasına da değinen Tosuner, Süveyş Kanalı açılırsa yine sıkışıklık yaşanacağını sektörün kendini topalarlaması için 4 ay gibi bir süreye ihtiyaç olacağınu anlattı.
Sunumunun devamında sektördeki dijitalleşmenin hayati bir rol oynadığını ifade eden Tosuner, Port Community Systems (PCS) gibi tüm paydaşları tek platformda toplayan uygulamaların, yapay zeka destekli talep tahminleme modellerinin ve blockchain tabanlı elektronik konşimentoların (e-B/L) sektöre getirdiği hıza değindi.
Son olarak denizcilik dünyasının değişen çevresel regülasyonlarına ve Karbon Yoğunluğu Göstergesi (CII- Carbon Intensity Indicator) gibi sürdürülebilirlik kriterlerine vurgu yapan Uğur Tosuner, acentelerin gemilerin limanda gereksiz yakıt harcamasını (idle time) minimize ederek yakıt sarfiyatını ve karbon salınımını azaltmada kilit bir görev üstlendiğini kaydetti.
Tosuner sunumunu, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin kriz yönetiminde insan tecrübesine duyulan ihtiyacın her zaman devam edeceğini söyleyerek tamamladı.















