Kaynak : www.denizhaber.net

12.10.2020 Seaspan, Sanmar’dan 2 Adet Römorkör Satın Aldı

Kanadalı Seaspan, Vancouver operasyonlarında kullanmak için Sanmar’ın filosundan 2 adet römorkör satın aldı.

Sanmar’dan daha önce RAstar 2800 modeli 4 adet römorkör satın alan Kanadalı Seaspan şirketi, Vancouver Limanı’ndaki operasyonlarını genişletmek için yine Sanmar’ı seçti.

Şirket, Sanmar’ın filosunda hizmet veren Boğaçay VIII’i satın aldı. Seaspan Raptor ismi verilen römorkör, Kasım sonunda Vancouver’de çalışmaya başlayacak. 2021 yılının ilk çeyreğinde ikinci römorkör de Kanada’ya yolcu edilecek.

Vancouver merkezli ünlü tasarımcı Robert Allan tarafından Sanmar Tersaneleri için özel olarak tasarlanan ve Sanmar tarafından Boğaçay sınıfı olarak adlandırılan RAmparts 2400SX modeli römorkörler 24.4 m uzunluğunda ve 75 ton bariyer çekme gücünde. Boğaçay sınıfı römorkörler ayrıca yangınla 1. sınıf mücadele kabiliyetine sahip.

MEMNUNİYETLERİNİN KANITI

Sanmar Ticari Direktörü Ruçhan Çıvgın, Seaspan’la yapılan anlaşmayla ilgili “Kuzeybatı Pasifik deniz ekonomisinde önemli bir ortak olan Seaspan’ın Sanmar’a geri döndüğünü görmek bizi ayrıcalıklı hissettiriyor. Son 10 yıldır Sanmar römorkörleri ile çalışıyorlar ve bu geri dönüş her şekilde memnuniyetlerinin kanıtır. Bu son teslimatlarla Seaspan, amiral gemisi Boğaçay serisi römorkörlerimizi kullanma fırsatına sahip olacak” dedi.

SANMAR RÖMORKÖRLERİ 10 YILDIR ÇALIŞIYOR

Sanmar, RAstar 2800 modeli römorkörleri 2010 ve 2012 yılında Seaspan’a teslim etmişti. Seaspan Raven, Eagle, Osprey ve Kestrel isimlerini taşıyan Sanmar’ın römorkörleri, halen ilk günki gibi hizmet vermeye devam ediyor.

Robert Allan tasarımı römorkörlerin her biri 70 ton bariyer çekme gücünde.

9.10.2020 Vahap Seçer: Mersin’e ikinci limanın daha uygun olacağını düşünüyorum

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ve Dünya Gazetesi Yöneticisi Hakan Güldağ ile sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen “Yeni Ekonomide Aktif Belediyecilik” programına katıldı.

Mersin Limanı’nın genişlemesi konusundaki bir soru üzerine fikirlerini de açıklayan Seçer, şu ifadeleri kullandı:

“Liman burada önemli. Türkiye’nin önemli konteynır limanlarından bir tanesi. En büyük kapasiteye sahip ilk 2 limanından bir tanesi. Şimdi burada ikinci liman tartışması da var yıllardır. Bölge olarak da buna uygun bir bölgeye sahip. Serbest Bölge’nin yanında zaten Liman. Liman, Serbest Bölge. Zaten bu ikinci liman olarak düşünülen alan da, bunlar iç içe, yan yana. Ancak şu aşamada mevcut limanın genişlemesi konusunda bir çalışma var. Ben Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bunu uygun görmüyorum. Mersin’in şu andaki konumuna baktığınız zaman limanın büyümesi ile beraber işgal edeceği alanların, oranın yaşantısına, özellikle eski Mersin olarak tabir ettiğimiz bölgeleri düşünürsek, ki son zamanda buraların canlanması için birçok projeler, projeksiyonlar da yapıyoruz. Ama şimdi liman yeni dolgu alanları ile beraber oraları da olumsuz etkileyebilecek. Yeni yapılacak liman daha doğuya doğru. Eğer eski düşünce tekrar hayata geçirilecek olursa Mersin’de zaten iki görüş var. Bir; liman genişlesin diyenler var. Ama çoğunlukta da ikinci liman neden olmasın diyenler var? Aynı zamanda farklı limanların olması rekabet açısından da çok önemli. Çünkü burada baktığınız zaman liman hizmetlerine bu bize gelen tabi ki iş insanlarının yaptığı şikayetler; fiyatlar diğer limanlarla mukayese edildiği zaman biraz yüksek olduğu gözleniyor. Örneğin, İskenderun Limanı son zamanlarda tercih edilmeye başlandı. Oradaki liman hizmetlerinden rakam olarak daha ucuz faydalandıklarını söylüyorlar ithalat ve ihracatçı arkadaşlarımız. Bunları da düşündüğünüz zaman, orada yerimiz de uygun ise ikinci limanın daha uygun olacağını düşünüyorum.”

Başkan Seçer, bu açıklaması ile ikinci liman tartışmasının fitilini yeniden ateşledi.

9.10.2020 Beyrut Limanı, yerini Hayfa Limanı’na mı bırakıyor?

Lübnan’a ve bölge ülkelerine bir asırdan uzun süredir hizmet veren Beyrut Limanı’nın, bazı Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki normalleşme adımlarından sonra bu rolünü İsrail’deki Hayfa Limanı’na kaptırabileceği endişeleri doğdu.

Akdeniz’in en büyük limanlarından biri olmasının yanı sıra Lübnan’ın ekonomisi için can damarı sayılan Beyrut Limanı, 4 Ağustos’ta 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin infilak etmesi sonucu büyük yıkıma maruz kaldı.

Osmanlı döneminde 1894’te genişletilerek açılan Beyrut Limanı, konteyner, otomobil, kuru ve sıvı yük ve depolama tesisleri dahil olmak üzere hem yolcu hem kargo terminalleri ile 1,2 milyon metrekarelik bir alanı kapsıyor.

BAE’NİN İLK YÜK GEMİSİ HAYFA LİMANI’NA DOĞRU YOLA ÇIKTI

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) gümrük işletmeleri konusunda en büyük şirketi olan “DP World” ve “Dubai Customs”, limanların işletilmesi ve yatırımlar için geçen ay İsrailli Dover Tower şirketi ile ön anlaşma imzaladı.

BAE, söz konusu ön anlaşmayla İsrail’deki tüm limanlara farklı yatırımların yanı sıra İsrail’in Eilat Limanı ile Cebel Ali Limanı arasında direkt bir gemi sevkiyat hattı kurmak istiyor.

Söz konusu ön anlaşmada aynı zamanda, İsrail’e ait en büyük 2 limandan biri olan Hayfa Limanı’nın özelleştirilme ortaklığına da işaret ediliyor.

Arap basınının İsrailli yetkililere dayandırdığı haberlerde, BAE’den yola çıkan ilk yük gemisinin 12 Ekim Pazartesi günü Hayfa Limanı’na ulaşacağı belirtildi.

Haberlerde ayrıca, İsrail ile BAE arasındaki normalleşme anlaşmasından sonra Hayfa Limanı’na doğru Asya’nın güneydoğusundan yola çıkan tüm yük gemilerinin Cebel Ali Limanı’na uğrayabileceği vurgulandı.

Lübnanlı uzmanlar, BAE ve Bahreyn ile İsrail arasındaki normalleşme süreci ışığında ülkenin bitmeyen iç siyasi çekişmelerinin yanı sıra ekonomik kriz ve 4 Ağustos’ta meydana gelen patlamadan sonra yıkıma maruz kalan Beyrut Limanı’na dair değerlendirmelerde bulundu.

“ARAP ÜLKELERİ HAYFA LİMANI’NA YÖNELİRSE, BEYRUT LİMANI ROLÜNÜ KAYBEDER”

Hristiyan Lübnan Güçleri Partisi’nden Milletvekili Vehbe Katişa, İsrail ile Körfez’deki Arap ülkeleri arasında varılan normalleşme anlaşmasının, Hayfa Limanı kapılarını Arap ülkelerine açabileceğini söyledi.

Körfez ülkeleri için Hayfa Limanı’nın Beyrut Limanı’ndan daha yakın mesafede yer aldığına dikkati çeken Katişa, “İsrail, Hayfa Limanı’nı yabancı firmalar aracılığıyla genişletme ve karşılıklı konteyner taşımacılığı kolaylığını sağlama imkanına sahiptir. İsrail’in bu kolaylıklarına karşı ihtilaf ve karışıklıklar içindeki Lübnan’da ise geleceğe yönelik herhangi bir vizyon görülmüyor.” dedi.

Beyrut Limanı ve Trablusşam Limanı ile İsrail’in Hayfa Limanı’nın, Akdeniz’in doğuya açılan 3 ana kapısı sayıldığına işaret eden Katişa, “Beyrut Limanı, Arap ülkelerinin Hayfa Limanı’na yönelmesi durumunda rolünü kısmen kaybedebilir.” diye konuştu.

Lübnanlı siyaset ve ekonomi uzmanı Sami Nadir de İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasındaki normalleşme dalgasının beraberinde zorlu bir süreci getireceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ortaya ciddi bir rekabet çıkar. Lübnan’ın da rolünü yeniden belirlemek üzere harekete geçmesi gerekiyor. Lübnan yeni bir ekonomik plan kapsamında kendisine vizyon belirlemezse, Beyrut Limanı’nın kaybı olur.”

“İSRAİL, SUUDİ ARABİSTAN VE ÜRDÜN ÜZERİNDEN BİR BORU HATTI İNŞA ETMEYİ HEDEFLİYOR”

Lübnanlı emekli general Naci Melaib ise Arap ülkelerinin, normalleşme dalgası bağlamında İsrail Hayfa Limanı’na yönelerek Beyrut Limanı’nı maruz bırakacağı zararı “siyasi bir adım” olarak yorumladı.

Patlamalar sebebiyle ciddi yıkıma maruz kalan Beyrut Limanı’ndaki konteyner istasyonu ve vinçlerin hasar gördüğünü hatırlatan Melaib, “Beyrut Limanı kısa süre içinde yüzde 70 kapasiteyle faaliyete geçti. Ancak normalleşme adı altındaki Arap ülkelerinin İsrail açılımı ve özellikle de Hayfa Limanı’na yönelmeleri halinde Beyrut Limanı zarar görebilir.” dedi.

Melaib, İsrail’in BAE ortaklığında Körfez’den Hayfa Limanı’na uzanacak şekilde Suudi Arabistan ve Ürdün üzerinden bir petrol boru hattı inşa etmeyi hedeflediğine işaret etti.

“HAYFA LİMANI’NIN GELİŞMESİ, BEYRUT LİMANI’NA OLUMLU ETKİ EDECEK”

Beyrut Limanı Yönetim ve Yatırım Müdürü Basim el-Kaysi ise Hayfa Limanı’nın gelişmesiyle ortaya çıkacak güçlü rekabetin Beyrut Limanı’na olumlu yönde etki edeceğini söyledi.

Beyrut Limanı’nın Akdeniz havzasındaki limanlar arasında 10’uncu sırada geldiğine dikkati çeken Kaysi, bu limanın normalleşme anlaşmalarına rağmen değerini korumaya devam edeceğini savundu.

Kaysi, “Beyrut Limanı olarak bizim birtakım özelliklerimizin yanı sıra fiyatlarımız uygun ve rekabetçidir. Ayrıca Beyrut Limanı’nı genişletme ve geliştirme yönünde de planlar var.” ifadelerini kullandı.

“NORMALLEŞME, KÖRFEZ ÜLKELERİNE HAYFA LİMANI’NI KULLANMA FIRSATI VERİYOR”

Lübnanlı ekonomi uzmanı Batrik Mardini de “Normalleşme süreci, Akdeniz üzerinden ticaret için Körfez’deki Arap ülkelerine İsrail’e ait Hayfa Limanı’nı kullanma fırsatı veriyor. Hayfa Limanı, Beyrut Limanı ve Suveyş Kanalı’nın en bariz rakibi olarak öne çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Hayfa Limanı’nın bölge ülkeleriyle karşılıklı ticaret hizmetini kaldırabilecek potansiyele sahip olduğu ve özellikle de Hayfa Limanı’ndan Körfez ülkelerine bir demir yolu inşası olabileceğine işaret eden Mardini, şöyle devam etti:

“Beyrut Limanı, iyi bir derinlik ve çok kullanışlı havuzlara sahip olmasına rağmen yolsuzluk ve işlevsizliğe yol açan kötü idareden dolayı geride kalıyor. Lübnan, uluslararası ticareti kolaylaştırma ölçülerinde 190 ülke arasında 143’üncü sırada yer alıyor. Dolayısıyla Lübnan’ın uluslararası ticarette kaybetmesinin en önemli sebeplerinden biri de kötü yönetimdir.”

Lübnan’daki limanlar için yap-işlet-devret sistemi önerisinde bulunan Mardini, “Beyrut Limanı’na ilgi duyan çok önemli uluslararası firmalar var. Beyrut Limanı zaten ilk başta özel işletme olarak hizmet vermişti ancak devlet, 1960 yılında çıkardığı kararla kamu işletmesine aldı.” diye konuştu.

ABD HİMAYESİNDE İSRAİL İLE NORMALLEŞME DALGASI

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ağustos’ta BAE’nin, 11 Eylül’de de Bahreyn’in İsrail ile “ilişkilerini tamamen normalleştirmek” için anlaşmaya vardıklarını duyurmuştu.

İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında varılan “ilişkilerin normalleştirilmesine” yönelik söz konusu anlaşmalar 15 Eylül’de Beyaz Saray’da imzalanmıştı.

9.10.2020 Kovid-19’a Rağmen Yılın 9 Ayında ABD Ve Rusya’ya İhracat Arttı

Türkiye’nin ABD’ye ve Rusya Federasyonu’na ihracatı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen yılın 9 ayında arttı.

Kovid -19’un olumsuz etkilerinden dolayı ocak – eylül döneminde birçok ülkeye dış satımda gerilemeler görülse de Türkiye’nin bu dönemde dünyanın önde gelen ekonomilerinden ABD ve Rusya Federasyonu’na ihracatı hız kesmedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’nin geçen yılın ocak – eylül döneminde 5 milyar 826 milyon 797 bin dolar olan ABD’ye ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 5,4 artarak 6 milyar 138 milyon 749 bin dolara yükseldi.

Rusya Federasyonu’na bu dönemde gerçekleşen dış satım da yüzde 2,6 artışla 2 milyar 710 milyon 72 bin dolardan 2 milyar 780 milyon 11 bin dolara ulaştı.

Sektörler bazında ülkelerin dış satımlarına bakıldığında yılın 9 ayında ABD’ye en fazla ihracatı otomotiv endüstrisi gerçekleştirdi. Otomotiv endüstrisi bu dönemde ABD’ye 636 milyon 733 bin dolar dış satım gerçekleştirdi.

Bu ülkeye otomotiv endüstrisinin ardından halı sektörü 621 milyon 467 bin dolarlık, kimyevi maddeler ve mamulleri 595 milyon 526 bin dolarlık, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 585 milyon 529 bin dolarlık, savunma ve havacılık sanayii 531 milyon 107 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Yılın 9 ayında ABD’ye en fazla ihracat artışı yüzde 216,2’yle yaş meyve ve sebze sektöründe gerçekleşti. Yaş sebze ve meyveyi yüzde 161,7’yle gemi ve yat, yüzde 58,5’le mobilya kağıt ve orman ürünleri, yüzde 44,4’le mücevher, yüzde 43,5’le çelik sektörleri izledi.

Ülkeye yaş meyve ve sebze sektörü 3 milyon 955 bin dolarlık, gemi ve yat sektörü 20 milyon 624 bin dolarlık, mobilya kağıt ve orman ürünleri 163 milyon 824 bin dolarlık, mücevher sektörü 350 milyon 692 bin dolarlık, çelik sektörü 301 milyon 252 bin dolarlık dış satım gerçekleştirdi.

RUSYA FEDERASYONU’NDA ÖNE ÇIKAN SEKTÖR YAŞ MEYVE VE SEBZE OLDU

Rusya Federasyonu’na ise bu dönemde en fazla ihracatı 543 milyon 990 bin dolarla yaş meyve ve sebze sektörü gerçekleştirdi. Bu sektörü 334 milyon 989 bin dolarla otomotiv endüstrisi, 312 milyon 102 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 267 milyon 89 bin dolar makine ve aksamları, 203 milyon 929 bin dolarla tekstil ve ham maddeleri takip etti.

Ocak – eylül döneminde Rusya’ya en fazla ihracat artışı yüzde 176,4 ile gemi ve yat sektöründe gerçekleşti. Bu sektörün ardından ülkeye dış satımda meyve ve sebze mamulleri yüzde 51,2, fındık ve mamulleri yüzde 48,6, savunma ve havacılık sanayii yüzde 42,3, yaş meyve ve sebze yüzde 31,9 artış kaydetti.

İl bazında bakıldığında ise ABD ve Rusya’ya en fazla dış satım İstanbullu ihracatçılar tarafından gerçekleşti.

İstanbul, yılın 9 ayında ABD’ye 2 milyar 184 milyon 138 bin dolar, Rusya’ya ise 1 milyar 100 milyon 33 bin dolar tutarında dış satım gerçekleştirdi.

8.10.2020 Gemi İnşa Yeni Rekorla Hedef Büyüttü

Gemi ve yat inşa sektörü eylül ayında yüzde 331.5 artışla yeni rekor kırıp, ihracatını en fazla artıran sektör oldu. GYHİB Başkanı Cem Seven, pandemi sonrası 1 milyar dolar olarak belirlenen yılsonu ihracat hedefini bu ay 1.2 milyar dolara revize ettiklerini açıkladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) açıkladığı verilere göre eylül ayında gemi ve yat sektörü, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 331.5 oranında artış göstererek, 159,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Tersaneciler böylece eylül ayında tüm sektörler arasında ihracatını en fazla artıran sektör oldu. Yılın ilk 9 ayı itibariyle de 2019 yılında 726 milyon dolar olan toplam yıllık ihracat tutarı 2020 yılı ilk 9 ayında 920 milyon dolar seviyesine yükseldi.

Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Başkanı Cem Seven, “Pandemi nedeniyle yılsonu hedefimizi 1 milyar dolara düşürmüştük. Eylül ayı rakamlarının açıklanmasının ardından teslimatını yapacağımız gemileri de göz önüne alarak, yılsonu hedefimizi 1.2 milyar dolara çıkardık” dedi. Hatırlanacağı gibi sektör, salgın sonrası yabancı alıcıları ‘jet uçak’ çözümü ile Türkiye’ye getirerek seyahat engelini aşmış, ihracatı hızlandırmıştı.

YAT SİPARİŞİ ARTTI

Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’in haberine göre, 2020 yılında yapılan toplam 920 milyon dolarlık sektör ihracatının 541 milyon doları gemi, 110 milyon doları yat, 106 milyon doları römorkör, 97 milyon doları feribot, 25 milyon doları yan sanayi, 41 milyon doları da tankerler ve diğer deniz araçları ihracatı olarak kaydedildi. En çok ihracat gerçekleştirilen ülke 214 milyon dolar ile Norveç oldu. Yat ihracatı yılın ilk dokuz ayında yaklaşık yüzde 18 arttı. Pandemi sonrası yat tatiline ilginin artmasıyla bu alandaki yeni siparişler de yükselişe geçti.

ARMATÖRÜN YATIRIM İŞTAHI ARTTI

Gemi alım satım piyasası hareketlendi. Gemi broker’lik şirketi Pelikan Denizcilik’in ortağı Meltem Süloğlu, “Piyasa çok hareketli, satılık gemilere ilgi çok arttı. Özellikle utramax piyasası daha hareketli. Ancak piyasada çok gemi olduğu için fiyatlara henüz fazla yansımadı” dedi. Süloğlu, armatörün yatırım iştahına karşın bankaların ise finansman konusunda isteksiz olduğunu belirterek, “Armatör alıma istekli ama finansman bulamayan harekete geçemiyor” dedi.

DENİZDE YENİ ÇİN RALLİSİ

Küresel deniz ticaretinin önemli barometrelerinden biri olarak kabul edilen Baltık Kuru Yük Endeksi (BDI) yeni rekor kırdı. Çin’in demir çelik talebini artırması ile hızlanan BDI, son iki haftada yüzde 25’in üzerinde artışla 2 bin 97 puana çıkarak son bir yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Gemi Brokerleri Derneği (GBD) Başkanı Kaptan Semih Dinçel, “BDI, Çin’den gelen ekim ayı yüklemeli demir cevheri talebiyle özellikle capesize endeksinin ivmesiyle son 12 ayın yılın en yüksek seviyesini yakaladı. 6 Ekim kapanışları 7 ve 15 günlük ortalamaları analiz ettiğimizde son bir haftada roketlemeyi görüyoruz. Şubat 2020’den bugüne Çin’de demir çelik üretimi yüzde 9 artarak 94.8 milyon tonla rekora ulaştı. Dünyanın geri kalan ülkelerindeki üretim yüzde 10 düştü. Pandeminin kaymağını Çin yiyor” dedi.

8.10.2020 Yunanistan, Skaramanga Limanı’nı da Satıyor

Ekonomik çıkmazın eşiğinde olan Yunanistan stratejik limanlarını bir bir elinden çıkarıyor.

ABD, stratejik öneme sahip Dedeağaç ve Elevsina Limanı’nın ardından Skaramanga Limanı’nı da almak için Yunan yetkililerle masaya oturdu.

ABD BÜYÜK BİR TERSANE KURACAK

ABD’nin hedefinin Avrupa’nın en büyük tersane inşa etmek istediği ifade edildi. ABD’nin bölgede donanmaya katılacak 4 yeni fırkateynin inşasını Yunanistan’daki tersanelerde yapmayı hedeflediği kaydedildi.

Ayrıca ABD, Yunanistan’daki tersaneleri de 6. Filo’nun bakım merkezi haline getirmeyi planlıyor.

İLK GÖRÜŞME WASHİNGTON’DA YAPILDI

Genel Müdür Adam Boehler başkanlığındaki Amerikan Devlet Finans kuruluşu International Development Finance Corporation (DFC) yöneticilerinin, Amerikan İhracat-İthalat Bankası başkanı Kimberly Reed ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Müdür Yardımcısı Bonnie Glick ile birlikte Elevsina tersanelerinde ziyaretinden sonra, ONEX şirketi Başkanı Panos Ksenokostas Washington’da Skaramanga tersanelerini satışını konuştuğu kaydedildi.

8.10.2020 ABD, Hayfa Limanı’nı İşletecek Şirket Arıyor

İsrail’in dünyaya açılan kapısı Hayfa Limanı, ABD ve Çin’i karşı karşıya getirdi. Bu ay sonunda vitrine çıkacak olan İsrail’in en büyük limanını Çinliler’e kaptırmak istemeyen ABD Yönetimi, limanı işletecek şirket arayışında.

Ekim ayı sonuna kadar tekliflerin alınacağı liman için biçilen ücret ise 2 milyar İsrail Şekeli yani 586 milyon dolar. Liman için adı geçenler arasında iki ülkeden 2 şirket bulunuyor. Bunlardan biri Türkiye’den Yıldırım Holding. Diğeri ise İsrail’in siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya başladığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin kamuya ait şirketi DP World.

DUBAİ EMİRİ’NİN ŞİRKETİ DE TEKLİF VERECEK

Henüz resmi açıklama gelmese de ABD ve Alman basınına göre Yıldırım Holding’in İsrail’in en büyük limanına karşı sıcak baktığı ifade ediliyor. Diğer ilgili şirket olan DP World ise İsrailli işadamı Shlomi Fogel ile bir ortaklık yaptı ve bu ortaklıkla teklif vermeye hazırlanıyor.

Dünya’dan Kerim Ülker’in haberine göre, Dubai Emiri Sheikh Mohammed bin Rashid Al Maktoum tarafından yönetilen DP World, 50 binden fazla çalışana sahip. Türkiye’de de bir liman işleten DP World, 40 ülkede operasyon yapıyor. Şirketin cirosu ise 8.5 milyar dolar.

İhalede adı geçen Yıldırım Holding ise liman işletmeciliğini Yılport Holding aracılığıyla yürütüyor. Şirketin portföyünde Türkiye’de 4, Portekiz’de 7, İspanya’da 2, Peru’da 1, Malta’da 1, Norveç’te 1 ve İsveç’te 2 terminal var ve bunların değeri 2 milyar doların üzerinde. Bilindiği üzere Hayfa’daki bir terminali Çinli Shanghai International Port Group kazanmış ve 25 yıl işletmesini üstlenmişti.